AnaSayfa  |  Aktiviteler  |  Linkler  |  Tanıklıklar  |  İletişim  |  S.S.S.
     
     
Menü
Ana Sayfa
Kuruluş & Tarihçe
İnanç Bildirgemiz
İbadet Saatleri
Vaazlar & Makaleler
Resimler
Kitaplık
Download
 
Haberler - Duyurular
 
 
 
 
 İnsanlar Önünde Rab İsa Mesih'i İkrar Etmek

[Okunacak pasaj: Elç.İş. 4:1-31]

Tanrı’yı ne kadar yüceltsek azdır. Ona ne kadar çok övgüler sunsak yinede övgülerimiz yetersiz kalır. Çünkü Tanrı’nın gerek varlığı gerekse bizim için yaptıkları ve sağlayışları o kadar büyüktür ki saymakla bitmez. Tanrı bizi önceden belirledi, dünyanın kuruluşundan önce Mesih’te bizi seçti. Neye dayanarak Tanrı bizi seçti. Bizler iyi olduğumuz için mi, bizler O’nu aradığımız için mi, çok dindar olduğum için mi bütün bu soruların cevabı hayır diyor Kutsal Kitap. Tanrı’nın beni neye dayanarak seçtiğine dair Kutsal Kitap’ta tek bir cevap var oda, kendi isteği ve merhametinden dolayı diyor. Tanrı’nın beni neye dayanarak seçtiğine dair başka bir cevap yok Kutsal Kitap’ta ama beni ne amaçla seçtiğine dair birçok cevap var. Bu hafta sizinle sadece bir tanesine bakmak istiyorum. 1.Petrus 2:9 “Ama siz seçilmiş soy, Kralın kahinleri, kutsal ulus Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz.” Bu ayetler bizim Tanrı’nın tanıkları olmak için seçildiğimizi söylüyor.

Tanık nedir?

Gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını gerçeğin ortaya çıkması için bilmeyenlere tanıklık ederek ifade eden kişi demektir. Tanrı’nın her imanlıyı seçmesindeki amaç budur. Tanrı’nın onun hayatında yaptıklarına tanıklık etmesi. İsa Gerasalıların memleketine vardığı zaman orada cine tutsak olan adamı iyileştirdikten sonra bu adam İsa’ya iman etti ve O’nu izlemek istediğinde bakın İsa ondan ne yapmasını istedi. Markos 5:18-20 “İsa kayığa binerken, önceleri cine tutsak olan adam O'na, "Seninle geleyim" diye yalvardı. Ama İsa adama izin vermedi. Ona, "Evine, yakınlarının yanına dön" dedi. "Rabbin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat." Adam da gitti, İsa'nın kendisi için neler yaptığını Dekapolis'te duyurmaya başladı. Anlattıklarına herkes şaşıp kalıyordu.” İsa’nın iman ettikten sonra bu adamdan yapmasını istediği şey adına ve yaptıklarına tanıklık etmesi oldu. Aynı şekilde İsa dirildikten sonra öğrencilerine göründüğü zaman onlara şunu söyledi. Elç.İş.1:8 "Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs'te, tüm Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız."

İsa’nın günümüzde bizden istediği şeyde aynıdır O’nun bizim hayatımızda yaptıklarına ve O’nun adına tanıklık etmemizdir. Tanrı biz imanlıları kullanarak yeryüzünde kendi adını duyurmak ve yüceltmek istemektedir. Bu ne kadar büyük bir onur öyle değil mi? Biz O’nun sözlerini duymaya bile layık değilken O bize sözünü duyurmakla kalmıyor aynı zamanda bizi sözünü duyurmak içinde görevlendirip O’nun sözünün gerçeğine tanıklık etmemizi istiyor. Tarih içerisinde gerek İsa’nın döneminde gerekse bu güne kadar birçok Mesih izleyicisi Tanrı’dan aldıkları bu yüce onuru hayatları pahasına da olsa yerine getirdiler. Ama bazıları ise tanıklık etmeye çekindiler korktular. Dünyada her zaman iki tür imanlı gurubu oldu.

1-) Gizli imanlılar.
2-) Açık imanlılar.

İsa’nın yaşadığı dönem içerisinden bu yana bu iki gurubu görmek her zaman mümkündür. İncil’e baktığımızda Yuhanna 3. bölümdeki Nikodim bunlara bir örnektir. Nikodim İsa’yı kabul eden bir din bilginiydi. Ve İsa’nın öğretisini ve sözlerini öğrenmek için İsa’ya bir gece vakti gelmişti. Çünkü kimsenin O’nun İsa’ya geldiğini görmesini ve öğrenmesini istemiyordu. Aynı şekilde Aramatyalı Yusuf da İsa'nın bir öğrencisiydi, ama gizli bir imanlıydı. İsa öldükten sonra O’nun bedenini alarak kendi mezarına götürdü. Bakın Yuhanna 19:38-39 da ne diyor? “Bundan sonra Aramatyalı Yusuf, İsa'nın cesedini kaldırmak için Pilatus'a başvurdu. Yusuf, İsa'nın öğrencisiydi, ama Yahudilerden korktuğundan bunu gizli tutuyordu. Pilatus izin verince, Yusuf gelip İsa'nın cesedini kaldırdı. Daha önce geceleyin İsa'nın yanına gelmiş olan Nikodim de otuz litre kadar karışık mür ve sarısabır özü alarak geldi.” Sadece onlar değil daha birçok İsa’ya iman eden ama imanını açıklamaktan çekinen, korkan imanlılarda vardı. Bununla ilgili birkaç ayet daha okuyayım size Yuhanna 7:12-13 “Kalabalık arasında O'nunla ilgili bir sürü laf fısıldanıyordu. Bazıları, "İyi adamdır", bazıları da, "Hayır, tam tersine, halkı saptırıyor" diyorlardı. Bununla birlikte Yahudilerden korktukları için, hiç kimse O'ndan açıkça söz etmiyordu.” Yuhanna 12:42 “Bununla beraber, önderlerin bile birçoğu İsa'ya iman etti. Ama Ferisiler yüzünden, havra dışı edilmemek için iman ettiklerini açıkça söylemediler. Çünkü insandan gelen övgüyü, Tanrı'dan gelen övgüden daha çok seviyorlardı.”

Günümüzde de birçok kişi İsa’yı Rab ve kurtarıcı olarak benimsemiş, gerçekten yeni doğuşa sahip, Rab İsa Mesih'i yürekten seviyor ve O’nu sayıyor. Ama iman hayatının sunduğu bereketlerin hepsine tam olarak sahip olamıyorlar. Neden? Çünkü Rab İsa Mesih'e iman etiklerini, yaşamlarının O’na ait olduğunu açıkça söylemekten çekiniyorlar ya da yaşamlarını Mesih'e ait kişiler olarak yaşamaktan korkuyorlar. Diğer Mesih imanlıları önünde İsa'ya iman ettiklerini söylemekten çekinmezken dünya önünde komşuları ve akrabaları karşısında yada iş yerlerinde, okullarında bunu yapmaktan korkuyorlar. Kilisemizde de böyle kardeşlerimiz var. Beni yanlış anlamayın lütfen, amacım size baskı yapmak yada sizi yargılamak değildir. Sadece sizi tanıklık konusunda cesaretlendirmek ve daha çok Rab’be güvenerek yaşamanız konusunda teşvik etmek istiyorum. Bu gün sizden kendinize sormanızı istediğim soru şudur. Ben yaşadığım bu hayat içerisinde gizli bir imanlı olarak mı yoksa açık bir imanlı olarak mı yaşıyorum?

Bizim açık bir şekilde Rabbimize tanıklık etmemizi engelleyen şeyler nelerdir?

Korku:
Bazılarımız, insanlar bizim Mesih inanlısı olduğumuzu öğrendikleri zaman işimizi kaybetmekten korkuyoruz. Bazılarımız baskı veya zulüm görmekten korkuyoruz. Bazılarımız ailemiz, arkadaşlarımız yada akrabalarımız bizi reddedecekler diye korkuyoruz. Bazılarımız insanlar bizimle alay edecekler, aşağılayacaklar diye korkuyoruz. Bazılarımız utanıyor ve sahip olduğumuz saygınlığı kaybedeceğiz diye korkuyoruz. Oysaki Rab bütün bu korkularımızdan sıyrılıp O’nun açık birer tanıkları olmamızı bizden bekliyor. Nerede, kimlerle ne durumda olursak olalım fark etmez Tanrı bizden O’nun kimliği ve bizim için yaptıklarına tanıklık etmemizi istiyor. Bu demek değil ki hemen gidip her yerde İsa Rab ve kurtarıcıdır diye haykıralım. İsa bunu yaparken bizim güvercin gibi saf ve yılan gibi kurnaz olmamızı, aynı zamanda hikmetli bir şekilde ve O’nun ruhunun yönlendirişiyle yapmamızı bizden bekliyor. İsa’ya nasıl tanıklık edebiliriz?

1- Sözlerimizle tanıklık etmeliyiz: Bizler hepimiz bir şekilde İsa ile tanıştık ve O’na iman ederek sonsuz ölümden kurtulduk. Hepimiz farklı yollardan O’na geldik. Ama hepimizin O’na iman etmesinde ortak bir şey var ki oda Tanrı’nın sözünü veya bizim için ne yaptığını duymamız veya öğrenmemiz oldu. Eğer birileri bize müjdeyi duyurmasaydı yada biz müjdeyi bir yerden öğrenmeseydik, İsa’ya nasıl iman edebilirdik ve nasıl kurtulabilirdik? Bizim kurtuluşumuz Tanrı’nın sözü aracılığıyla oldu. Kurtuluş için Tanrı’nın sözünü duymak çok önemlidir bu yüzden Pavlus Romalılar 10:8-17 de şöyle diyor. Aynı şekilde bizler eğer ailelerimizi, arkadaşlarımızı yada akrabalarımızı gerçekten seviyor ve onlarında kurtulmasını istiyorsak bir şekilde onlarla Tanrı’nın sözünü paylaşmalıyız. Paylaşmak için uygun zamanın gelmesini beklerken dikkat edelimde geç kalmış olmayalım. Eğer bu insanlardan imanlı olduğumuzu saklıyorsak bu kişilere nasıl Tanrı sözünü duyuracağız? Bu kişilerin Tanrı sözünü duymadıkça onların nasıl kurtulmalarını bekleyebiliriz? Bu yüzden Tanrı’nın onların yüreklerini ve bizi hazırlaması için belli bir süre bekledikten sonra en uygun zamanda onlara müjdeyi duyurmalıyız.

Evet belki müjdeyi duydukları zaman yada bizim Hıristiyan olduğumuzu öğrendikleri zaman bize karşı gelecekler, yada bizleri reddedecekler, yada işimizden kovacaklar, yada bize baskı yapacaklar veya zulmedecekler. Bunların yanı sıra belki şöhretimizi kaybedeceğiz yada maddi olarak bazı kayıplara uğrayacağız ama size şunu sormak istiyorum. Tanıklığımız karşısında yaşayacağımız her ne olursa olsun yada kaybedeceğimiz her ne olursa olsun sizce İsa bunlara layık değil mi? İsa bizlere bu yaşamda sıkıntılar olacağını söyledi. O bizi çağırırken hiçbir zaman bize bu hayat içerisinde bir gül bahçesi vaat etmedi. Tam tersine bakın ne dedi? Matta 10:16-39 İsa’nın Elçileri Mesih uğruna tanıklık etmek için canlarını, mallarını ve sevdiklerini gözden çıkararak büyük bir cesaretle ve Mesih’ten aldıkları güçle yapılan tehditlere yılmadan O’nun adına her yerde tanıklık ettiler. Bununla ilgili Elç.İş. 4:1-31 bana çok teşvik veren bir bölümdür. Bunu da size okumak istiyorum.

Müjdenin yayılması Rab'bin hizmetinde olan işçilerin sayısına, profesyonel müjdecilere ve işçilere dayanmaz. Her imanlının Rab İsa Mesih'i açıkça ikrar etmesine dayanır. İlk kilise bu şekilde büyümüştü. Rab'bin müjdesi ağızdan ağza, kulaktan kulağa aktarılarak yayıldı. İsa’nın çarmıh üzerinde gerçekleştirdiği ölümü bizim O’nu açıkça söylememizi talep eder. Bizi o kadar çok sevdi ki o acımasız çarmıh ölümüne gönüllü olarak gitti. “Bizler günah karşısında ölmüş olarak doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O'nun yaralarıyla şifa buldunuz” (1.Pet.2:24). O herkesin gözleri önünde utancı hiçe sayıp bizim yerimize öldü. Biz o zaman nasıl gizli imanlı olabiliriz?

2- Hayatımızla tanıklık etmeliyiz: hayatımız duyurduğumuz sözle paralel gitmelidir. Eğer hayatımızda Tanrı’nın bizden istediklerini uygulamıyorsak duyurduğumuz müjdenin de hiçbir etkisi olmayacaktır. Bu yüzden en güçlü tanıklığın Hıristiyan ahlakını yansıtmak olduğunu unutmamalıyız. Her Mesih imanlısı Rab'be bağlı yaşamıyla Rab İsa Mesih'i insanlar önünde açıkça ikrar etmelidir. Yaşantımızda ne isek, ne yapıyorsak ne söylüyorsak tüm bunlar bizim İsa’ya ait olduğumuzu haykırmalıdır. Aynı zamanda yapmadığımız şeyler, konuşmadığımız sözler de bir tanıklık olmalı. Evde, iş yerinde, arkadaşlarımız arasında sözlerimiz ve davranışlarımız çevremizdeki insanlar tarafından dikkate alınmaktadır. Bu yüzden bizim hayatımız onların önünde bir İncil sayfası gibi olmalıdır. Ve bunu gören insanlar bizim Mesih’in öğrencileri olduğumuzu anlayacaklardır. Bunun en güzel göstergelerinden biride bizim birbirimize bağlılığımız ve sevgimiz olacaktır. İsa dedi ki Yuhanna 13:34-35’te “Size yeni bir buyruk veriyorum: birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin. Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır.” İsa’nın iyi birer tanıkları olmak istiyorsak bizim hayatımız ve birbirimize göstereceğimiz sevgi çok önemlidir.

3- İşlerimizle tanıklık etmeliyiz: Matta 5:16 da İsa O’nun için tanıklık etmemin en önemli yollarından birinin de iyi işlerimiz olduğunu öğretmektedir. “Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerde olan Babanızı yüceltsinler!” Ne olabilir bu iyi işler? Fakirlere yardım etmek, aç olan insanlara yiyecek sağlamak, sıkıntıda olan insanlara destek olmak, acılı insanların acılarını dinlemek ve onları teselli etmeye çalışmak vs. bunları yapmak hem Tanrı’yı hoşnut edecek hemde o insanlara değerli olduklarını hissettirecektir. Birçoğumuz bunu yapıyoruz ama bunu yaparken o insanların bizim Hıristiyan olduğumuzu bilmeleri önemlidir. Ben o insanlara yardım ettikten sonra onlara müjdeyi paylaşın yada onları Hıristiyan olmaya çağırın demiyorum. Onların sizin yaptığınız yardımın veya iyiliğin Tanrı’dan geldiğini bilmeleri için sizin Hıristiyan olduğunuzu bilmelerinin önemli olduğunu söylemek istiyorum. Çünkü, bu Dünyada birçok kişi iyilik yapıyor bunu yapanlar sadece Hıristiyanlar değil ama bizimle onlar arasında bir fark var. Diğer insanların yaptığı yardımlar onları yüceltmektedir. Ama bizim yaptığımız yardımlar Tanrı’yı yüceltmek için olmalıdır. Bu yüzden yardımda bulunduğunuz kişilerin sizlerin Hıristiyan olduğunuzu bilmeleri önemlidir. Eğer bilmezlerse o zaman onlar sizin ne kadar iyi bir insan olduğunuzu söyleyerek sizi yücelteceklerdir. Ama bilirlerse o zaman bunu Tanrı için İsa için yaptığınızı bilerek yüceliği size değil ait olan yere yani gökteki Babanıza vereceklerdir. O halde sevgili kardeşlerim ışığınızı yani hayatlarınızı saklamayın çünkü Mesih’in öğretişinin özelliklerini sergileyenler gizlenemez. O’nun öğretişinin ışığını kendimize saklamayalım başkalarıyla paylaşalım. Çünkü Mesih’in parladığı yaşamlardaki çekicilik ikna dolu sözcüklerden daha etkilidir.

4- Vaftizimizle tanıklık etmeliyiz: Bu mezhepsel bir şey değil. İsa’nın kendisine iman eden her bir kişiden yapmasını istediği bir eylem bir buyruktur. Vaftiz olduğumuz zaman yapılan bu eylem bizim görünen ve görünmeyen dünyaya İsa’ya ait olduğumuza, O’na iman ettiğimize ve O’nun bizim Rabbimiz ve kurtarıcımız olduğuna dair bir tanıklıktır. Ve bu tanıklığı İsa, adına iman eden herkesten beklemektedir. İsa’ya iman eden bir kişi ben vaftiz olmayacağım diyemez. Vaftiz kurtuluşumuz için bir şart değildir. Ama İsa istediği için yapılması gereken bir törendir.

Sonuç:
Neden Rab bizden adına tanıklık yapmamızı istiyor? a-) Kendi adını yüceltmek için ki bizim yaratılış amacımız zaten budur. O’na yücelik getirmek b-) İnsanlara Tanrı’nın onları ne kadar çok sevdiğini ve onlar için ne yaptığını onlara göstermek için. c-) O’nun önüne çıktığımız zaman utanç içinde kalmak yerine O’nun bize vereceği taçlara kavuşmamız için. d-) Yargı Günü bizden bunu talep eder. Matta 10:32-33 ayetlerini dikkatle oku. “İnsanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerde olan Babamın önünde açıkça kabul edeceğim” Eğer O'nun bizi Baba önünde açıkça kabul etmesini istersek biz de yeryüzünde O’na iman ettiğimizi açıkça söylemek zorundayız. Matta 16:24 "Ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.”

Yuhanna 10:9 “Kapı Ben'im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur.” Biz her zaman Rab’bin bizi besleyecek doyuracak olan kapısından her zaman girip çıkmalıyız ve Rab’den aldıklarımızı başkalarına vermeliyiz. Bir imanlı tapınmak için ve doymak için Tanrı’nın huzuruna sık sık çıkmalı ve sonra Rab’be tanıklık etmek için karanlıktaki insanların yanına gitmelidir. Karanlıklara gitmekten korkmayalım Rab bizi ışık olarak oralarda kullanmak istiyor. Yeşaya peygamber diyor ki “Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edemez.” Karanlık bizi alt edemez çünkü bizler ışığın çocuklarıyız ve ışığız İsa diyor “Dünyanın ışığı sizsiniz. Kimse kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymaz. Tersine kandilliğe koyar evdekilerin hepsine ışık sağlar sizin ışığınız insanların önünde öylesine parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanız’ı yüceltsinler.” Matta 5:15-16 o zaman Ateşli müjdeciliğin yazarı Reinhard Bonneke’nin de dediği gibi Cehennemi soyup Cenneti doldurmak bizim arzumuz olsun bu yüzden karanlıklara giderek onlara Rab’bi gösteren işaretler ışıklar olalım. Nasıl bir imanlıyım gizli mi açık mı? Bu soruya kendi kendinize cevap verin.

Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü

 
Kutsal Kitap'tan bir ayet :


 
  Copyright 1992 - 2006 AİK