|
Sevgili kardeşler bu hafta sizinle paylaşmayı
istediğim konu kirlilik. Dünyanın dört bir
yanında insanların çaresizlik içinde kalıp çözüm
aradığı konulardan birisi de çevre kirliliği; bu
kirlilik dünyamızı öylesine etkiliyor ki,
atmosfer tabakasındaki delik bu kirlilik
yüzünden her geçen gün yavaş yavaş daha çok
açılmaya devam ediyor. Önceleri çeşmeden akan
sular gönül rahatlığıyla içilebiliyordu ama
şimdi kirlilik yüzünden satılan arıtılmış sulara
tonlarca para vermek zorunda kalıyoruz.
Kardeşlerle birlikte ara sıra Antalya’nın güzel
dağlarına çıkıyoruz. Geçen sene Kızlar sivrisi
Dağı’na çıkmıştık. O dağın zirvesine yaklaştıkça
şehrin kirliliğinden kurtulduğumuzu çok rahat
hissedebiliyorduk ve zirveden şehre baktığımızda
şehrin üzerindeki o kirli hava tabakasını çok
rahat görebiliyorduk.
Çevre kirliliğini önlemek için o kadar çok
planlar, projeler yapılıyor ve o kadar çok
masraflar uygulanıyor ki. Arıtma sistemleri,
kanalizasyonlar, vb. şeyler. Aynı zamanda bu
konuda halkı bilinçlendirmek için bir sürü
seminerler veriliyor. Birçok dernekler açılıyor.
Hepsi bir çözüm arıyor. Çeşitli yürüyüşler,
mitingler ve protestolar yapılıyor. Peki hiç
düşündünüz mü niçin başvurulan çareler kesin bir
çözüm getirmiyor? Çünkü yapılan her şey dışsal.
Sorunun; kirliliğin kaynağına inilmiyor.
Örnek : Tatilden dönüyorsunuz. Eve girer
girmez iğrenç bir kokuyla karşılaşıyorsunuz. Pis
koku sizi rahatsız ettiği için hemen bir parfüm
alıp etrafa sıkıyorsunuz. Oh bir anlık
rahatladınız. Ama daha sonra sıktığınız parfümle
evin içindeki o kötü koku birleşiyor ve daha
kötü bir koku ortaya çıkıyor. Niçin böyle oldu
çünkü kokunun kaynağına inmediniz. Sadece onu
bastırdınız. Oysaki yapılması gereken kokuya
sebep olan tatile gitmeden önce mutfakta
unuttuğunuz çöpü kaldırıp atmak.
Bunun gibi çevre kirliliğinin nedenine kaynağına
baktığımızda her şeyden önce insan yüreğinin
kirliliğini görüyoruz. İnsanın yüreği öylesine
kirlenmiş ki; bu kirlilik her alana, her yere
yansıyor ve insanın yüreği elinin değdiği her
yeri kirletiyor. Ama bu başlangıçta böyle
değildi. Tanrı insanı da doğayı da kusursuz ve
mükemmel yaratmıştı. Her şey çok güzeldi. Ama
insanın Tanrı yerine şeytanın isteğine uyması,
Tanrı’ya karşı olan itaatsizliği mükemmelliği
bozdu ve bu mükemmellik yerini kirliliğe
bıraktı.
İşte sorunun kaynağı bu, bu yüzden çevreyi
temizlemeden önce insan yüreğini temizlemeli.
İnsanın yüreği o kadar kirli ki; her şekilde her
zaman bunu görebiliriz. Çünkü yaptığımız birçok
şeyde merkezcilik yani benlik; kendi egomuz var.
İncil’e baktığımızda İsa bunu çok güzel
açıklıyor. Markos 7:14-23 : İsa’nın
söylediği gibi insanı kirleten şeylerin hepsi
doğal benliğin işleri ve meyveleridir. [Galatyalılar
5:19-21]
Yoldan geçerken birisi bize öylesine bakar. Ama
biz ne bakıyon lan diye, bana yan baktı diye
dövmek isteriz. Oysa bize öylesine bakmıştır.
Yürek kirli ya hep öyle düşünürüz. Ortaya çıkan
bu bombalı saldırılar, savaşlar ve bunun gibi
daha birçok şeyler insanın kirli yüreğinin
ortaya çıkardığı sonuçlardır. Peki bu
yüreğimizin kirliliğine çözüm nedir? Hem
yüreğimizin hem de bu dünyanın kirliliğini nasıl
ortadan kaldırıp, o kötü kokuyu yok edeceğiz.
Omo-matiklemi, Persil, Ariel ya da Ayşe
Teyze’nin bahar kokulu Ace'siyle mi?
Elbette hayır;
Tek bir çözüm var, o da başlangıçta bizi
mükemmel ve kusursuz yaratan Tanrı’nın gücüyle
ve yardımıyla. Çünkü kirlilik nasıl başladı?
İnsan Tanrı’ya karşı suç yani günah işlendiği
zaman. O zaman bu günah sorununu, bu kirliliği
sadece O çözebilir. Tanrı zaten bu çözümü iki
bin yıl önce sağladı. Günahlarımızı ve
suçlarımızı İsa’nın bizim yerine uğradığı ceza
ve akıtılan kanı aracılığıyla çarmıhta kaldırdı.
Adına iman eden herkese gönderdiği Kutsal Ruhu
aracılıyla yüreklerimizde konut kuruyor ve o
kötü kokunun kaynağı olan günah çöpünü ortadan
kaldırarak yüreğimizi ve çevremizi temizlemek
istiyor. Aksi taktirde Tanrı’nın çözümü olmadan
bu sorunu bitiremeyiz. İşte bu yüzden hem
çevremiz, hem de yüreklerimiz için Tanrı’ya
ihtiyacımız vardır. [Tanrı’nın yuvası kitap]
Eğer sen yüreğini Tanrı’ya açtıysan o
kirlilikten kurtulmak için o zaman Tanrı Kutsal
Ruh'u aracılığıyla senin de yüreğini
temizleyecek ve değiştirecek. Çünkü sözünde bunu
söylüyor. Hezekel 36:24-29 : Bu ayetlerde
de gördüğümüz gibi Kutsal Ruh geldiği zaman
yüreğimiz tamamen değişiyor ve Tanrı yüreğimizi
tamamen temizliyor. İsa'yı kabul ettiğimiz zaman
Tanrı yüreklerimizi temizleyip değiştirdi
hamdolsun ama yinede biz Tanrı'nın yaptığı bu
temizlikten sonra bile bazen yaptıklarımızla,
sözlerimizle ve düşüncelerimizle Tanrı'nın
temizlediği yüreklerimizi kirletebiliyoruz. Bu
yüzden bu kirliliği yok etmek ve kutsal olmak
için. Yapmamız gereken bir şey var hem de bunu
sık sık yapmalıyız yüreklerimizdeki kirliliği ve
günahı her gün Tanrı’nın bize göstermesi için
Tanrı’yla yürümeli ve O'na dua etmeliyiz. Tıpkı
Davut gibi Mezmur 139:23-24’de Davut
Tanrı’dan bunu istiyor. İçimizdeki günahı,
kirliliği Tanrı bize gösterdikçe günahın
kuvvetini daha çok keşfettikçe O’nun etkilerini
daha az hissedeceğiz ve bunun bilincine varıp
onu anlayabildiğimiz ölçüde ondan nefret edip
onunla savaşmamız mümkün olacak. Tabi ki; şeytan
cesaretimizi kırıp, moralimizi bozmaya çalışacak
ama biz bu konuda mücadeleyi sürdürüp gayretle
ilerlediğimizde kazanacağız. Yeter ki gayreti
elimizden bırakmayalım ve düşüncelerimizin
yenilenmesiyle daima değişelim. Çünkü günah
içimizde yaşar. İçimizde yaşayan günah
çoğunlukla arzularımız aracılığıyla etkin olur.
Zina örneği.
Yüreğimizin temiz olması için bu yüzden ilk
olarak düşüncelerimizi değiştirmeliyiz ve Kutsal
Ruh'a güvenmeliyiz. Ben bunu yapamam değil beni
güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim
demeliyiz. Bir Mesih inanlısı hiçbir zaman gücü
ve kuvvetinin eksik olduğunu söylememelidir.
Eğer günah işlersek bunun nedeni ayartılmaya
karşı hayır diyecek güce sahip olmamamız değil
günah işlemeyi istememizdir.
Böyle düşünceler geldiğinde onun bizi
kirletmemesi için günah zeminin oluşturmamak
için reddetmeliyiz ve şeytanı İsa Mesih’in
adında azarlamalı ve Rabbe sığınarak iyi şeyler
düşünmeliyiz. Çünkü arzularımızın bedenlerimizi
tatmin etmeye değil, Tanrı’yı yüceltmeye yönelik
olduğundan emin olmalıyız. Bu kutsallık savaşını
kazanacaksak temel sorunun içimizde olduğunun
bilincine varmalıyız ve yüreklerimizi Tanrı’nın
gücüyle temizlemeliyiz. İsa beni seven
buyruklarımı yerine getirir diyor ve Yuhanna
14:23’te de bakın ne diyor. Eğer Tanrı’nın
içimizde yaşamasını istiyorsak Tanrı’nın
tapınağını temiz tutmalıyız. Tanrı'nın kendisi
kutsal ve temiz bir Tanrı olduğu için kirli ve
pis bir yerde yaşayamaz nasıl bizler pis ve
kirli yerlerde yaşayamıyorsak oralarda kendimizi
rahatsız hissediyorsak yaşayacağımız yerlerin
temiz olmasını istiyorsak. Tanrı'da aynı şekilde
yaşadığı yerin yani yüreklerimizin temiz
olmasını istiyor.
Okuduğum bir kitapta yazar kendisini bir eve
benzetiyor. Ve evin kapılarını Rabbe açtıktan
sonra Rab ona diyor ki; eğer benim bu evde
yaşamamı istiyorsan evi temizlemem için bana
izin vermelisin çünkü ben bu kirli yerde yaşayıp
bu pis kokuyu çekemem diyor. O da izin verince
Rab hemen temizlemeye başlıyor evin odalarını.
Akıl düşünce odası = Kütüphane = Seks dergileri,
gereksiz kitaplar, mecmualar, saçma yayınlar.
Bunların yerine Kutsal Kitap ve insanı
geliştiren kitaplar. Çarmıh ve İsa Resmi.
Yemek odası = Arzu, isteklerin iştahın odası ;
Rabbin istekleri ve özdenetim ruhunu yerleştir.
Oyun odası = Bayağı şakalar, boş sözler,
küfürler ve saçma fıkralar.
Evet kardeşler sonuç olarak yüreğimiz
temizlenmezse hem çevremizi hem de kendimizi
daha çok kirleteceğiz ve kirlilik sorunu ortadan
kalkmayacak. Birileri çıkacak, geçici çözümler
üretecek, bir şeyler söyleyecek. Bir de benim
gibi adamlar çıkacak ve her şeyin boş olduğunu,
çözümün Tanrı’dan ve yürekte olduğunu
söyleyecek. Ama seçim senin ya pis kokunun
üzerine parfüm sıkıp geçici şeylerle kirliliğini
bastırabilir ya da kesin çözüm olarak Tanrı’ya
gidip yüreğinin temizlenmesini ve kirliliği yok
etmesini isteyebilirsin, aksi takdirde bu
çözümlerin ve benim konuşmamın hiçbir anlamı
kalmayacak. Çözüm Tanrı’da ama bu da sen
istersen olur.
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |