|
[Okunacak pasaj: Elç.İş. 4:1-31]
Tanrı’yı ne kadar yüceltsek azdır. Ona ne kadar çok
övgüler sunsak yinede övgülerimiz yetersiz kalır.
Çünkü Tanrı’nın gerek varlığı gerekse bizim için
yaptıkları ve sağlayışları o kadar büyüktür ki
saymakla bitmez. Tanrı bizi önceden belirledi,
dünyanın kuruluşundan önce Mesih’te bizi seçti. Neye
dayanarak Tanrı bizi seçti. Bizler iyi olduğumuz
için mi, bizler O’nu aradığımız için mi, çok dindar
olduğum için mi bütün bu soruların cevabı hayır
diyor Kutsal Kitap. Tanrı’nın beni neye dayanarak
seçtiğine dair Kutsal Kitap’ta tek bir cevap var
oda, kendi isteği ve merhametinden dolayı diyor.
Tanrı’nın beni neye dayanarak seçtiğine dair başka
bir cevap yok Kutsal Kitap’ta ama beni ne amaçla
seçtiğine dair birçok cevap var. Bu hafta sizinle
sadece bir tanesine bakmak istiyorum. 1.Petrus
2:9 “Ama siz seçilmiş
soy, Kralın kahinleri, kutsal ulus Tanrı’nın öz
halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına
çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için
seçildiniz.” Bu ayetler bizim Tanrı’nın
tanıkları olmak için seçildiğimizi söylüyor.
Tanık nedir?
Gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını
gerçeğin ortaya çıkması için bilmeyenlere tanıklık
ederek ifade eden kişi demektir. Tanrı’nın her
imanlıyı seçmesindeki amaç budur. Tanrı’nın onun
hayatında yaptıklarına tanıklık etmesi. İsa
Gerasalıların memleketine vardığı zaman orada cine
tutsak olan adamı iyileştirdikten sonra bu adam
İsa’ya iman etti ve O’nu izlemek istediğinde bakın
İsa ondan ne yapmasını istedi. Markos 5:18-20
“İsa kayığa binerken,
önceleri cine tutsak olan adam O'na, "Seninle
geleyim" diye yalvardı. Ama İsa adama izin vermedi.
Ona, "Evine, yakınlarının yanına dön" dedi. "Rabbin
senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet
ettiğini onlara anlat." Adam da gitti, İsa'nın
kendisi için neler yaptığını Dekapolis'te duyurmaya
başladı. Anlattıklarına herkes şaşıp kalıyordu.”
İsa’nın iman ettikten sonra bu adamdan yapmasını
istediği şey adına ve yaptıklarına tanıklık etmesi
oldu. Aynı şekilde İsa dirildikten sonra
öğrencilerine göründüğü zaman onlara şunu söyledi.
Elç.İş.1:8 "Ama
Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız.
Kudüs'te, tüm Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın
dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız."
İsa’nın günümüzde bizden istediği şeyde aynıdır
O’nun bizim hayatımızda yaptıklarına ve O’nun adına
tanıklık etmemizdir. Tanrı biz imanlıları kullanarak
yeryüzünde kendi adını duyurmak ve yüceltmek
istemektedir. Bu ne kadar büyük bir onur öyle değil
mi? Biz O’nun sözlerini duymaya bile layık değilken
O bize sözünü duyurmakla kalmıyor aynı zamanda bizi
sözünü duyurmak içinde görevlendirip O’nun sözünün
gerçeğine tanıklık etmemizi istiyor. Tarih
içerisinde gerek İsa’nın döneminde gerekse bu güne
kadar birçok Mesih izleyicisi Tanrı’dan aldıkları bu
yüce onuru hayatları pahasına da olsa yerine
getirdiler. Ama bazıları ise tanıklık etmeye
çekindiler korktular. Dünyada her zaman iki tür
imanlı gurubu oldu.
1-) Gizli imanlılar.
2-) Açık imanlılar.
İsa’nın yaşadığı dönem içerisinden bu yana bu iki
gurubu görmek her zaman mümkündür. İncil’e
baktığımızda Yuhanna 3. bölümdeki Nikodim bunlara
bir örnektir. Nikodim İsa’yı kabul eden bir din
bilginiydi. Ve İsa’nın öğretisini ve sözlerini
öğrenmek için İsa’ya bir gece vakti gelmişti. Çünkü
kimsenin O’nun İsa’ya geldiğini görmesini ve
öğrenmesini istemiyordu. Aynı şekilde Aramatyalı
Yusuf da İsa'nın bir öğrencisiydi, ama gizli bir
imanlıydı. İsa öldükten sonra O’nun bedenini alarak
kendi mezarına götürdü. Bakın Yuhanna 19:38-39
da ne diyor? “Bundan sonra
Aramatyalı Yusuf, İsa'nın cesedini kaldırmak için
Pilatus'a başvurdu. Yusuf, İsa'nın öğrencisiydi, ama
Yahudilerden korktuğundan bunu gizli tutuyordu.
Pilatus izin verince, Yusuf gelip İsa'nın cesedini
kaldırdı. Daha önce geceleyin İsa'nın yanına gelmiş
olan Nikodim de otuz litre kadar karışık mür ve
sarısabır özü alarak geldi.” Sadece onlar
değil daha birçok İsa’ya iman eden ama imanını
açıklamaktan çekinen, korkan imanlılarda vardı.
Bununla ilgili birkaç ayet daha okuyayım size
Yuhanna 7:12-13
“Kalabalık arasında O'nunla ilgili bir sürü laf
fısıldanıyordu. Bazıları, "İyi adamdır", bazıları
da, "Hayır, tam tersine, halkı saptırıyor"
diyorlardı. Bununla birlikte Yahudilerden
korktukları için, hiç kimse O'ndan açıkça söz
etmiyordu.” Yuhanna 12:42
“Bununla beraber,
önderlerin bile birçoğu İsa'ya iman etti. Ama
Ferisiler yüzünden, havra dışı edilmemek için iman
ettiklerini açıkça söylemediler. Çünkü insandan
gelen övgüyü, Tanrı'dan gelen övgüden daha çok
seviyorlardı.”
Günümüzde de birçok kişi İsa’yı Rab ve kurtarıcı
olarak benimsemiş, gerçekten yeni doğuşa sahip, Rab
İsa Mesih'i yürekten seviyor ve O’nu sayıyor. Ama
iman hayatının sunduğu bereketlerin hepsine tam
olarak sahip olamıyorlar. Neden? Çünkü Rab İsa
Mesih'e iman etiklerini, yaşamlarının O’na ait
olduğunu açıkça söylemekten çekiniyorlar ya da
yaşamlarını Mesih'e ait kişiler olarak yaşamaktan
korkuyorlar. Diğer Mesih imanlıları önünde İsa'ya
iman ettiklerini söylemekten çekinmezken dünya
önünde komşuları ve akrabaları karşısında yada iş
yerlerinde, okullarında bunu yapmaktan korkuyorlar.
Kilisemizde de böyle kardeşlerimiz var. Beni yanlış
anlamayın lütfen, amacım size baskı yapmak yada sizi
yargılamak değildir. Sadece sizi tanıklık konusunda
cesaretlendirmek ve daha çok Rab’be güvenerek
yaşamanız konusunda teşvik etmek istiyorum. Bu gün
sizden kendinize sormanızı istediğim soru şudur. Ben
yaşadığım bu hayat içerisinde gizli bir imanlı
olarak mı yoksa açık bir imanlı olarak mı yaşıyorum?
Bizim açık bir şekilde Rabbimize tanıklık
etmemizi engelleyen şeyler nelerdir?
Korku: Bazılarımız, insanlar bizim Mesih
inanlısı olduğumuzu öğrendikleri zaman işimizi
kaybetmekten korkuyoruz. Bazılarımız baskı veya
zulüm görmekten korkuyoruz. Bazılarımız ailemiz,
arkadaşlarımız yada akrabalarımız bizi reddedecekler
diye korkuyoruz. Bazılarımız insanlar bizimle alay
edecekler, aşağılayacaklar diye korkuyoruz.
Bazılarımız utanıyor ve sahip olduğumuz saygınlığı
kaybedeceğiz diye korkuyoruz. Oysaki Rab bütün bu
korkularımızdan sıyrılıp O’nun açık birer tanıkları
olmamızı bizden bekliyor. Nerede, kimlerle ne
durumda olursak olalım fark etmez Tanrı bizden O’nun
kimliği ve bizim için yaptıklarına tanıklık etmemizi
istiyor. Bu demek değil ki hemen gidip her yerde İsa
Rab ve kurtarıcıdır diye haykıralım. İsa bunu
yaparken bizim güvercin gibi saf ve yılan gibi
kurnaz olmamızı, aynı zamanda hikmetli bir şekilde
ve O’nun ruhunun yönlendirişiyle yapmamızı bizden
bekliyor. İsa’ya nasıl tanıklık edebiliriz?
1- Sözlerimizle tanıklık etmeliyiz: Bizler
hepimiz bir şekilde İsa ile tanıştık ve O’na iman
ederek sonsuz ölümden kurtulduk. Hepimiz farklı
yollardan O’na geldik. Ama hepimizin O’na iman
etmesinde ortak bir şey var ki oda Tanrı’nın sözünü
veya bizim için ne yaptığını duymamız veya
öğrenmemiz oldu. Eğer birileri bize müjdeyi
duyurmasaydı yada biz müjdeyi bir yerden
öğrenmeseydik, İsa’ya nasıl iman edebilirdik ve
nasıl kurtulabilirdik? Bizim kurtuluşumuz Tanrı’nın
sözü aracılığıyla oldu. Kurtuluş için Tanrı’nın
sözünü duymak çok önemlidir bu yüzden Pavlus
Romalılar 10:8-17 de şöyle diyor. Aynı şekilde
bizler eğer ailelerimizi, arkadaşlarımızı yada
akrabalarımızı gerçekten seviyor ve onlarında
kurtulmasını istiyorsak bir şekilde onlarla
Tanrı’nın sözünü paylaşmalıyız. Paylaşmak için uygun
zamanın gelmesini beklerken dikkat edelimde geç
kalmış olmayalım. Eğer bu insanlardan imanlı
olduğumuzu saklıyorsak bu kişilere nasıl Tanrı
sözünü duyuracağız? Bu kişilerin Tanrı sözünü
duymadıkça onların nasıl kurtulmalarını
bekleyebiliriz? Bu yüzden Tanrı’nın onların
yüreklerini ve bizi hazırlaması için belli bir süre
bekledikten sonra en uygun zamanda onlara müjdeyi
duyurmalıyız.
Evet belki müjdeyi duydukları zaman yada bizim
Hıristiyan olduğumuzu öğrendikleri zaman bize karşı
gelecekler, yada bizleri reddedecekler, yada
işimizden kovacaklar, yada bize baskı yapacaklar
veya zulmedecekler. Bunların yanı sıra belki
şöhretimizi kaybedeceğiz yada maddi olarak bazı
kayıplara uğrayacağız ama size şunu sormak
istiyorum. Tanıklığımız karşısında yaşayacağımız her
ne olursa olsun yada kaybedeceğimiz her ne olursa
olsun sizce İsa bunlara layık değil mi? İsa bizlere
bu yaşamda sıkıntılar olacağını söyledi. O bizi
çağırırken hiçbir zaman bize bu hayat içerisinde bir
gül bahçesi vaat etmedi. Tam tersine bakın ne dedi?
Matta 10:16-39 İsa’nın Elçileri Mesih uğruna
tanıklık etmek için canlarını, mallarını ve
sevdiklerini gözden çıkararak büyük bir cesaretle ve
Mesih’ten aldıkları güçle yapılan tehditlere
yılmadan O’nun adına her yerde tanıklık ettiler.
Bununla ilgili Elç.İş. 4:1-31 bana çok teşvik
veren bir bölümdür. Bunu da size okumak istiyorum.
Müjdenin yayılması Rab'bin hizmetinde olan işçilerin
sayısına, profesyonel müjdecilere ve işçilere
dayanmaz. Her imanlının Rab İsa Mesih'i açıkça ikrar
etmesine dayanır. İlk kilise bu şekilde büyümüştü.
Rab'bin müjdesi ağızdan ağza, kulaktan kulağa
aktarılarak yayıldı. İsa’nın çarmıh üzerinde
gerçekleştirdiği ölümü bizim O’nu açıkça söylememizi
talep eder. Bizi o kadar çok sevdi ki o acımasız
çarmıh ölümüne gönüllü olarak gitti. “Bizler günah
karşısında ölmüş olarak doğruluk uğruna yaşayalım
diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde
yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz”
(1.Pet.2:24). O herkesin gözleri önünde utancı hiçe
sayıp bizim yerimize öldü. Biz o zaman nasıl gizli
imanlı olabiliriz?
2- Hayatımızla tanıklık etmeliyiz: hayatımız
duyurduğumuz sözle paralel gitmelidir. Eğer
hayatımızda Tanrı’nın bizden istediklerini
uygulamıyorsak duyurduğumuz müjdenin de hiçbir
etkisi olmayacaktır. Bu yüzden en güçlü tanıklığın
Hıristiyan ahlakını yansıtmak olduğunu
unutmamalıyız. Her Mesih imanlısı Rab'be bağlı
yaşamıyla Rab İsa Mesih'i insanlar önünde açıkça
ikrar etmelidir. Yaşantımızda ne isek, ne yapıyorsak
ne söylüyorsak tüm bunlar bizim İsa’ya ait
olduğumuzu haykırmalıdır. Aynı zamanda yapmadığımız
şeyler, konuşmadığımız sözler de bir tanıklık
olmalı. Evde, iş yerinde, arkadaşlarımız arasında
sözlerimiz ve davranışlarımız çevremizdeki insanlar
tarafından dikkate alınmaktadır. Bu yüzden bizim
hayatımız onların önünde bir İncil sayfası gibi
olmalıdır. Ve bunu gören insanlar bizim Mesih’in
öğrencileri olduğumuzu anlayacaklardır. Bunun en
güzel göstergelerinden biride bizim birbirimize
bağlılığımız ve sevgimiz olacaktır. İsa dedi ki
Yuhanna 13:34-35’te
“Size yeni bir buyruk veriyorum: birbirinizi sevin.
Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.
Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim
öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.”
İsa’nın iyi birer tanıkları olmak istiyorsak bizim
hayatımız ve birbirimize göstereceğimiz sevgi çok
önemlidir.
3- İşlerimizle tanıklık etmeliyiz: Matta 5:16
da İsa O’nun için tanıklık etmemin en önemli
yollarından birinin de iyi işlerimiz olduğunu
öğretmektedir. “Sizin ışığınız insanların önünde
öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerde
olan Babanızı yüceltsinler!” Ne olabilir bu iyi
işler? Fakirlere yardım etmek, aç olan insanlara
yiyecek sağlamak, sıkıntıda olan insanlara destek
olmak, acılı insanların acılarını dinlemek ve onları
teselli etmeye çalışmak vs. bunları yapmak hem
Tanrı’yı hoşnut edecek hemde o insanlara değerli
olduklarını hissettirecektir. Birçoğumuz bunu
yapıyoruz ama bunu yaparken o insanların bizim
Hıristiyan olduğumuzu bilmeleri önemlidir. Ben o
insanlara yardım ettikten sonra onlara müjdeyi
paylaşın yada onları Hıristiyan olmaya çağırın
demiyorum. Onların sizin yaptığınız yardımın veya
iyiliğin Tanrı’dan geldiğini bilmeleri için sizin
Hıristiyan olduğunuzu bilmelerinin önemli olduğunu
söylemek istiyorum. Çünkü, bu Dünyada birçok kişi
iyilik yapıyor bunu yapanlar sadece Hıristiyanlar
değil ama bizimle onlar arasında bir fark var. Diğer
insanların yaptığı yardımlar onları yüceltmektedir.
Ama bizim yaptığımız yardımlar Tanrı’yı yüceltmek
için olmalıdır. Bu yüzden yardımda bulunduğunuz
kişilerin sizlerin Hıristiyan olduğunuzu bilmeleri
önemlidir. Eğer bilmezlerse o zaman onlar sizin ne
kadar iyi bir insan olduğunuzu söyleyerek sizi
yücelteceklerdir. Ama bilirlerse o zaman bunu Tanrı
için İsa için yaptığınızı bilerek yüceliği size
değil ait olan yere yani gökteki Babanıza
vereceklerdir. O halde sevgili kardeşlerim ışığınızı
yani hayatlarınızı saklamayın çünkü Mesih’in
öğretişinin özelliklerini sergileyenler gizlenemez.
O’nun öğretişinin ışığını kendimize saklamayalım
başkalarıyla paylaşalım. Çünkü Mesih’in parladığı
yaşamlardaki çekicilik ikna dolu sözcüklerden daha
etkilidir.
4- Vaftizimizle tanıklık etmeliyiz: Bu
mezhepsel bir şey değil. İsa’nın kendisine iman eden
her bir kişiden yapmasını istediği bir eylem bir
buyruktur. Vaftiz olduğumuz zaman yapılan bu eylem
bizim görünen ve görünmeyen dünyaya İsa’ya ait
olduğumuza, O’na iman ettiğimize ve O’nun bizim
Rabbimiz ve kurtarıcımız olduğuna dair bir
tanıklıktır. Ve bu tanıklığı İsa, adına iman eden
herkesten beklemektedir. İsa’ya iman eden bir kişi
ben vaftiz olmayacağım diyemez. Vaftiz kurtuluşumuz
için bir şart değildir. Ama İsa istediği için
yapılması gereken bir törendir.
Sonuç:
Neden Rab bizden adına tanıklık yapmamızı
istiyor? a-) Kendi adını yüceltmek için ki bizim
yaratılış amacımız zaten budur. O’na yücelik
getirmek b-) İnsanlara Tanrı’nın onları ne kadar çok
sevdiğini ve onlar için ne yaptığını onlara
göstermek için. c-) O’nun önüne çıktığımız zaman
utanç içinde kalmak yerine O’nun bize vereceği
taçlara kavuşmamız için. d-) Yargı Günü bizden bunu
talep eder. Matta 10:32-33 ayetlerini
dikkatle oku. “İnsanların
önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de
göklerde olan Babamın önünde açıkça kabul edeceğim”
Eğer O'nun bizi Baba önünde açıkça kabul etmesini
istersek biz de yeryüzünde O’na iman ettiğimizi
açıkça söylemek zorundayız. Matta 16:24
"Ardımdan gelmek isteyen,
kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni
izlesin.”
Yuhanna 10:9 “Kapı
Ben'im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse
kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur.”
Biz her zaman Rab’bin bizi besleyecek doyuracak olan
kapısından her zaman girip çıkmalıyız ve Rab’den
aldıklarımızı başkalarına vermeliyiz. Bir imanlı
tapınmak için ve doymak için Tanrı’nın huzuruna sık
sık çıkmalı ve sonra Rab’be tanıklık etmek için
karanlıktaki insanların yanına gitmelidir.
Karanlıklara gitmekten korkmayalım Rab bizi ışık
olarak oralarda kullanmak istiyor. Yeşaya peygamber
diyor ki “Işık karanlıkta
parlar ve karanlık onu alt edemez.”
Karanlık bizi alt edemez çünkü bizler ışığın
çocuklarıyız ve ışığız İsa diyor
“Dünyanın ışığı sizsiniz.
Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymaz.
Tersine kandilliğe koyar evdekilerin hepsine ışık
sağlar sizin ışığınız insanların önünde öylesine
parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki
Babanız’ı yüceltsinler.” Matta 5:15-16
o zaman Ateşli müjdeciliğin yazarı Reinhard
Bonneke’nin de dediği gibi Cehennemi soyup Cenneti
doldurmak bizim arzumuz olsun bu yüzden karanlıklara
giderek onlara Rab’bi gösteren işaretler ışıklar
olalım. Nasıl bir imanlıyım gizli mi açık mı? Bu
soruya kendi kendinize cevap verin.
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |