AnaSayfa  |  Aktiviteler  |  Linkler  |  Tanıklıklar  |  İletişim  |  S.S.S.
     
     
Menü
Ana Sayfa
Kuruluş & Tarihçe
İnanç Bildirgemiz
İbadet Saatleri
Vaazlar & Makaleler
Resimler
Kitaplık
Download
 
Haberler - Duyurular
 
 
 
 
 Bayramlar (Levililer 23)

Ben bayramları çok seviyorum, bayram günleri benim için çok özel günler oluyor. Bayram gününe az bir zaman kala içimi farklı duygular kaplıyor. Örnek geçenlerde kutladığımız Noel [Doğuş Bayramı], doğuş bayramına dört hafta kala her sene benim içimi bir beklenti heyecanı sarıyor. Ve bu beklenti zamanını hep Noel'le ilgili şeyler düşünerek geçiriyorum. Bu bekleyiş zamanı içinde Kutsal Kitap'tan Mesih'in doğumu ile ilgili ayetleri okuyorum, Noel'le ilgili başka kitaplar ve ilginç Noel öyküleri okuyorum. Her geçen hafta kiliseyi daha da çok süslüyorum ve Noel'le ilgili programlar hazırlıyorum. Bütün bunları yaparken Kurtarıcımızın dünyamıza geldiği günü tekrar hatırlıyorum. Ve Tanrı'nın bizim için yaptığı o mükemmel planı anımsayarak ayrı bir bereket alıyorum. Ve çok mutlu oluyorum. Bu yüzden ben bayramları çok seviyorum.

Eski antlaşma dönemine baktığımızda da Tanrı'nın halkının birçok bayramlar kutladığını görüyoruz. Bu kutlanılan bayramlar o dönemdeki yaşayan halka bazı gerçekleri anımsatmak, hem de bu dönemde yaşayan bizlere Tanrı'nın sağlayışlarını öğretmek için kutlanıyordu. Kutlanan bu bayramlar Tanrı'nın geçmişte sağladığı büyük kurtarışlara ve bereketlere halkın dikkatini çekiyordu. Yani bu bayramlar onlar için Yeşu'nun Şeria Irmağını geçtikten sonra diktiği tanıklık taşları gibiydi. Yeşu İsrail halkı ile birlikte vaat edilen topraklara girmesi için önlerinde onları engelleyen Şeria Irmağını geçmeleri gerekiyordu. Bu imkansız bir şeydi çünkü orada bir köprü yoktu aynı zamanda ırmak çok derin ve geniş olduğu içinde yürüyerek geçemezlerdi ama Tanrı halkı için orada bir mucize yaptı ve tıpkı Kızıl Deniz'i ortadan ikiye ayırdığı gibi Şeria Irmağını da ortadan ikiye ayırdı ve halk oradan Tanrı'nın yaptığı bu mucize sayesinde geçebildi. Bütün halk geçtikten sonra Yeşu kendisinden sonra gelen kuşakların Rabbin onlar için yaptığı mucizeyi öğrenmeleri ve bu mucizeyi yaşayan halkında hiç unutmaması için ırmağın ortasına taşlar dikti. Ve ırmak tekrar akmaya başlayınca ortadaki bu taşlar görünüyordu. Ve böylece halk bu taşlara baktıkça Tanrı'nın onlar için yaptığı mucizeyi hatırlıyorlardı ve çocukları onlara bu taşlar nedir diye sorduklarında onlarda çocuklarına ve kendilerinden sonra gelen kuşağa Rabbin onlar için yaptığı işleri anlatıyorlardı. Aynı şekilde Tanrı'nın halkının kutladığı bu bayramların amaçlarından biride buydu. Kendilerinden sonra gelen kuşaklara Rabbin onlar için yaptığı işleri anımsatmak.

Aynı zamanda bu bayramlar ileride gelecek olan Mesih ile ilgili vaatleri de işaret ediyordu. Yıllık kutlanan bayramların toplam sayısı yediydi bu bayramların ilk dördü Mesih'in birinci gelişinde tamamladığı işleri, son üçü de ikinci gelişinde tamamlayacağı işleri simgelemektedir kutlanan bayramların sayısının yedi olmasının bir önemi vardır. Kutsal Kitaba baktığımızda yedi rakamı Tanrı'nın sayısını ve Onun mükemmel işlerini simgeliyor. Tıpkı yaratılışın yedi günde tamamlanması gibi biraz sonra bu bayramları incelerken de göreceksiniz hepsinin Tanrı'nın mükemmel planını simgeleyen yedi rakamıyla ilgisi vardır.

Bu bayramlar İsrail halkı için büyük önem taşıyordu ve Tanrı onlardan bu bayramları kutlamalarını istemişti. Bu bayramları kutlamak için aralarında yolculuk edebilecek durumda olanlar yılda üç kez şehirlerinden ve evlerinden ayrılarak kutlama yapılan yere gelirlerdi gelirken her şeyi Tanrı'ya güvenerek Ona emanet ederek gelirlerdi çünkü Tanrı halkını korumayı vaat etmişti. Mısırdan Çıkış 34:22-24

Tanrı'nın İsraillilerden kutlamalarını istediği bu bayramların diğer bir amacıda İsraillilere sürekli olarak Tanrı'nın kutsal, özel ve seçilmiş ayrıcılıklı bir halkı olduklarını hatırlatırdı. Aynı zamanda etraflarındaki yabancılara ve diğer uluslara da İsrail'in Tanrı'sını onun yaptıklarını ve gücünü gösteren bir tanıklık oluyordu. Ve bu kutsal günleri tutmaları İsraillilerin antlaşmaya olan adanmışlıklarının da bir parçasıydı. İsrail oğullarının tutması ve kutlamaları için verilen gün ve bayramlar şunlardı.

(1) Haftalık dinlenme Sept günü : Yedi gün de bir.

(2)
Fısıh Bayramı : Her yıl yapılan ve yedi gün süren bir bayram.

(3)
Haftalar diğer bir adı Pentikost Bayramı : Fısıhtan elli gün sonra yılın yedinci haftası kutlanan bir bayram.

(4)
Kefaret yani bağışlatma günü (Yom Kippur) : Yılın yedinci ayı kutlanan bayram.

(5)
Turfandalar Bayramı.

(6)
Borazanlar Bayramı.

(7)
Çadırlar Bayramı.

Şimdi bu bayramları halkın nasıl kutladığına ve günümüzde bizim için ne anlama geldiğine ve kurtarıcı olan İsa Mesih'i nasıl işaret ettiklerine bakalım.

1. HAFTALIK DİNLENME SEPT GÜNÜ

Kutsal kitap tarihi boyunca Tanrı'nın özelikle üzerine durduğu konulardan birisidir. Hatta Musa'ya verdiği on emrin içerisindeki dördüncü emirlerden de bir tanesidir. "Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın, ama yedinci gün bana Tanrın Rab'be şabat günü olarak adanmıştır." Ve Sept Günü ile ilgili, M. Çıkış 20:8-11 şunlar yazılıdır, Sept Günün kökleri ta yaratılışa dayanmaktadır. Başlangıcı Aden Bahçesi'nden geliyor. Sept günü göklerin ve yerin Rabbi olarak Tanrı'yı işaret eder. Bugünde yapılan tapınmalar Tanrı'yı sahte ilahlardan kesin bir şekilde ayırır. Bu yüzden Sept Günü'nü tutmak Tanrı'ya bağlılığın bir işaretidir. Tanrı insana çalışması için altı gün vermişti. İnsanlar bugün süresince çalışmalarını istedikleri gibi sürdürebilir ama yedinci günü hep dinlenmek hem de ruhsal beslenmek için Tanrı'ya ayırması gerekiyor. Tanrı halkının kendisine tapınması için Sept Günü'nü tutmalarını istiyor. Tanrı'nın tapınma ve saygı görmeyi isteği Onun yaratıcı ve buna layık olması gerçeğine dayanıyor. Aynı zamanda Tanrı'nın yaratıcı gücünün anısı olan Sept Tanrı'nın gökleri ve yeri yaratığına tanıklık etmektedir.

Eski antlaşmada Tanrı'nın verdiği şeriat yasalarında Sept Günü çok büyük bir önem taşımaktadır. Tanrı eski antlaşma tarihi boyunca bir çok yerde İsrail oğullarını Sept Günü tutmadıklarından dolayı itaatsizlikle suçluyor. Hatta Sept Günü'nün tutulması Tanrı için o kadar çok önem taşıyordu ki bir kişi Sept Günü'nü tutmadığı zaman ölümle yargılanıyordu.

Hamdolsun bizler şeriat altında değil Tanrı'nın lütfu altında yaşıyoruz. Ve Tanrı bizi sert kurallarla yönlendirmiyor ama bazen biz Tanrı'nın lütfu altında yaşadığımızı söyleyerek Tanrı için önemli olan bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz. Tanrı'nın eski anlaşmadaki bu Sept Günü ile ilgili düşünceleri bize bir gerçeği göstermek istiyor. Tanrı halkının bir araya gelmesini daima arzu ediyor ve bunu çok istiyor. Bir yasa olarak değil de Tanrı'yı hoşnut etmek için sen Tanrı'nın bu isteğini yerine getiriyor musun? Sept Günü demek Tanrı'yla ve kardeşlerle paydaşlık yapmak demektir. Bu anlamda baktığımızda Tanrı hala Sept Günü'nü tutmamızı ve hem kendisiyle hem de kardeşlerle bu paydaşlıkları hala yaşamamızı istiyor. Yeni Antlaşmada bunu destekleyen bir çok ayet bulabilirsiniz. Örneğin kilisenin ilk kurulduğu elçiler dönemine baktığınızda elçilerin bu beraberliğin ve bir araya gelmenin üzerinde çok durduklarını göreceksiniz. Elç. İşleri 2:42-44 Onlar hep bir araya geliyorlardı çünkü İsa onlardan bunu istemişti hatırlarsanız İsa Getsemani Bahçesi'nde dua ederken bunu söyledi "Adında bir olsunlar." [Kuşkucu Tomas örneği]

2. FISIH VE MAYASIZ EKMEK BAYRAMI

Bu bayram Yahudiler tarafından her yılın ilk ayı olan Mart'ın sonuna ve Nisan'ın ilk başına denk gelen Aviv ayında kutlanırdı. Kışın soğuğu atlatılmış, baharın tazeliği ve çiçeklerin dolayı süslediği bu dönemde ülkenin her bir yerinden yola çıkan insanlar Kudüs'e gelirlerdi. Bir çokları yaya olarak yolculuk ederlerdi ayrıca bir çok kervanda geldiği için bu tarihte kutsal kent çok kalabalık olurdur. Bir çok İsrailli bu zamanda yürekleri bayram sevinciyle dolarak İbrani ezgileri söyleyerek Kudüs'te Yahve'nin yaptıklarını, büyüklüğünü ve yüceliğini överlerdi. Mısır'daki kölelikten kurtuluşu anmak için ciddi ve etkileyici törenler yapılırdı. Bu törenler aracılıyla halk Tanrı'nın tarihte onlar için yaptığı şeyleri ve o önemli günü hatırlayarak kutlarlardı. Ne idi o gün? Tanrı onları için ne yapmıştı?

Tanrı halkı İsrail'in Mısır'daki feryatlarını duymuş ve onları oradaki kölelikten Firavun'un baskısından kurtarmak istiyordu. Ama Firavun Tanrı'nın halkını salmak istemiyordu. Tanrı onları kurtarmak için Musa aracılıyla bir çok mucizeler ve felaketler yaptı. Bunlara rağmen yine de Firavun'un halkı salmak istemedi. Tanrı en sonunda Mısırlılara ve Firavun'a belalarının en kötüsünü verdi.

Yılar boyunca Mısırlılar İsraillilerden doğan erkek doğan çocukları öldürmüşlerdi. Ama artık Tanrı'nın gazabı onların üzerine geliyordu. Belirlenen gecede Mısırlılardan her ilk doğan çocuk ölecekti. O gece Tanrı'nın buyruğu uyarınca her İbrani aile lekesiz bir kuzu kurban eder ve kanını kapılarının üstüne sürer. Rabbin meleği kanı gördüğü evlerde oturanlara dokunmaz ama kapısına kan sürümeyen evlerde her ilk doğan çocuğun canını alır. Bu şekilde Fısıh bayramı oluştu. Fısıh uğramadan geçmek atlamak anlamına gelir. Lekesiz bir kuzunun kanı nerede kapılarının çerçevelerine sürüldüyse ölüm meleği oraya girmedi. Kanın simgelediği kurtarışı güvenip Tanrı'ya itaatle uyan İsrailliler veya Mısırlılar böylece ilk doğanlarını ölümden kurtardılar. M. Çıkış 12:12-14 Ayetlerinde dediği gibi Fısıh İsrailliler için hem bir anı hem de örnek olacaktı. Fısıh yalnız Mısırdan kurtuluşu değil gelecekte Mesih'in kendi halkını günaha tutsaklıktan kurtarışını da temsil edecekti. Fısıh bayramında kesilen kuzu Tanrı'nın kurban kuzusu olan İsa'yı temsil etmektedir. 1. Kor. 5:7'de Pavlus İsa Mesih'in Fısıh kurbanımız olduğunu söylemektedir. Fısıh kurbanı İsa Mesih'le çok önemli paralellikler gösterir.

Kurban Nisan ayında kesildi çünkü Fısıh bu tarihteydi. İsa Mesih'e baktığımız zaman Mesih fısıh bayramını sırasında öldü.

Fısıhta kesilecek olan kurban bir kuzu olmalıydı ve Yuhanna 1:29'da İsa Tanrı kuzusu olarak adlandırılıyor

Kesilecek olan kuzunun lekesiz ve kusursuz olması şarttı. 1. Petrus 1:19'da İsa Mesih'in lekesiz günahsız ve kusursuz bir kuzu olduğu ifade ediliyor

Kuzu yaşam doruğundayken kurban edilecekti Galat 4:4'e baktığımızda İsa Mesih'in Tanrısal zamanın doruğunda kurban edildiği gösteriliyor

İsraillilerin yaşaması için kuzunun kanı döküldü Yuhanna 19:34'e baktığımızda dünyanın yaşam bulması için Mesih'in kanının döküldüğü söyleniyor.

Biraz önce okuduğumuz ayetlere baktığımızda kurban etinin acı otlarla birlikte yenilmesi gerekiyordu. Buradaki acı otlar aklanmayı simgeliyor. Hatırlasınız Davut Tanrı'ya yükselttiği tövbe duasında beni mercan köşk otuyla arıt paklanayım yıka beni kardan beyaz olayım diyor. Kuzu bir bütün olarak hazırlanacak hiçbir kemiği kırılmayacaktır. Aynı şekilde bizim için çarmıhta canını veren Tanrı Kuzusu İsa Mesih'in tek bir kemiği bile kırılmamıştır.

Kuzunun eti yenilecektir. Aynı şekilde bizlerin de İsa Mesih'e sadece günahlarımızın affı için güvenmemiz yeterli değildir. Onun sözün aracılıyla sürekli olarak İsa Mesih'ten ruhsal besin almaya devam etmeliyiz. İsa Yuhanna 6:53,54,63'da şöyle demiştir :  "Size doğrusunu söyleyeyim İnsan oğlunun bedenini yiyip kanına içmedikçe sizde yaşam olmaz bedenimi yiyenin kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Yaşam veren ruhtur beden bir yarar sağlamaz sizlere söylediğim sözler ruhtur yaşamdır." İsa Mesih'in izleyicileri her gün Tanrı'nın sözünü sindirmeli ve O'ndan yiyerek beslenmelidirler.

Aynı zamanda kuzunun acı otlarlar yenilmesi Mısır'daki köleliğini acısını hatırlatıyordu. Bizlerde Mesih'ten beslenirken günahlarımızdan ötürü yüreğimiz sızlamalıdır. Mayasız ekmeğin kullanımı da anlam taşımaktadır. Mesih'ten yaşam ve gıda almak isteyen herkes günahın mayasından kurtulmalıdır. Bu yüzden Pavlus Korint Kilisesi'ne şöyle yazıyor.
1 Kor. 5: 6-8

(3) PENTİKOST BAYRAMI

Haftalar ve Hasat Bayramı olarak da bilinen bu bayram Fısıh'tan 50 gün sonra kutlanılan bir bayramdı. : Kutsal Ruh'un dökülüşü ve kilisenin ilk hasatı.
Elç.İş 2, Yakup 1:18

(4) TURFANDALAR BAYRAMI

Mesih ve inanlıların dirilişinin örneği.
1.Korint 15:20-23

(5) BOROZANLAR BAYRAMI

Kehanetsel bir şekilde inanlıların dirilip göğe alınmasına işaret ediyor.
1.Korint 15:51-52

(6) KEFARET GÜNÜ

Büyük bağışlanma günü Mesih'in kefaretine ve günahları bağışlatan kurban oluşuna işaret ediyor.
1:Yuhanna 2:2

(7) ÇADIRLAR BAYRAMI

Çöldeki zamanlarını hatırlamak üzere kutlanırdı. Bu dünyada yabancı olduğumuzu hatırlatıyor.
1.Petrus 2:11

Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü

 
Kutsal Kitap'tan bir ayet :


 
  Copyright 1992 - 2006 AİK