|
Herhangi bir eşekle aranızda bir diyalog geçti
mi şimdiye kadar? Ben bir tane hatırlıyorum. Bir
gün Kerem ve birkaç arkadaş Kekova’yı gezmeye
gittik. Kıyıları daha iyi görmek için bir tekne
kiraladık. Orada çok enteresan bir şey oldu.
Tekne kıyıya yaklaşırken bizim Kerem kıyıda bir
Eşek gördü ve eşeği görür görmez bizim Kerem
anırmaya başladı. İlginç olan Kerem’in anırması
değildi. İlginç olan şey Kerem’in anırmasını
duyan Eşek Kerem’e öyle bir karşılık verdi ki
anırarak, o an biz hayret ettik. Sanki Kerem ve
eşek özel bir şekilde konuşmaya başladı. Her
neyse anlatmak istediğim şey bazen eşeklerle de
iletişim kurulabiliyor.
Eşeklerin karakterlerine dikkat ettiniz mi hiç?
Eşekler dünyanın en salak hayvanlarından
biridir. Huysuz, dikkatsiz ve inatçıdır. Eşekle
bir yere gitmek istediğiniz zaman hayvanın bir
damarı tuttu mu onu yerinden oynatmak neredeyse
imkansız. Ben köyde iken eşeklere binmeyi çok
severdim ama bazen eşek inat yapardı, onu kolay
kolay kıpırdatamazdım ve çok sinir olurdum. İşte
eşekler böyle hayvanlardır. İnatçı, salak,
huysuz ve dikkatsiz ama Kutsal Kitaba
baktığımızda Tanrı’nın eşekleri bile
kullandığını görebiliriz. Hatta ve hatta onlarla
ilgili olaylardan ders bile çıkarabiliriz. Bu
hafta sizlere Kutsal Kitap’ta eşeklerle ilgili 3
tane olaya bakmak istiyorum.
1- Balam’ın Eşeği
- Sayılar 22:21-31 :
“Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav
önderleriyle birlikte gitti. Tanrı onun gidişine
öfkelendi. Rabbin meleği engel olmak için yoluna
dikildi. Balam eşeğine binmişti, yanında iki
uşağı vardı. Eşek, yalın kılıç yolda durmakta
olan Rabbin meleğini görünce, yoldan sapıp
tarlaya girdi. Balam yola döndürmek için eşeği
dövdü. Rabbin meleği iki bağın arasında iki yanı
duvarlı dar bir yolda durdu. Eşek Rabbin
meleğini görünce duvara sıkıştı, Balam'ın
ayağını ezdi. Balam eşeği yine dövdü. Rabbin
meleği ilerledi, sağa sola dönüşü olmayan dar
bir yerde durdu. Eşek Rabbin meleğini görünce,
Balam'ın altında yıkıldı. Balam öfkelendi,
değneğiyle eşeği dövdü. Bunun üzerine Rab eşeği
konuşturdu. Eşek Balam'a, "Sana ne yaptım ki, üç
kez beni böyle dövdün?" diye sordu. Balam,
"Benimle alay ediyorsun" diye yanıtladı, "Elimde
kılıç olsaydı, seni hemen öldürürdüm." Eşek,
"Bugüne dek hep üzerine bindiğin eşek değil
miyim ben" dedi, "Daha önce sana hiç böyle
davrandım mı?" Balam, "Hayır" diye yanıtladı.
Bundan sonra Rab Balam'ın gözlerini açtı. Balam
yalın kılıç yolda durmakta olan Rabbin meleğini
gördü, eğilip yüzüstü yere kapandı.”
Bu ayetlere baktığımız zaman burada şaşırtıcı
olan 3 şey var. Birincisi eşek konuşuyor,
ikincisi ise eşeğin konuştuğunu duyan Balam hiç
şaşırmıyor. Sanki her zaman konuşan eşek
görüyormuş gibi ilgisiz kalıyor ve eşekle
konuşuyor. Ben olsaydım orada şaşırırdım yada
korkardım düşünsenize eşek konuşuyor. Üçüncüsü
ise en şaşırtıcı olan şey eşeğin Rabbi görmesi .
Balam yaşamını zalimlik ettiği zavallı hayvana
borçluydu. Rabbin peygamberi olduğunu iddia eden
bir kişinin gözlerini öyle bir hırs ve
açgözlülük bürümüştü ki bu yüzden eşeğin
görebildiği meleği kendisi göremedi. Açgözlülük
ve hırs onun gözlerini kör etmişti bu yüzden
meleği göremedi. Tanrı’nın yasasını çiğneyerek
yasak yollarda yürüyen ve kendilerine engel
olmaya çalışan melekleri göremeyen o kadar çok
kişi var ki! Böyleleri de tıpkı Balam gibi
kendilerine gittikleri yolun yanlış olduğunu
gösterenlere öfkeleniyorlar. Çünkü İncil ne
diyor “Bu çağın ilahı
onların zihinlerini kör etmiştir.”
Kardeşler biz de dikkat edelim. Bazen bizler de
iman hayatımızda Rabbin bize göstermek istediği
şeyleri göremeyebiliriz. Eğer ilgimiz başka
yerlerde ise o zamanda sıkıntı ve zor durumlara
düşeriz. Çünkü Rab ilgimizi kendisine çekmek
için bu durumları kullanacaktır. Bu yüzden
bizler 2.Korint 4:18 dediği gibi yapalım.
“Gözlerimizi görünen
şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü
görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza
dek kalıcıdır.“
Tanrı’nın burada bu olay aracılığıyla göstermek
şey Rabbe bağlılıktır. Eğer Rabbe bağlı olursak
O’nun göstermek istediği şeyleri görebiliriz.
2- Saul’un Eşekleri
- 1. Samuel 9:1-6 :
"Benyamin oymağından Afiyah oğlu Bekorat oğlu
Seror oğlu Aviel oğlu Kiş adında bir adam vardı.
Benyamin'li Kiş sözü geçen biriydi. Saul adında
genç, yakışıklı bir oğlu vardı. İsrail halkı
arasında ondan daha yakışıklısı yoktu. Boyu
herkesten bir baş daha uzundu. Bir gün Saul'un
babası Kiş'in eşekleri kayboldu. Kiş, oğlu
Saul'a, "Hizmetkârlardan birini yanına al da
git, eşekleri ara" dedi. Saul Efrayim dağlık
bölgesinden geçip Şalişa topraklarını dolaştı.
Ama eşekleri bulamadılar. Şaalim bölgesine
geçtiler. Eşekler orada da yoktu. Sonra Benyamin
bölgesinden geçtilerse de, hayvanları
bulamadılar. Suf bölgesine varınca, Saul
yanındaki hizmetkârına, "Haydi dönelim! Yoksa
babam eşekleri düşünmekten vazgeçip bizim için
kaygılanmaya başlar" dedi. Hizmetkâr, "Bak, bu
kentte saygın bir Tanrı adamı vardır" diye
karşılık verdi, "Bütün söyledikleri bir bir
yerine geliyor. Şimdi ona gidelim. Belki
gideceğimiz yolu o bize gösterir."
Buradan çıkaracağımız ders nedir kardeşler bakın
Saul’un hizmetkarı ne diyor? “Bu kentte
saygın bir Tanrı adamı var. Bütün söyledikleri
bir bir yerine geliyor. Şimdi ona gidelim
gideceğimiz yolu bize gösterir.” Onlar neden
herhangi bir adama değil de Samuel’e geldiler.
Çünkü Samulel’in bir Tanrı adamı olduğunu,
dürüst, güvenilir ve saygın olduğunu
duymuşlardı. Bu yüzden Samuel’e gidip sordular.
Kardeşlerim hepimiz Samuel gibi olmalıyız. Sen,
ben , o hepimiz bir Tanrı adamı ve Tanrı kadını
olmalıyız. Çünkü insanlar doğruları öğrenmek,
sıkıntılarını paylaşmak, içini dökmek için ve
yolunu bulmak için sana gelecekler. İnsanlar
Tanrı adamı ve Tanrı kadını arıyorlar. Sen
kendine bunu sormalısın; "Ben bir Tanrı adamı
veya kadını mıyım?" "İnsanlar bana güveniyorlar
mı? Beni seviyor ve sayıyorlar mı?" her zaman bu
soruları soralım kendimize.
3- İsa’nın Bindiği Sıpa
- Markos 11-1-3 : "Yeruşalim'e
yaklaşıp Zeytin Dağı'nın yamacındaki Beytfaci
ile Beytanya'ya geldiklerinde İsa iki
öğrencisini önden gönderdi. Onlara,
"Karşınızdaki köye gidin" dedi, "Köye girer
girmez, üzerine daha hiç kimsenin binmediği,
bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp
bana getirin. Biri size, "Bunu niye
yapıyorsunuz?" derse, "Rabbin ona ihtiyacı var,
hemen geri gönderecek" dersiniz."
Dikkat edin burada İsa’nın sıpayla ilgili
söylediği iki şey var.
a- Daha hiç kimsenin binmediği bir sıpa :
Bu sıpanın üzerine binen sadece İsa’ydı. Ve bu
sıpa sadece O’na hizmet etti. Peki sen hayatında
kime hizmet ediyorsun? Seni yöneten kim? Senin
efendin kim? Kaç tane efendiye kulluk ediyorsun?
Matta 6:24 diyor ki
“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya
birinden nefret edip öbürünü sever, yada birine
bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya hem
de Paraya kulluk edemezsiniz.”
Koloseliler 3:24
“Her ne yaparsanız insanlar için değil, Rab için
yapar gibi candan yapın. Rab İsa Mesih’e kulluk
ediyorsunuz” diyor.
b- Rab’bin ona ihtiyacı var : Rabbin size
veya herhangi bir şeye ihtiyacı yok. Çünkü zaten
her şey O’nun O istediği zaman istediği her şeyi
yaratabilir ve yapabilir ama asıl burada
söylemek istediği İsa’nın onu yani eşeği
kullanmak istediğidir.
Rab aynı şekilde sizi de kullanmak istiyor.
Kendisini uluslara tanıtmak için sizde onun sizi
kullanmasını istiyor musunuz? O zaman Rab sizi
de kullanacaktır. Yeter ki bizim arzumuz, bizim
isteğimiz bu olsun.
Sonuç olarak kardeşler eşeklerden öğreneceğimiz
çok şey var. Rab her şeyi kullanır. Rab eşekleri
kullanarak bize iki şey göstermeye çalıyor.
1-) Kendi yüreğini
2-) Bizim yüreğimizi
Ben size eşek olun demiyorum ama Kutsal
Kitap’taki bu eşeklere bakarak ders
alabilirsiniz diyorum.
Ramazan Arkan
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |