|
KISKANÇLIK VE KENDİNİ KIYASLAMA
Bu hafta sizinle 8. Çöl düşüncesine bakacağız.
Kıskançlık ve kendini başka kişilerle kıyaslama
hakkında konuşacağız. Ayrıca kendi başına
çabalamanın tehlikeleri hakkında da konuşacağız.
İlk olarak sizi teşvik etmek istiyorum ki geçen
vaazımda da söylediğim gibi siz çok özel
birisiniz. Ve Tanrı’nın sizin yaşamınız için
hazırladığı özel bir plan var. Bu yüzden başka
hiç kimseyi kıskanmanıza gerek yok. Kutsal Kitap
Süleyman’ın Meselleri 14:30’da şöyle der.
“Huzurlu yürek bedenin
yaşam kaynağıdır, hırs ve kıskançlık ise insanı
için için yer bitirir.”
Tanrı’nın halkı arasında kıskançlık olmamalı ama
bazen bu oluyor. Hatta Tanrı’nın başka kişilere
verdiği armağanları kıskananlar bile oluyor.
Oysa her birimizle neler yapacağı tamamen
Tanrı’ya ait bir karardır. Biz Tanrı’ya aitiz
kendimize ait değil, dolayısıyla seçme hakkı
O’nun kıskançlık ve çekememezlik bizim çok kötü
davranmamıza neden olur. İçimizdeki en kötü
şeyleri ortaya çıkarırlar. Elç. İş. 7:9
"Yusuf'u kıskanan
atalarımız, onu köle olarak Mısır'a sattılar.
Ama Tanrı onunla beraberdi ve onu bütün
sıkıntılarından kurtardı. Ona bilgelik vererek
Mısır kralı Firavun'un gözüne girmesini sağladı.
Firavun da onu Mısır ve tüm saray halkı üzerinde
yönetici tayin etti." ayette Yusuf ve
Kardeşlerinin örneğini görüyoruz. Kutsal Kitap
Ağabeylerinin Yusuf’un kendisinden nefret edecek
kadar kıskandıklarını söyler. Üstelik sadece
nefret etmekle kalmadılar O’nu köle olarak da
sattılar. Çukur kazdılar daha sonra Yusuf’u
içine attılar ve daha sonra ise köle olarak
sattılar.
İnanıyorum ki her birimiz dürüst bir şekilde
yüreklerimizi kontrol etmeliyiz. Yüreğimizde bir
başka kişiye karşı kıskançlık veya çekememezlik
olup olmadığını kendi kendimize sormalıyız.
Tanrı diğer kişilerin aldığı bereketlerle
sevinmemizi ister. Bizim sahip olmadığımız bir
şeye sahip oldukları için onlardan nefret
etmemizi değil. Bazen kiliselerdeki kişilerin
birbirlerini kıskandıklarıyla karşılaşıyoruz.
Tanrı bana kıskançlık ve çekememezliğin
güvensizlikte köklendiğini göstermeye başladı.
Kendimizle ilgili korkularımızda köklenir.
İtiraf etmeliyim ki hayatımın bir döneminde
benim de bazı insanları kıskandığım ve onlarla
kendimi kıyasladığım zaman olmuştu. Diğer
erkeklerin benden daha iyi olduklarını
düşünüyordum. Bir başkasının saçlarına bakarak
keşke onun saçları bende olsaydı derdim. Keşke
onun armağanları ve becerileri bende olsaydı
derdim. Veya benim vücudumda keşke onun gibi
olsa derdim. Kendimden hiç tatmin olmuyordum sık
sık gözüm başkalarının sahip olduğu şeylerdeydi.
Fakat bu sorunla yüzleşmeye başladığımda,
gerçekle yüzleştiğimde Tanrı beni özgür kılmaya
başladı. Şimdi daha iyi bildiğim bir şey var; o
da hiç kimseye benzemeyen özel biriyim. Ben özel
biriyim ve Tanrı’nın benim için özel bir planı
var. Şimdi diğer insanlarla olmaktan zevk
alıyorum, eğer birbirimizi kıskanıyorsak
birbirimizin beraberliğinden zevk alamayız.
Tanrı bana gösterdi ki o kişilerin sahip olduğu
armağanı benim zevk almam için onlara verdi.
Tanrı bana sözünü öğretme ve önderlik armağanı
verdi. Bunu yapmasının nedeni sizin bundan zevk
alabilmeniz ve yararlanmanız içindir. Fakat bir
kişi benim armağanımı kıskanıyorsa Tanrı’nın o
kişiye vermek istediğinden zevk alamaz. Ben vaaz
verebilirim ama iyi şarkı söyleyemem ve çok iyi
gitar çalamam. Bazen keşke iyi bir sesim olsa ya
da gitarı daha iyi çalabilsem dediğim zamanlar
oldu. Diğer kişilerin şarkı söylediğini
duyduğumda keşke bende onlar gibi söyleyebilsem
dedim. Bazı önderler hem vaaz verip hem de çok
iyi ilahi söyleyebiliyorlar oysa ben sadece
önderlik yapıp, vaaz verebiliyorum. Ondan sonra
Tanrı bana gösterdi ki onların armağanlarını
kıskandığım için onların armağanlarından zevk
alamıyordum. Bu yüzden kendinizle dürüst olmanız
için sizi teşvik etmek istiyorum. Eğer bu yönde
bir sorununuz varsa Tanrı’nın önüne getirin bunu
ve sizi özgür kılmasını isteyin.
Çekememezliğin tanımı şöyledir ; Bu tanım Grekçe
sözlükte geçer.
“Çekememezlik, başkalarının başarılarını ve
refahını gördükçe hissedilen rahatsızlıktır.”
Diğer kişiler bereket aldıkça bundan memnuniyet
duymalıyız. Ben kardeşlerimi sizi çok seviyorum
ve sizler bir bereket aldıkça hiçbir rahatsızlık
duymuyorum. Tam tersine eğer kardeşlerim bereket
alıyorsa bende bir anlamda bereket alıyorum diye
düşünüyorum. Bizim olgunluğumuzun yada olgun
olmayışımızın seviyesi başkaları bereket
aldığında biz bereket almıyorsak ortaya çıkar.
İçimizdeki duygular hakkında dürüst olmalıyız.
Kıskaçlığın sözlük tanımı ise şöyle ;
“Sahip olduğunuz bir
şeyi bir başka birine kaptırma korkusu. Bir
başkasının başarısından rahatsızlık duymak. Ve
çekememezlikten dolayı ortaya çıkan duygular.”
Eminim beni dinleyen bir çoğunuzun yaşantısında
bir çağrı var. Ve aranızda hepinizin ayrı ayrı
armağanları var. Birlikte çalışabilmemiz için
Tanrı her birimize ayrı ayrı armağanlar verir.
Bu yüzden sizleri kıskançlığın ve çekememezliğin
kötü ruhuna karşı direnmeniz için teşvik etmek
istiyorum. Kargaşa yaratmak isteyen kötü bir
ruhtur bu. Birbirinizi sevme becerisini ortadan
kaldırıp nefret yaratmak ister. İsa’nın
öğrencilerinin bile aynı konularda sorunları
vardı. Şeytan bize bu yönden saldıracak olursa
bundan dolayı suçluluk duymamıza gerek yoktur.
Sadece bununla yüzleşip Tanrı’nın halletmesini
beklememiz lazım.
Yuhanna 21:21’de
"Petrus onu görünce
İsa'ya, "Rab, ya bu ne olacak?" diye sordu."
Petrus’la ilgili örneğe bakalım. Önce size kısa
bir Tarihçe vereyim 15. Ayetten
başlayacağız."Yemekten sonra İsa, Simun Petrus'a,
"Yuhanna oğlu Simun, beni bunlardan daha çok
seviyor musun?" diye sordu. Petrus, "Evet, Rab"
dedi, "seni sevdiğimi bilirsin." İsa ona,
"Kuzularımı otlat" dedi." İsa
Petrus’a beni seviyor musun? diye soruyor. Üç
kez Petrus’a aynı soruyu soruyor. Ve her
seferinde Petrus evet Rab seni sevdiğimi
biliyorsun diyor. Ve İsa ona eğer beni
seviyorsan kuzularımı otlat diyor. Fakat İsa’nın
aynı soruyu Petrus’a üç kere sormasının bir
nedeni vardı. Çünkü Petrus’a bazı sıkıntılardan
geçmesi gerektiğini açıklamak üzereydi. Ve en
sonunda hiç de hoş olmayan bir şekilde ölüme
katlanacaktı. 18-19 ayetlerde
"18 Sana doğrusunu
söyleyeyim, gençliğinde kendi kuşağını kendin
bağlar, istediğin yere giderdin. Ama yaşlanınca
ellerini uzatacaksın, başkası seni bağlayacak ve
istemediğin yere götürecek." 19 Bunu, Tanrı'yı
ne tür bir ölümle yücelteceğini belirtmek için
söyledi. Sonra ona, "Ardımdan gel"
dedi."
Petrus’un nasıl acı çekip öleceğini bildirdi.
Petrus ters bir şekilde çarmıha gerilerek
öldürüldü imanı uğruna.
20. Ayeti okuyalım şimdi
"20 Petrus arkasına
döndü, İsa'nın sevdiği öğrencinin kendilerini
izlediğini gördü. Bu öğrenci, akşam yemeğinde
İsa'nın göğsüne yaslanan ve, "Rab, seni ele
verecek olan kimdir?" diye soran öğrencidir."
İnanıyorum ki Petrus’un Yuhanna’nın kişiliği ile
problemleri vardı. Petrus çok cesur ve çok açık
sözlü birisiydi. Yuhanna ise çok farklıydı her
zaman İsa ile birlikte idi. Çok sevecen
birisiydi, Yuhanna İsa ile çok zaman geçirmişti.
Hatta kendisini İsa’nın sevdiği öğrenci diye
tanıtır. Petrus’un kişiliğini göz önüne alarak
baktığımızda bunun Petrus’u rahatsız ettiğini
görebiliriz. Ben daha çok Petrus’a benziyorum,
Petrus’un kişiliğine daha yakınım. Bu yüzden
biliyorum ki Yuhanna beni rahatsız ederdi. İsa
Petrus’a acı çekeceğini söyledikten sonra nasıl
öleceğini dile getirdikten sonra Petrus’un
içinde kıskançlığın ortaya çıktığını görüyoruz.
Ve yaptığı ilk şey Yuhanna ile ilgili İsa’ya
dönüp “Ya Rab, ya buna
ne olacak?” diye sordu.
İşte bizlerde sık sık böyleyiz. Bu kişiye ne
olacak diye soruyoruz. Tanrım niçin ben bu zor
zamandan geçiyorum da onların başına hiçbir şey
gelmiyor?. Onlar neden çok rahatlar da ben
değilim? Ya da bekar biri evlenen kişiyi
kıskanabilir. Ve içindeki kıskançlık yüzünden
arkadaşı için memnuniyetlik duyamaz. İnanıyorum
ki kıskançlıktan kurtulmanın yolu şu;
“Tanrı’nın her birimiz için iyi bir planı
olduğunu bilmeli ve buna yürekten iman
etmeliyiz.” Göklerden direk olarak bize
gelen bir planı var. Ve Tanrı’nın benim için
olan planı sizin için olan planıyla aynı değil.
Tanrı her birimize farklı yaklaşır. Her
birimizin ilerleme süreci farklıdır. Her
birimize farklı armağanlar ve farklı maddi
imkanlar verir. Ve Tanrı’nın bize verdikleri ile
tatmin olmalıyız. Yuhanna 3:27’de İncil
şöyle der. “Yahya şöyle
yanıt verdi. İnsan kendisine gökten verilmedikçe
hiçbir şey alamaz.” Yani armağan
göklerden gelir başka hiç bir yerden gelemez.
Armağanı veren Tanrı’dır başka hiç bir yerden
armağan alamazsın Tanrı her şeyi bilir ve
hikmetlidir. Ve ona güvenmeliyiz.
Birbirimizi kıskanmamalıyız bu yüzden. 22
Ayet’e bakalım İsa Petrus’a cevap veriyor
şimdi. İsa Ona “Ben
gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan
Sana ne?” dedi.
“Sen ardımdan gel” yani İsa bir
anlamda Petrus’a diyordu ki sen kendi işine bak.
Petrus yapmanı istediğim şeyi öğren ve onu yap
yeter. Tanrı’dan alacağım ödül bir başkasının
işiyle ilgilendiğim için gelmeyecektir bana,
Tanrı’dan alacağım ödül seni yargıladığım için
gelmeyecektir. Ödülüm, Tanrı’nın ne yapmamı
istediğini, Tanrı’nın ne olmamı istediğini ve
neye sahip olmamı istediğini öğrenip, Tanrı’nın
benim için hazırladığı plana konsantre olmamla
gelecektir. Ben kendim ve senin için güvendim
ona eğer biz başkalarının işine karışıyorsak
eğer bizim zihinlerimiz onların işiyle
ilgileniyorsa o zaman bu bir çöl düşüncesidir.
Ve bu çöl düşüncesi bizi vaat edilen topraklara
girmekten alı koyacaktır.
Yakup 4:1-2’ye bakalım
"Aranızdaki kavga ve
çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin
üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi? 2 Bir
şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam
öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize
erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz.
Elde edemiyorsunuz, çünkü Tanrı'dan
dilemiyorsunuz." Çekişmeler
kilisedeki başlıca sorunlardan bir tanesidir.
Çekişme tartışma ve anlaşmazlık anlamlarını
içerir. Öfke dolu gizli bir yaklaşımdır. Yada
kısaca birbirinden hoşnut olmamak bir şey
hakkında sürekli kavga içerisinde olmak. İsa
bizi esenlik için yarattı çekişme için değil. Bu
ayetler çekişmelerin başlıca sebeplerinden
birini gösterir ve bize şöyle der.
“Aranızdaki kavgaların
çekişmelerin kaynağı nedir? Bedeninizin
üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi?”
İkinci ayeti dinleyin şimdi;
“Bir şey arzu ediyor,
elde edemeyince adam öldürüyorsunuz.
Kıskanıyorsunuz, isteğinize erişemeyince çekişip
kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü
Tanrı’dan dilemiyorsunuz.” Tanrı bize
diyor ki eğer başkalarının sahip olduklarını
kıskanırsak kendi isteklerimiz asla
gerçekleşmeyecektir.
Diğer kişilere olan kıskançlıklarımız geçene
kadar Tanrı benim yaşamımda harekete
geçmeyecektir. Ondan sonra insanlardan nefret
etmeye başlarız kıskançlık içinde, öfke dolu
aradığınız mutluluğu esenliği bulamıyorsunuz
hiçbir zaman ve çok önemli bir ayet bu
“Elde edemiyorsunuz,
çünkü Tanrı’dan dilemiyorsunuz.”
Yaşantımın belli bir döneminde bu benim için
başlıca bir dersti. Tanrı’dan istemek yerine
kendi başıma bazı şeyleri yapmaya çalışıyordum.
Diğer kişilerin yaptığı hizmetlere bakıp kendi
hizmetimi onlarınki gibi yapmaya çalışıyordum.
Tanrı’yı dışarıda bırakıyordum isteklerimiz için
Tanrı’ya gitmeliyiz. Ve eğer isteğimiz bizim
için iyi ise Tanrı’nın bunu bize vereceğini
bilmeliyiz. Ve bunu yapana kadar gerçek anlamda
olgunluğa ulaşamamışızdır demektir. Tanrı’yla
uzun bir yol kat ettim ve benim için çok şeyler
yaptı Tanrı ve hala da yapıyor. Sözünü ettiğim
şeyler Tanrı’nın iman hayatımda bana öğrettiği
şeylerdir. Beni özgür kılan şeylerdir. Yaşamımda
mutsuz bir imanlı olduğum dönem vardı. Tatmin
olmayan bir hizmetkardım. Sonunda esenlik ve
sevinç için büyük bir açlık duydum. Başkalarını
kıskanırken esenlik duyamayacağımı öğrendim.
Eğer insanlar kilisede çekişmeler yoluyla
şeytanın işlemesine izin veriyorlarsa; sonuç
olarak birbirlerini yargılamaya, ve dedikodulara
fırsat veriyorlar, her hafta birbirlerini
görmelerine rağmen yüreklerinde çekemezler. Bize
güç veren sevgide yürümektir. Kıskançlıkta değil
yaşantılarımızdan çekememezliği ve kıskançlığı
uzak tutmak için üzerimize düşen sorumluluğu
üstlenmeliyiz. Eğer birisi size bir dedikodu ile
gelirse onu dinlemeyin, insanlar bana gelip dedi
kodu yapmak istedikleri zaman onları doğru bir
şekilde Tanrı’nın isteğine yönlendirmeye ve
hatalarını göstermeye çalışırım çünkü bu benim
ve hepimizin sorumluluğudur. Eğer böyle
yapmazsam bende onun günahına ortak olurum, bu
günahın büyümesine izin vermiş ve katkıda
bulunmuş olurum daha sonrada ortaya çekememezlik
ve kıskançlık çıkar.
Çekememezliğin bir kilise için ne kadar
tehlikeli olduğuna dair ayetlere bakalım şimdi
İbraniler 12:15 bu ayet çekememezlikten
uzak durmak için birbirimize yardım etmemiz
gerektiğini söyler.
“Dikkat edin kimse Tanrı’nın lütfundan yoksun
kalmasın. İçinizde sizi rahatsız edecek ve
birçoklarını zehirleyecek acı bir kök
filizlenmesin.” Yani bu ayet diyor
ki; kilisede birbirimize dikkat etmeliyiz. Eğer
birisinin çekememezlik ve kıskançlık içinde
olduğunu görürsem bundan kurtulması için ona
yardım etmeliyim. Eğer birisinin bir başkası
hakkında her zaman şikayetçi olduğunu duyuyorsam
o kişi hakkında ben iyi bir şeyler bulmalıyım.
Eğer bunun durmasına yardım etmezsem bu yayılır
ve pek çok kişi bundan zehirlenir. Tarihte bu
yüzden yıkılan bir çok kiliseler örneği var.
Galatyalılar 5:15’e bakalım
“Ama birbirinizi ısırıp
yiyorsanız, dikkat edin, birbirinizi yok
etmeyesiniz!” Burada görüyoruz ki tüm
kilise çekememezlik yüzünden yok olabilir. İncil
fikir birliğinde güç olduğunu söyler.
Matta18:19 fikir birliği edilen duadan söz
eder çok güçlü bir duadır bu. Hem fikir olup
sevgide yürüdüğümüzde sevgimiz katlanır. Eğer
çekememezlikten kurtulup anlaşma içinde yaşamak
istiyorsak kendimizi alçaltmalıyız. İncil 2.
Timoteyus:2'de
“Rabbin kulu kavgacı olmamalı” der.
Bu yüzden her zaman kavgadan ve çekememezlikten
uzak kalmanızı hatırlamanızı istiyorum.
Yaşantılarımızdan çekememezliği ve kavgayı uzak
tutmak için sürekli çaba içerisinde olmalıyız.
Birbirimizin düşüncelerine saygı göstermeyi
öğrenmeliyiz.
Biz gençlik grubumuzda her hangi bir
çekememezlik, sürtüşme veya bir olumsuzluk
görürsek kişilerin hayatında hemen müdahale
ediyoruz. Çünkü hemen müdahale edilmezse yara
her geçen zaman daha çok büyüyor. Hamdolsun bu
konuda hem gençlik grubu önderlerimiz, hem de
grubumuzdaki kardeşlerimiz çok duyarlılar. İşte
bu yüzden aramızda bir sıcaklık var ve bunu
aramıza gelen insanlarda söylüyorlar; "Siz
çok samimisiniz, çok iyi bir grubunuz var ve
aranızda gerçek bir sevgi olduğunu görüyoruz"
diyorlar. Hamdolsun ben de grubumuzu Tanrı’nın
mesh ettiğine, bereketlediğine ve kullandığına
inanıyorum.
Tanrı’nın hepimizi daha çok bereketlemesini ve
kullanmasını istiyorsak; bu yüzden çekişmelerden
uzak durun, kıskanmayın ve çekememezlik
yapmayın, birbirinizi başkalarıyla kıyaslamayın,
çünkü Tanrı’nın hepiniz için çok iyi bir planı
var.
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |