AnaSayfa  |  Aktiviteler  |  Linkler  |  Tanıklıklar  |  İletişim  |  S.S.S.
     
     
Menü
Ana Sayfa
Kuruluş & Tarihçe
İnanç Bildirgemiz
İbadet Saatleri
Vaazlar & Makaleler
Resimler
Kitaplık
Download
 
Haberler - Duyurular
 
 
 
 
 Kutsal Kitaptaki Eşekler

Herhangi bir eşekle aranızda bir diyalog geçti mi şimdiye kadar? Ben bir tane hatırlıyorum. Bir gün Kerem ve birkaç arkadaş Kekova’yı gezmeye gittik. Kıyıları daha iyi görmek için bir tekne kiraladık. Orada çok enteresan bir şey oldu. Tekne kıyıya yaklaşırken bizim Kerem kıyıda bir Eşek gördü ve eşeği görür görmez bizim Kerem anırmaya başladı. İlginç olan Kerem’in anırması değildi. İlginç olan şey Kerem’in anırmasını duyan Eşek Kerem’e öyle bir karşılık verdi ki anırarak, o an biz hayret ettik. Sanki Kerem ve eşek özel bir şekilde konuşmaya başladı. Her neyse anlatmak istediğim şey bazen eşeklerle de iletişim kurulabiliyor.

Eşeklerin karakterlerine dikkat ettiniz mi hiç? Eşekler dünyanın en salak hayvanlarından biridir. Huysuz, dikkatsiz ve inatçıdır. Eşekle bir yere gitmek istediğiniz zaman hayvanın bir damarı tuttu mu onu yerinden oynatmak neredeyse imkansız. Ben köyde iken eşeklere binmeyi çok severdim ama bazen eşek inat yapardı, onu kolay kolay kıpırdatamazdım ve çok sinir olurdum. İşte eşekler böyle hayvanlardır. İnatçı, salak, huysuz ve dikkatsiz ama Kutsal Kitaba baktığımızda Tanrı’nın eşekleri bile kullandığını görebiliriz. Hatta ve hatta onlarla ilgili olaylardan ders bile çıkarabiliriz. Bu hafta sizlere Kutsal Kitap’ta eşeklerle ilgili 3 tane olaya bakmak istiyorum.

1- Balam’ın Eşeği - Sayılar 22:21-31 : “Balam sabah kalkıp eşeğine palan vurdu, Moav önderleriyle birlikte gitti. Tanrı onun gidişine öfkelendi. Rabbin meleği engel olmak için yoluna dikildi. Balam eşeğine binmişti, yanında iki uşağı vardı. Eşek, yalın kılıç yolda durmakta olan Rabbin meleğini görünce, yoldan sapıp tarlaya girdi. Balam yola döndürmek için eşeği dövdü. Rabbin meleği iki bağın arasında iki yanı duvarlı dar bir yolda durdu. Eşek Rabbin meleğini görünce duvara sıkıştı, Balam'ın ayağını ezdi. Balam eşeği yine dövdü. Rabbin meleği ilerledi, sağa sola dönüşü olmayan dar bir yerde durdu. Eşek Rabbin meleğini görünce, Balam'ın altında yıkıldı. Balam öfkelendi, değneğiyle eşeği dövdü. Bunun üzerine Rab eşeği konuşturdu. Eşek Balam'a, "Sana ne yaptım ki, üç kez beni böyle dövdün?" diye sordu. Balam, "Benimle alay ediyorsun" diye yanıtladı, "Elimde kılıç olsaydı, seni hemen öldürürdüm." Eşek, "Bugüne dek hep üzerine bindiğin eşek değil miyim ben" dedi, "Daha önce sana hiç böyle davrandım mı?" Balam, "Hayır" diye yanıtladı. Bundan sonra Rab Balam'ın gözlerini açtı. Balam yalın kılıç yolda durmakta olan Rabbin meleğini gördü, eğilip yüzüstü yere kapandı.”

Bu ayetlere baktığımız zaman burada şaşırtıcı olan 3 şey var. Birincisi eşek konuşuyor, ikincisi ise eşeğin konuştuğunu duyan Balam hiç şaşırmıyor. Sanki her zaman konuşan eşek görüyormuş gibi ilgisiz kalıyor ve eşekle konuşuyor. Ben olsaydım orada şaşırırdım yada korkardım düşünsenize eşek konuşuyor. Üçüncüsü ise en şaşırtıcı olan şey eşeğin Rabbi görmesi .

Balam yaşamını zalimlik ettiği zavallı hayvana borçluydu. Rabbin peygamberi olduğunu iddia eden bir kişinin gözlerini öyle bir hırs ve açgözlülük bürümüştü ki bu yüzden eşeğin görebildiği meleği kendisi göremedi. Açgözlülük ve hırs onun gözlerini kör etmişti bu yüzden meleği göremedi. Tanrı’nın yasasını çiğneyerek yasak yollarda yürüyen ve kendilerine engel olmaya çalışan melekleri göremeyen o kadar çok kişi var ki! Böyleleri de tıpkı Balam gibi kendilerine gittikleri yolun yanlış olduğunu gösterenlere öfkeleniyorlar. Çünkü İncil ne diyor “Bu çağın ilahı onların zihinlerini kör etmiştir.”

Kardeşler biz de dikkat edelim. Bazen bizler de iman hayatımızda Rabbin bize göstermek istediği şeyleri göremeyebiliriz. Eğer ilgimiz başka yerlerde ise o zamanda sıkıntı ve zor durumlara düşeriz. Çünkü Rab ilgimizi kendisine çekmek için bu durumları kullanacaktır. Bu yüzden bizler 2.Korint 4:18 dediği gibi yapalım. “Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.“

Tanrı’nın burada bu olay aracılığıyla göstermek şey Rabbe bağlılıktır. Eğer Rabbe bağlı olursak O’nun göstermek istediği şeyleri görebiliriz.

2- Saul’un Eşekleri - 1. Samuel 9:1-6 : "Benyamin oymağından Afiyah oğlu Bekorat oğlu Seror oğlu Aviel oğlu Kiş adında bir adam vardı. Benyamin'li Kiş sözü geçen biriydi. Saul adında genç, yakışıklı bir oğlu vardı. İsrail halkı arasında ondan daha yakışıklısı yoktu. Boyu herkesten bir baş daha uzundu. Bir gün Saul'un babası Kiş'in eşekleri kayboldu. Kiş, oğlu Saul'a, "Hizmetkârlardan birini yanına al da git, eşekleri ara" dedi. Saul Efrayim dağlık bölgesinden geçip Şalişa topraklarını dolaştı. Ama eşekleri bulamadılar. Şaalim bölgesine geçtiler. Eşekler orada da yoktu. Sonra Benyamin bölgesinden geçtilerse de, hayvanları bulamadılar. Suf bölgesine varınca, Saul yanındaki hizmetkârına, "Haydi dönelim! Yoksa babam eşekleri düşünmekten vazgeçip bizim için kaygılanmaya başlar" dedi. Hizmetkâr, "Bak, bu kentte saygın bir Tanrı adamı vardır" diye karşılık verdi, "Bütün söyledikleri bir bir yerine geliyor. Şimdi ona gidelim. Belki gideceğimiz yolu o bize gösterir."

Buradan çıkaracağımız ders nedir kardeşler bakın Saul’un hizmetkarı ne diyor? “Bu kentte saygın bir Tanrı adamı var. Bütün söyledikleri bir bir yerine geliyor. Şimdi ona gidelim gideceğimiz yolu bize gösterir.” Onlar neden herhangi bir adama değil de Samuel’e geldiler. Çünkü Samulel’in bir Tanrı adamı olduğunu, dürüst, güvenilir ve saygın olduğunu duymuşlardı. Bu yüzden Samuel’e gidip sordular.

Kardeşlerim hepimiz Samuel gibi olmalıyız. Sen, ben , o hepimiz bir Tanrı adamı ve Tanrı kadını olmalıyız. Çünkü insanlar doğruları öğrenmek, sıkıntılarını paylaşmak, içini dökmek için ve yolunu bulmak için sana gelecekler. İnsanlar Tanrı adamı ve Tanrı kadını arıyorlar. Sen kendine bunu sormalısın; "Ben bir Tanrı adamı veya kadını mıyım?" "İnsanlar bana güveniyorlar mı? Beni seviyor ve sayıyorlar mı?" her zaman bu soruları soralım kendimize.

3- İsa’nın Bindiği Sıpa - Markos 11-1-3 : "Yeruşalim'e yaklaşıp Zeytin Dağı'nın yamacındaki Beytfaci ile Beytanya'ya geldiklerinde İsa iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, "Karşınızdaki köye gidin" dedi, "Köye girer girmez, üzerine daha hiç kimsenin binmediği, bağlı duran bir sıpa bulacaksınız. Onu çözüp bana getirin. Biri size, "Bunu niye yapıyorsunuz?" derse, "Rabbin ona ihtiyacı var, hemen geri gönderecek" dersiniz." Dikkat edin burada İsa’nın sıpayla ilgili söylediği iki şey var.

a- Daha hiç kimsenin binmediği bir sıpa : Bu sıpanın üzerine binen sadece İsa’ydı. Ve bu sıpa sadece O’na hizmet etti. Peki sen hayatında kime hizmet ediyorsun? Seni yöneten kim? Senin efendin kim? Kaç tane efendiye kulluk ediyorsun? Matta 6:24 diyor ki “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, yada birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya hem de Paraya kulluk edemezsiniz.” Koloseliler 3:24 “Her ne yaparsanız insanlar için değil, Rab için yapar gibi candan yapın. Rab İsa Mesih’e kulluk ediyorsunuz” diyor.

b- Rab’bin ona ihtiyacı var : Rabbin size veya herhangi bir şeye ihtiyacı yok. Çünkü zaten her şey O’nun O istediği zaman istediği her şeyi yaratabilir ve yapabilir ama asıl burada söylemek istediği İsa’nın onu yani eşeği kullanmak istediğidir.

Rab aynı şekilde sizi de kullanmak istiyor. Kendisini uluslara tanıtmak için sizde onun sizi kullanmasını istiyor musunuz? O zaman Rab sizi de kullanacaktır. Yeter ki bizim arzumuz, bizim isteğimiz bu olsun.

Sonuç olarak kardeşler eşeklerden öğreneceğimiz çok şey var. Rab her şeyi kullanır. Rab eşekleri kullanarak bize iki şey göstermeye çalıyor.

1-) Kendi yüreğini
2-) Bizim yüreğimizi


Ben size eşek olun demiyorum ama Kutsal Kitap’taki bu eşeklere bakarak ders alabilirsiniz diyorum.

Ramazan Arkan
Antalya İncil Kilisesi Pastörü

 
Kutsal Kitap'tan bir ayet :


 
  Copyright 1992 - 2006 AİK