|
Ben bayramları çok seviyorum, bayram günleri
benim için çok özel günler oluyor. Bayram gününe
az bir zaman kala içimi farklı duygular
kaplıyor. Örnek geçenlerde kutladığımız Noel
[Doğuş Bayramı], doğuş bayramına dört hafta kala
her sene benim içimi bir beklenti heyecanı
sarıyor. Ve bu beklenti zamanını hep Noel'le
ilgili şeyler düşünerek geçiriyorum. Bu bekleyiş
zamanı içinde Kutsal Kitap'tan Mesih'in doğumu
ile ilgili ayetleri okuyorum, Noel'le ilgili
başka kitaplar ve ilginç Noel öyküleri okuyorum.
Her geçen hafta kiliseyi daha da çok süslüyorum
ve Noel'le ilgili programlar hazırlıyorum. Bütün
bunları yaparken Kurtarıcımızın dünyamıza
geldiği günü tekrar hatırlıyorum. Ve Tanrı'nın
bizim için yaptığı o mükemmel planı anımsayarak
ayrı bir bereket alıyorum. Ve çok mutlu
oluyorum. Bu yüzden ben bayramları çok
seviyorum.
Eski antlaşma dönemine baktığımızda da Tanrı'nın
halkının birçok bayramlar kutladığını görüyoruz.
Bu kutlanılan bayramlar o dönemdeki yaşayan
halka bazı gerçekleri anımsatmak, hem de bu
dönemde yaşayan bizlere Tanrı'nın sağlayışlarını
öğretmek için kutlanıyordu. Kutlanan bu
bayramlar Tanrı'nın geçmişte sağladığı büyük
kurtarışlara ve bereketlere halkın dikkatini
çekiyordu. Yani bu bayramlar onlar için Yeşu'nun
Şeria Irmağını geçtikten sonra diktiği tanıklık
taşları gibiydi. Yeşu İsrail halkı ile birlikte
vaat edilen topraklara girmesi için önlerinde
onları engelleyen Şeria Irmağını geçmeleri
gerekiyordu. Bu imkansız bir şeydi çünkü orada
bir köprü yoktu aynı zamanda ırmak çok derin ve
geniş olduğu içinde yürüyerek geçemezlerdi ama
Tanrı halkı için orada bir mucize yaptı ve tıpkı
Kızıl Deniz'i ortadan ikiye ayırdığı gibi Şeria
Irmağını da ortadan ikiye ayırdı ve halk oradan
Tanrı'nın yaptığı bu mucize sayesinde geçebildi.
Bütün halk geçtikten sonra Yeşu kendisinden
sonra gelen kuşakların Rabbin onlar için yaptığı
mucizeyi öğrenmeleri ve bu mucizeyi yaşayan
halkında hiç unutmaması için ırmağın ortasına
taşlar dikti. Ve ırmak tekrar akmaya başlayınca
ortadaki bu taşlar görünüyordu. Ve böylece halk
bu taşlara baktıkça Tanrı'nın onlar için yaptığı
mucizeyi hatırlıyorlardı ve çocukları onlara bu
taşlar nedir diye sorduklarında onlarda
çocuklarına ve kendilerinden sonra gelen kuşağa
Rabbin onlar için yaptığı işleri anlatıyorlardı.
Aynı şekilde Tanrı'nın halkının kutladığı bu
bayramların amaçlarından biride buydu.
Kendilerinden sonra gelen kuşaklara Rabbin onlar
için yaptığı işleri anımsatmak.
Aynı zamanda bu bayramlar ileride gelecek olan
Mesih ile ilgili vaatleri de işaret ediyordu.
Yıllık kutlanan bayramların toplam sayısı
yediydi bu bayramların ilk dördü Mesih'in
birinci gelişinde tamamladığı işleri, son üçü de
ikinci gelişinde tamamlayacağı işleri
simgelemektedir kutlanan bayramların sayısının
yedi olmasının bir önemi vardır. Kutsal Kitaba
baktığımızda yedi rakamı Tanrı'nın sayısını ve
Onun mükemmel işlerini simgeliyor. Tıpkı
yaratılışın yedi günde tamamlanması gibi biraz
sonra bu bayramları incelerken de göreceksiniz
hepsinin Tanrı'nın mükemmel planını simgeleyen
yedi rakamıyla ilgisi vardır.
Bu bayramlar İsrail halkı için büyük önem
taşıyordu ve Tanrı onlardan bu bayramları
kutlamalarını istemişti. Bu bayramları kutlamak
için aralarında yolculuk edebilecek durumda
olanlar yılda üç kez şehirlerinden ve evlerinden
ayrılarak kutlama yapılan yere gelirlerdi
gelirken her şeyi Tanrı'ya güvenerek Ona emanet
ederek gelirlerdi çünkü Tanrı halkını korumayı
vaat etmişti. Mısırdan Çıkış 34:22-24
Tanrı'nın İsraillilerden kutlamalarını istediği
bu bayramların diğer bir amacıda İsraillilere
sürekli olarak Tanrı'nın kutsal, özel ve
seçilmiş ayrıcılıklı bir halkı olduklarını
hatırlatırdı. Aynı zamanda etraflarındaki
yabancılara ve diğer uluslara da İsrail'in
Tanrı'sını onun yaptıklarını ve gücünü gösteren
bir tanıklık oluyordu. Ve bu kutsal günleri
tutmaları İsraillilerin antlaşmaya olan
adanmışlıklarının da bir parçasıydı. İsrail
oğullarının tutması ve kutlamaları için verilen
gün ve bayramlar şunlardı.
(1) Haftalık dinlenme Sept günü : Yedi
gün de bir.
(2) Fısıh Bayramı : Her yıl yapılan ve yedi
gün süren bir bayram.
(3) Haftalar diğer bir adı Pentikost Bayramı
: Fısıhtan elli gün sonra yılın yedinci haftası
kutlanan bir bayram.
(4) Kefaret yani bağışlatma günü (Yom Kippur)
: Yılın yedinci ayı kutlanan bayram.
(5) Turfandalar Bayramı.
(6) Borazanlar Bayramı.
(7) Çadırlar Bayramı.
Şimdi bu bayramları halkın nasıl kutladığına ve
günümüzde bizim için ne anlama geldiğine ve
kurtarıcı olan İsa Mesih'i nasıl işaret
ettiklerine bakalım.
1. HAFTALIK DİNLENME SEPT GÜNÜ
Kutsal kitap tarihi boyunca Tanrı'nın özelikle
üzerine durduğu konulardan birisidir. Hatta
Musa'ya verdiği on emrin içerisindeki dördüncü
emirlerden de bir tanesidir.
"Altı gün çalışacak, bütün
işlerini yapacaksın, ama yedinci gün bana Tanrın
Rab'be şabat günü olarak adanmıştır."
Ve Sept Günü ile ilgili, M. Çıkış 20:8-11
şunlar yazılıdır, Sept Günün kökleri ta
yaratılışa dayanmaktadır. Başlangıcı Aden
Bahçesi'nden geliyor. Sept günü göklerin ve
yerin Rabbi olarak Tanrı'yı işaret eder. Bugünde
yapılan tapınmalar Tanrı'yı sahte ilahlardan
kesin bir şekilde ayırır. Bu yüzden Sept Günü'nü
tutmak Tanrı'ya bağlılığın bir işaretidir. Tanrı
insana çalışması için altı gün vermişti.
İnsanlar bugün süresince çalışmalarını
istedikleri gibi sürdürebilir ama yedinci günü
hep dinlenmek hem de ruhsal beslenmek için
Tanrı'ya ayırması gerekiyor. Tanrı halkının
kendisine tapınması için Sept Günü'nü
tutmalarını istiyor. Tanrı'nın tapınma ve saygı
görmeyi isteği Onun yaratıcı ve buna layık
olması gerçeğine dayanıyor. Aynı zamanda
Tanrı'nın yaratıcı gücünün anısı olan Sept
Tanrı'nın gökleri ve yeri yaratığına tanıklık
etmektedir.
Eski antlaşmada Tanrı'nın verdiği şeriat
yasalarında Sept Günü çok büyük bir önem
taşımaktadır. Tanrı eski antlaşma tarihi boyunca
bir çok yerde İsrail oğullarını Sept Günü
tutmadıklarından dolayı itaatsizlikle suçluyor.
Hatta Sept Günü'nün tutulması Tanrı için o kadar
çok önem taşıyordu ki bir kişi Sept Günü'nü
tutmadığı zaman ölümle yargılanıyordu.
Hamdolsun bizler şeriat altında değil Tanrı'nın
lütfu altında yaşıyoruz. Ve Tanrı bizi sert
kurallarla yönlendirmiyor ama bazen biz
Tanrı'nın lütfu altında yaşadığımızı söyleyerek
Tanrı için önemli olan bazı gerçekleri göz ardı
ediyoruz. Tanrı'nın eski anlaşmadaki bu Sept
Günü ile ilgili düşünceleri bize bir gerçeği
göstermek istiyor. Tanrı halkının bir araya
gelmesini daima arzu ediyor ve bunu çok istiyor.
Bir yasa olarak değil de Tanrı'yı hoşnut etmek
için sen Tanrı'nın bu isteğini yerine getiriyor
musun? Sept Günü demek Tanrı'yla ve kardeşlerle
paydaşlık yapmak demektir. Bu anlamda
baktığımızda Tanrı hala Sept Günü'nü tutmamızı
ve hem kendisiyle hem de kardeşlerle bu
paydaşlıkları hala yaşamamızı istiyor. Yeni
Antlaşmada bunu destekleyen bir çok ayet
bulabilirsiniz. Örneğin kilisenin ilk kurulduğu
elçiler dönemine baktığınızda elçilerin bu
beraberliğin ve bir araya gelmenin üzerinde çok
durduklarını göreceksiniz. Elç. İşleri
2:42-44 Onlar hep bir araya geliyorlardı
çünkü İsa onlardan bunu istemişti hatırlarsanız
İsa Getsemani Bahçesi'nde dua ederken bunu
söyledi "Adında bir olsunlar." [Kuşkucu Tomas
örneği]
2. FISIH VE MAYASIZ EKMEK BAYRAMI
Bu bayram Yahudiler tarafından her yılın ilk ayı
olan Mart'ın sonuna ve Nisan'ın ilk başına denk
gelen Aviv ayında kutlanırdı. Kışın soğuğu
atlatılmış, baharın tazeliği ve çiçeklerin
dolayı süslediği bu dönemde ülkenin her bir
yerinden yola çıkan insanlar Kudüs'e gelirlerdi.
Bir çokları yaya olarak yolculuk ederlerdi
ayrıca bir çok kervanda geldiği için bu tarihte
kutsal kent çok kalabalık olurdur. Bir çok
İsrailli bu zamanda yürekleri bayram sevinciyle
dolarak İbrani ezgileri söyleyerek Kudüs'te
Yahve'nin yaptıklarını, büyüklüğünü ve
yüceliğini överlerdi. Mısır'daki kölelikten
kurtuluşu anmak için ciddi ve etkileyici
törenler yapılırdı. Bu törenler aracılıyla halk
Tanrı'nın tarihte onlar için yaptığı şeyleri ve
o önemli günü hatırlayarak kutlarlardı. Ne idi o
gün? Tanrı onları için ne yapmıştı?
Tanrı halkı İsrail'in Mısır'daki feryatlarını
duymuş ve onları oradaki kölelikten Firavun'un
baskısından kurtarmak istiyordu. Ama Firavun
Tanrı'nın halkını salmak istemiyordu. Tanrı
onları kurtarmak için Musa aracılıyla bir çok
mucizeler ve felaketler yaptı. Bunlara rağmen
yine de Firavun'un halkı salmak istemedi. Tanrı
en sonunda Mısırlılara ve Firavun'a belalarının
en kötüsünü verdi.
Yılar boyunca Mısırlılar İsraillilerden doğan
erkek doğan çocukları öldürmüşlerdi. Ama artık
Tanrı'nın gazabı onların üzerine geliyordu.
Belirlenen gecede Mısırlılardan her ilk doğan
çocuk ölecekti. O gece Tanrı'nın buyruğu
uyarınca her İbrani aile lekesiz bir kuzu kurban
eder ve kanını kapılarının üstüne sürer. Rabbin
meleği kanı gördüğü evlerde oturanlara dokunmaz
ama kapısına kan sürümeyen evlerde her ilk doğan
çocuğun canını alır. Bu şekilde Fısıh bayramı
oluştu. Fısıh uğramadan geçmek atlamak anlamına
gelir. Lekesiz bir kuzunun kanı nerede
kapılarının çerçevelerine sürüldüyse ölüm meleği
oraya girmedi. Kanın simgelediği kurtarışı
güvenip Tanrı'ya itaatle uyan İsrailliler veya
Mısırlılar böylece ilk doğanlarını ölümden
kurtardılar. M. Çıkış 12:12-14
Ayetlerinde dediği gibi Fısıh İsrailliler için
hem bir anı hem de örnek olacaktı. Fısıh yalnız
Mısırdan kurtuluşu değil gelecekte Mesih'in
kendi halkını günaha tutsaklıktan kurtarışını da
temsil edecekti. Fısıh bayramında kesilen kuzu
Tanrı'nın kurban kuzusu olan İsa'yı temsil
etmektedir. 1. Kor. 5:7'de Pavlus İsa
Mesih'in Fısıh kurbanımız olduğunu
söylemektedir. Fısıh kurbanı İsa Mesih'le çok
önemli paralellikler gösterir.
†
Kurban
Nisan ayında kesildi çünkü Fısıh bu tarihteydi.
İsa Mesih'e baktığımız zaman Mesih fısıh
bayramını sırasında öldü.
†
Fısıhta
kesilecek olan kurban bir kuzu olmalıydı ve
Yuhanna 1:29'da İsa Tanrı kuzusu olarak
adlandırılıyor
†
Kesilecek
olan kuzunun lekesiz ve kusursuz olması şarttı.
1. Petrus 1:19'da İsa Mesih'in lekesiz
günahsız ve kusursuz bir kuzu olduğu ifade
ediliyor
†
Kuzu
yaşam doruğundayken kurban edilecekti Galat
4:4'e baktığımızda İsa Mesih'in Tanrısal
zamanın doruğunda kurban edildiği gösteriliyor
†
İsraillilerin
yaşaması için kuzunun kanı döküldü Yuhanna
19:34'e baktığımızda dünyanın yaşam bulması
için Mesih'in kanının döküldüğü söyleniyor.
Biraz önce okuduğumuz ayetlere baktığımızda
kurban etinin acı otlarla birlikte yenilmesi
gerekiyordu. Buradaki acı otlar aklanmayı
simgeliyor. Hatırlasınız Davut Tanrı'ya
yükselttiği tövbe duasında beni mercan köşk
otuyla arıt paklanayım yıka beni kardan beyaz
olayım diyor. Kuzu bir bütün olarak hazırlanacak
hiçbir kemiği kırılmayacaktır. Aynı şekilde
bizim için çarmıhta canını veren Tanrı Kuzusu
İsa Mesih'in tek bir kemiği bile kırılmamıştır.
Kuzunun eti yenilecektir. Aynı şekilde bizlerin
de İsa Mesih'e sadece günahlarımızın affı için
güvenmemiz yeterli değildir. Onun sözün
aracılıyla sürekli olarak İsa Mesih'ten ruhsal
besin almaya devam etmeliyiz. İsa Yuhanna
6:53,54,63'da şöyle demiştir :
"Size doğrusunu
söyleyeyim İnsan oğlunun bedenini yiyip kanına
içmedikçe sizde yaşam olmaz bedenimi yiyenin
kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu
son günde dirilteceğim. Yaşam veren ruhtur beden
bir yarar sağlamaz sizlere söylediğim sözler
ruhtur yaşamdır." İsa Mesih'in
izleyicileri her gün Tanrı'nın sözünü sindirmeli
ve O'ndan yiyerek beslenmelidirler.
Aynı zamanda kuzunun acı otlarlar yenilmesi
Mısır'daki köleliğini acısını hatırlatıyordu.
Bizlerde Mesih'ten beslenirken günahlarımızdan
ötürü yüreğimiz sızlamalıdır. Mayasız ekmeğin
kullanımı da anlam taşımaktadır. Mesih'ten yaşam
ve gıda almak isteyen herkes günahın mayasından
kurtulmalıdır. Bu yüzden Pavlus Korint
Kilisesi'ne şöyle yazıyor.
1 Kor. 5: 6-8
(3) PENTİKOST BAYRAMI
Haftalar ve Hasat Bayramı olarak da bilinen bu
bayram Fısıh'tan 50 gün sonra kutlanılan bir
bayramdı. : Kutsal Ruh'un dökülüşü ve kilisenin
ilk hasatı.
Elç.İş 2, Yakup
1:18
(4) TURFANDALAR BAYRAMI
Mesih ve inanlıların dirilişinin örneği.
1.Korint
15:20-23
(5) BOROZANLAR BAYRAMI
Kehanetsel bir şekilde inanlıların dirilip
göğe alınmasına işaret ediyor.
1.Korint 15:51-52
(6) KEFARET GÜNÜ
Büyük bağışlanma günü Mesih'in kefaretine ve
günahları bağışlatan kurban oluşuna işaret
ediyor. 1:Yuhanna 2:2
(7) ÇADIRLAR BAYRAMI
Çöldeki zamanlarını hatırlamak üzere
kutlanırdı. Bu dünyada yabancı olduğumuzu
hatırlatıyor.
1.Petrus 2:11
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |