|
Bugün sizlerle geçmişe, tarihe biraz bakmak
istiyorum. Tiyatroyu sever misiniz? Ben çok
severim. Tarihe baktığımızda tarih bize bir çok
oyunları bir tiyatro gibi gözlerimizin önüne
sergiliyor. Dünya ise bu tiyatro oyunu içerisinde büyük bir sahne gibi; içinde oynayan milyarlarca
oyuncu var. Baktığımız zaman herkesin de kendine
özgü bir rolü vardır. Bizler de bu oyundaki
karakterlerden biriyiz. Bu tiyatroya baktığımızda ne var ki her oyuncunun başarılı olmadığını da
görebiliyoruz. Ama bazıları ise tarihi ve
insanlığı derinden etkilemiştir ve derin izler
bırakmıştır.
Şimdi sizden gözlerinizi bu tiyatroda yer alan
Hıristiyanlık tarihine çevirmenizi ve oradaki
oyunculara bakmanızı isteyeceğim. Gözlerimizi
buraya çevirdiğimizde şu an bizden çok uzaklarda
ama bir gün muhakkak bir araya geleceğimiz
değerli ve saygı değer bir çok İsa’nın
öğrencisine rastlayabiliriz. Onlara
odaklandığımızda Tanrı'nın onları nasıl
kullandığını onlar aracılığıyla sözünü nasıl
kitlelere ulaştırdığını görebiliriz. Onların
nasıl saygın ve örnek bir yaşam yaşadıklarını
görebiliriz. Şimdi bu sahnede gözlerimizi bu
öğrencilere çevirip, geçmişimizi biraz anlamaya
çalışacağız ve kendimiz için dersler
çıkaracağız.
Ben okulda iken tarih dersini çok severdim. Tarihi
olaylar benim çok ilgimi çekerdi. Zaten tek
başarılı olduğum ders de buydu ama şimdi size
tarih dersi vermeyeceğim. Tarihe baktığımızda
İsa’nın milyonlarca öğrencisi olduğunu
görebiliriz. Biz şimdi bu milyonlarca
öğrencinin içinden sadece ilk öğrencilerine
biraz bakacağız.
İsa beden alıp dünyaya geldikten sonra kendisine
12 öğrenci seçti. Onlara ders verdi, onları eğitip
halka hizmet etmeyi öğretti. Çünkü bir gün O
dünyadan ayrılacak ve yeryüzündeki hizmetini
öğrencilerine emanet edecekti. Öğrenciler İsa’nın
temsilcileri olarak müjdeyi tüm dünyaya
duyuracaklardı. Çünkü İsa dünyadan ayrılmadan
önce onlara söyle demişti. Matta 28:18-20
İsa’nın öğrencileri öğretmenlerinden bu yüce
buyruğu aldıktan sonra da Pentikos gününde de
Kutsal Ruh’tan da güç alarak kuvvetli bir
şekilde yerine getirdiler. İsa’nın öğrencilerinin
hayatına ilişkin fazla bir kaynağımız yok. Bu
konuda Elçilerin İşleri bölümü ana kaynağımızdır.
İlk olarak YAHUDA İSKARİYOT ile
başlayalım. Öğrenciler arasında en zayıf olanı
idi ve İsa’yı 30 gümüş karşılığında ele verdi. Paraya karşı büyük bir zaafı vardı.
Yuhanna 12:6'ya baktığımızda para çaldığını yani bir hırsız
olduğunu görebiliriz. Yahuda İsa’yı ele verdikten
sonra yaptığına çok pişman oldu. Ama iş işten geçmişti ve intihar etti. Yahuda'nın İsa’yı ele
vereceği daha en başından belliydi. Ancak bu
Tanrı'nın zaman ötesi özelliği ile ilgilidir.
Yoksa Yahuda'nın bir kaderi bir yazgısı değildi.
Yahuda İsa’yı hiç bir zaman RAB olarak kabul
etmedi. İsa’nın gerçek bir öğrencisi olmadı,
önündeki fırsatları hep tepti. Yoksa Tanrı onu
kendisini ele versin diye seçmedi.
PETRUS; öğrenciler içerisinde en ateşli ve
atılgan olanı idi. İsa kendisini çağırmadan önce
bir balıkçı idi. İsa ona benimle gel seni insan
tutan balıkçılar yapacağım dediği zaman İsa’nın
peşinden gitti. İsa onun adını değiştirdi ve Simun iken
Petrus oldu. Petrus "Kaya" anlamına
gelir ve İsa ona Topluluğunu Petrus'un dile
getirdiği gerçek üzerine kuracağını
söyledi. Petrus İsa'nın yakın öğrencilerinden
biriydi ve İsa'nın Mesih olduğunu ilk anlayan
kişi idi. Ama İsa tutuklandığında İsa'yı
tanıdığını tam üç kez korkudan inkar etti. Ama
sonra pişmanlık gözyaşları içerisinde tövbe
ederek İsa’nın ölümü ve dirilişinden sonra Pentikos gününde aldığı Kutsal
Ruh’unda gücü ile
nasıl İsa’yı korkusuz bir şekilde savunduğunu
görebiliyoruz. Arkanızdaki resim onu anlatıyor.
İsa’yı önceleri inkar eden Petrus Pentikos
gününde Yahudilerin tapınağında İsa’dan öylesine
bahsediyor ki korkusuzca Petrus'un konuşması
üzerine o gün tam üç bin kişi iman ediyor. Ve Petrus o günden sonra hiç çekinmeden her
fırsatta insanlara İsa’yı tanıttı. Olağan üstü
mucizeler yaptı ve Tanrı hep onunla birlikteydi
çok acılar çekti. Hapse atıldı, dayak yedi ama hiç
yılmadan kitlelere İsa’yı anlattı ve İ.S. 64
yılında İmparator Nero'nun emri ile baş aşağı
çarmıha gerilerek öldürüldü. Aslında ters
gerilmeyi Petrus'un kendisi istedi. Düz haça
gerilme onurunun İsa’ya ait olduğunu düşündüğü
için ters olarak haça gerilmeyi istedi. Önce
İsa’yı tanıdığını inkar etmişti. Ancak yaşamının
geri kalan kısmında İsa’ya sadık kaldı ve İsa
uğruna yaşamını seve seve verdi.
Ne kadar etkileyici bir biyografi öyle değil mi?
Hepimiz O'nun hayatından büyük dersler alabiliriz
ve bize güzel bir örnek olabilir. Kendi hayatımıza
bakalım. Petrus gibi biz de hiç İsa’yı
tanıdığımızı inkar ediyormuşuz veya ettik mi? Eğer bunu yapıyorsak tövbe edip
Petrus gibi
çarmıhımızı yüklenerek İsa’nın ardından
gitmeliyiz. Tövbe etmekle kalmamalıyız, aynı
zamanda Petrus gibi İsa’yı insanlara ve
kitlelere duyurmalıyız da. Sonucu her ne olursa
olsun İsa'nın öğrencisi olarak bu yüce buyruğa
biz de itaat etmek zorundayız. İsa bize şunları
söylüyor; Markos 8:34-37 ve Luka 14:27'de
"Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen benim
öğrencim olamaz" diyor. Eğer kendimize İsa’nın
öğrencisiyiz diyorsak onun öğrencileri gibi
olalım ve müjdeyi duyuralım. Bazen bu kolay
olmuyor İsa’yı tutuklayıp Vali Pilatus'un
huzuruna götürdüklerinde askerlerle birlikte baş
kahinde gitti ve İsa ile alay ettiler ve baş
kahin İsa’ya doğru olmayan suçlamalar
getirdi. Geçenlerde kutladığımız diriliş
bayramında yaptığımız tiyatroda Hans kardeş bunu
güzel bir şekilde gösterdi. İncil'e baktığımızda ona getirilen suçlamaları görebiliyoruz.
Ne dedi
baş kahin yalan yere İsa’yı suçlarken ulusumuzu
yoldan saptırıyor devleti bölmeye çalışıyor
barış tehdit altında dedi. İsa’dan sonra
öğrencilerine bakıyoruz. Onlar da aynı suçlamaları
getirdiler. İstafani taşlayarak öldürdüler. Tarih
değişiyor insanlar değişiyor ama suçlamalar hep
ayni günümüze baktığımızda aynı suçlamaları bize
getiriyorlar. Gazetelerde ve televizyon
programlarında eskinin baş kahinlerine benzeyen
Zekeriya Beyaz gibi insanlar çıkıp Hıristiyanlar
devleti bölmeye çalışıyorlar, gençlerimizi yoldan
çıkarıp beyinlerini yıkıyorlar diyor. NE
YIKIYORSUN YA ÇAMAŞIR MI BU? Bu gibi iftiralar
atarak insanları kışkırtmaya çalışıyorlar ve bu
iftiralardan dolayı bazı kardeşlerimiz sıkıntı
çekiyorlar. Ama hamdolsun, Tanrı onlara güç
veriyor dayanmaları için, bize düşen ise bu
kardeşleri hatırlayıp, her fırsatta onlar için
dua etmektir. Sıkıntılar olacak kardeşler ama biz
yine de müjdeyi hiç yılmadan duyuralım. Bazen
paylaşmıyoruz çünkü insanlar yanlış anlayacak
diye korkuyoruz. Devletin altını oyduğumuzu
düşünecekler, misyoner olduğumuzu söyleyecekler
diye çekiniyoruz. O halde sunu soruyorum biz
Tanrı’nın onay inimi bekliyoruz yoksa insanların
onay inimi.Tanrı’nın onayını O’nun bereketini
istiyorsak müjdeyi duyuralım sonuç ne olursa
olsun suna inanalım ki Tanrı bizi
bereketlenecektir.
YUHANNA; Elçi Yuhanna İsa’nın en sevdiği
öğrencilerinden biri idi. İsa’nın dirilisinden
sonra o da eğer başarıyla çalıştı ve Mesih'in
müjdesini duyurdu. İsa’ya olan inancından dolayı Patmos adasına sürgün edildi. Daha sonra da Efes'e
dönerek Kutsal Ruh’un esiniyle İncil'in Yuhanna
bölümünü 3 tane mektup ve esinleme bölümünü
kaleme aldı. İsa çarmıhta iken Yuhanna'ya bir
görev vermişti. Annesine bakmasını
istedi. Yuhanna da çok acılar çekti ama
öğrenciler arasında eceli ile ölen tek kişi
oldu.
Yuhanna’nında hayatına baktığımızda örnek
alacağımız çok önemli dersler var ama Şimdi
sadece birine bakmamız yeterli olacaktır. Yuhanna
çarmıhta iken İsa’dan bir görev aldı ve
baktığımızda bu görevi çok sadık bir şekilde
yerine getirdi. Kendi hayatımıza da baktığımızda
Rabbin bizlere de değişik görevler ve
sorumluluklar verdiğini görüyoruz. Peki bizler
Rabbin bizlere verdiği bu görevleri Yuhanna
gibi sadık bir şekilde yerine getiriyor
muyuz? Ya da Rabden bir sorumluluk almaya hazır mıyız? Rab belki toplulukta sana bir görev
bir sorumluluk vermek istiyor, senden topluluğa
hizmet etmeni istiyor. Sen buna açık mısın?
Toplulukta birçok hizmet görücüye ihtiyacımız
var. Belki sen bu sorumluluklardan birini
üstlenebilirsin.
TOMAS; evet etkileyici bir karakter daha. Tanrı’yı
fiziksel olarak görmek isteyenlere güzel bir
örnek olabilirdi. Tomas öğrencilerin arasında en
şüpheci olarak bilinirdi. İsa dirildikten sonra Tomas öğrencilerle birlikte değildi. Öğrenciler
Rabbin dirilişini gördüler ve Tomas'a bunu
söylediklerinde Tomas buna inanmadı ve
öğrencilere şunları söyledi. İsa’nın ellerindeki
çivi izlerini görmedikçe ve O’nun yaralarına
dokunmadıkça inanmayacağım dedi. Ve Birgen Tomas
öğrencilerle birlikte iken Rab sırf Tomas için
onların aralarına geldi ve Tomas'a; Tomas bak
ellerime bak böğrüme dokun imansız olma imanlı
ol dedi. Ve Tomas o an İsa’nın önünde ona
tapınarak Rabbim ve Tanrı’m dedi. İsa görmeden
iman edenlere ne mutlu dedi. Tomas öğrenciler
arasında İsa’nın dirildiğine en son iman eden
kişi idi ama inandıktan sonra o da güçlü bir şekilde Rab için çalıştı ve en sonunda Hindistan'da
şehit oldu.
Diğer öğrencilerde olduğu gibi Tomas'in hayatı da
bize örnek oluyor bir çok konuda. Tomas İsa’nın
ölümünden sonra öğrencilerle birlikte olmadı.
İsa’nın ölümü onu öğrencilerden ayırmıştı ve
diğer öğrencilerin yanına gitmedi. Ama Tomas'ın
küçümseyip gitmediği o toplantıya Rabbin
kendisi gitti. Bazen bizler de Tomas gibi
yapıyoruz sorunlar yaşadığımızda veya zor
dönemlerde toplantılara gelmemezlik yapıyoruz .
Ama şunu bilmeliyiz ki bizim küçümseyip gelmediğimiz toplantıya Rabbin kendisi gelebilir
ve o zaman çok şeyler kaçırabiliriz, tıpkı Tomas
gibi. Eğer Tomas gelmiş olsaydı daha önceden
İsa’nın dirildiğini görmüş olacaktı. Kardeşler
toplantılarımızı mümkün olduğu kadar kaçırmamaya
çalışalım. Tanrı bizden bunu istiyor.
İbraniler
10:24-25
İsa’nın diğer öğrencilerine baktığımızda
hepsinin hayatında Rabbin ne kadar güçlü bir şekilde çalıştığını görüp, onlardan değişik dersler
alabiliriz. Detaylı bir şekilde anlatmak
istemiyorum ama diğer öğrenciler hakkında da kısa
bilgiler vermek istiyorum size.
Matta bir vergi görevlisiydi. İncil'in
bölümlerinden birini kaleme aldı ve Habeşistan'da
öldürüldü.
Yakup Filistin'de ve Mısır'da müjdeyi duyurdu ve
orada şehit oldu.
Yurtsever Simun İsa gibi çarmıha gerilerek
öldürüldü.
Yakupoglu Yahuda Taday olarak da tanınıyor ve
bazı teologlara göre İncil'in Yahuda kısmını
kaleme aldı.
Bartalmay Ermenistan'da derisi yüzülerek
öldürüldü.
Filipus balıkçı idi ama Rab onu Batı Anadolu ve
Frigya bölgesinde müthiş bir şekilde kullandı ve
Pamukkale'de öldürüldü.
Andereya Petrus'un kardeşiydi ve Rab onu Anadolu
ve Yunanistan'da kullandıktan sonra o da çarmıha
gerilerek öldürüldü.
Yakup Yuhanna'nın kardeşiydi ve Kral Hirodes Agripa tarafından kılıçla
öldürüldü.
Şimdiye kadar İsa’nın öğrencilerine baktık. Pentikost gününde çil yavrusu gibi dağılan
öğrencilerin Kutsal Ruh’un gelişi ile nasıl
yüreklendiklerini ve İsa’nın gücü ile nasıl
çalıştıklarını gördük. Yuhanna dışında hepsi
öldürüldü İsa’ya olan imanlarından dolayı onlar
bir düzüne insandı ama şu an onların hareketi ile
Müjde inanılmaz ölçüde yayıldı. Bir avuç insanın
neler yaptığına bakın biz de ülkemizde bir avuç
imanlılar olarak kendimizi zayıf
hissedebiliyoruz. Ama şunu unutmayalım ki
Tanrı’nın elinde olan bir avuç kitleyiz Bizlerde
İsa’nın öğrencileriyiz Yuhanna'nın 13. Bölümüne
baktığımız zaman İsa öğrencilerini sonuna kadar
sevdi diyor. O bizi seviyor ve nasıl ilk
öğrencileriyle birlikte oldu ve onları güçlendirdi
ise şimdi de aynısını bizim için
yapıyor. Çünkü O da biliyor ki biz O olmadan hiç bir
şey yapamayız. Hamdolsun O sende de bende de
yaşıyor. Seni de beni de seviyor. Peki sen O'na layık
bir öğrenci misin? İnsanlar senin yaşamına
baktıkları zaman senin İsa’nın bir öğrencisi
olduğunu görebiliyorlar mı? Sen sevgili kardeşim;
yaşamında İsa’nın öğretilerini insanlara yansıtabiliyor musun? Eğer ben İsa’nın bir
öğrencisiyim diyorsam, insanları İsa’ya davet
etmek istiyorsam o zaman benim hayatim insanların
önünde açık bir İncil olmalıdır. Bazı kişiler
İncil okumuyorlar ama benim hayatımı
okuyorlar. O halde benim hayatım açık bir İncil
sayfası gibi olmalı. Bir şehirde bir kilisenin
vaizi olmuş O'nun yerine başka bir vaiz atanmış.
Bu vaiz ilk pazar günü vaazında cemaate sormuş
İsa’yı tanıyor musunuz? Cemaat ise hep bir ağızdan
biz onunla 30 yıl birlikte yasadık demişler.
Burada görüyoruz ki Olen vaiz İncili sadece
öğretmekle kalmamış ayni zamanda yaşamında da
yansıtmış. Matta 5:14-16 EVET KARDEŞLER SIK SIK
kendimize bakalım. Biz İncil'i doğru bir Şekilde
yaşayarak insanlara ışık oluyor muyuz? Yapıcı mıyız yoksa yıkıcı mıyız?
İnsanlara sevgi
ile yaklaşıyor muyuz? Eğer insanların bizlerin
İsa’nın öğrencileri olduğumuzu anlamalarını
bilmelerini istiyorsak ilk önce birbirimizi
sevmeliyiz. Yuhanna 13:34-35 Çevremize
baktığımızda maalesef bu ışığı bu sevgiyi
göremediğimiz kiliseler ve Hıristiyanlarda var.
Bundan 1.5 ay önce Soner, Orçun ve ben İstanbul'a
gittik ve orada değişik toplulukları ve
kiliseleri gezme, tanıma fırsatımız oldu. Yine
Taksim'de sokakları dolaşırken bir kilise gördük
ve merak ettik, bakmak istedik. Girdiğimizde
oranın sorumlusu ya da önderi bizi çok soğuk
karşıladı. "Niye geldiniz?" diye sorduğunda, "Biz
kilisenizi gezebilir miyiz?" dedik; demez olaydık.
Adam bize "Ne yapacaksınız gezip?" dedi ve izin
vermedi. Benim aklıma o anda daha önce
dinlediğim bir öykü geldi.
Bir gün imanlının biri işten çıktıktan sonra
kilisenin önünden geçerken bir dua etme isteği
duyuyor ve kiliseye gittiğinde görevli onu üstü
kirli ve kötü diye içeri almak istemiyor adam
çok ısrar ediyor amacı Tanrı ile zaman geçirmek
fakat yinede oranın sorumlusu izin vermiyor ve
bu imanlı üzgün bir şekilde arkasını dönüp oradan
ayrılınca arkadan bir el onun omzuna dokunuyor.
Adam arkasını döndüğü zaman İsa’yı görüyor ve
İsa ona şöyle diyor; "Üzülme beni de oraya
almıyorlar, ben de oraya giremiyorum"
diyor. kilisemizde ve yaşamımıza İsa'nın girmesine
engel oluyormuşuz.
Ve biz oradan ayrılınca birbirimize şunu sorduk;
"Bunlar gerçekten İsa’nın öğrencileri mi?" Düşünebiliyor musunuz?
Bizler imanlı olduğumuz
halde böyle düşünüyorsak acaba imanlı olmayan
insanlar ne düşünüyorlar. Eski ahitte Rab
İsrailoğullarına yaptıkları itaatsizliklerinden
dolayı ve kanunlarını tutmadıklarında dolayı
şöyle diyor; Yesaya Peygamber aracılığıyla
52. bölümde "Sizin yaptıklarınızdan dolayı diğer
uluslar benim ismime küfrediyorlar ve alay
ediyorlar" diyor.
Kardeşler bizler daima hayatımızı kontrol edelim
benim tutum ve davranışlarım çevremdeki
insanların inandığım Tanrı’ya nasıl tutum
takınmalarını sağlıyor. Unutmayalım ki bizler
Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileriyiz. Yaptığımız
islerle Tanrı’nın ismine onur yada küfür
getirebiliriz. Dikkat edelim. Tanrı’yı iyidir
şekilde temsil edelim ki insanlar bize
baktıklarında Tanrı’yı yüceltsinler. Çünkü bizim
var oluş amacımız, yaratılış amacımız Tanrı'yı
gerek yaşantımızda, gerek sözlerimizde, gerekse
düşüncelerimizde yüceltmektir. Efesliler 1:3-6
Bunu çok güzel ifade ediyor.
Eğer hayatımızda Tanrıyı yüceltebiliyorsak
o zaman Rab bizden daha çok hoşnut olacak ve bizi
daha çok kullanacaktır. Ben lisedeyken iyidir
öğrenci değildim öğrencilik yıllarımı pek
sevmezdim öğretmenlerin de beni sevdiğini pek
söyleyemezdim bu yüzden okullar arası hiçbir
yarışmada yer alamadım hep iyi öğrencileri
çıkardılar benim katılmamı hiç bir zaman
istemediler çünkü onlar benim okuduğum okulla
gurur duyuyorlardı ve benim okulu iyi bir
şekilde temsil edemeyeceğimi biliyorlardı.
Bizler de Tanrı^'yı temsil etmek ve onun işinde
çalışıp, onun bizi kullanmasını istiyorsak iyi
bir öğrenci olmaya gayret edelim ve her zaman
Tanrı’nın isteklerine ve buyruklarına itaat
edelim kardeşler. Hiç güzellik salonuna
gittiniz mi? Orada insanlar güzelleşmek için
çalışıyorlar ve oraya bu yüzden gidiyorlar.
Rabbe gelmekte bunun gibi bir şey ona
geldiğimizde daha yakışıklı ve daha güzel
oluyoruz değil mi? Çünkü bu güzellik salonundaki
Rabbin sözü olan aynaya baktıkça kendimizdeki
çirkinlikleri ve düzensizlikleri görebiliriz.
Bu aynaya bakmak yetmez, aynı zamanda bakarak
kendimizde düzeltmeli ve daha yakışıklı daha
güzel olmaya gayret etmeliyiz. Bu konuda bize
yardımcı olan bir güzellik uzmanımız da var. Ben
aynaları çok, severim kolay kolay önünden
ayrılmam. Bu Rabbin aynasından da kolay kolay
ayrılmam. Çünkü ben Rab'de daha yakışıklı olmak
istiyorum ruhsal yönden. Size de her zaman
tavsiye ederim.
Dua edelim kardeşler…
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |