|
Günümüzde yaşanılmaya çalışılan ve maalesef
birçoklarının anlayamadığı, önemsiz gibi
görünen, gerçekte her şeyin başı sevgiyle
herkese selam!
Güç, kudret, lütuf ve esenlik Tanrısı Rab İSA
sevgiyi anlatıyor bizlere ve çarmıh gerçeği var
karşımızda.
Kapıyı açmayan, çarmıhı görmeyen, Rab İSA’yı
tanımayan o kadar çok insan var ki dünyada; Rab
onları bereketlesin ve bizi güçlendirsin.. AMİN.
Tanıklığım; 4 kişilik KILIÇ ailesinin bana düşen
kısmıdır aslında. Fakat bu 4 parçayı da hep
beraber yaşadık biz.
Ben Koray…
Adem’le Havva’ya o elmayı yedirten, Kayin’e
Kardeşi Habil’i öldürten, insanların gözlerini
dünyaya çevirten ve bunu da Müslümanlıkta baya
da iyi başaranın toplumunda büyüdük. Ama
ölüydük, hamdolsun yaşıyoruz şimdi.
İsa “DİRİLİŞ VE YAŞAM BENim” dedi. “BANA İMAN EDEN KİŞİ ÖLSE DE
YAŞAYACAKTIR. YAŞAYAN VE BANA İMAN EDEN ASLA
ÖLMEYECEK” dedi.
Yuhanna 11:25-26
Yaşamın anlamı nedir?
Her sabah kalktığımda karşımdaki duvarda bu soru
vardır benim. Küçük yaşta kardeşim KIVANÇ
yazmıştır bu soruyu.
Günlerden bir gün askere gitmek istediğimi
söyleyerek uyandım. İçimden bir ses bunu dedi
bana. Bu düşüncemi ailemle paylaştım. Kısa bir
süre sonra davul ve zurna eşliğinde uğurladılar
beni. Çok çabuk oldu, biraz şaşkındım.
İlk üç ayımı yani acemiliğimi Manisa Batı
Kışlası’nda geçirdim. Devamında da Bursa Askeri
Hastanesi’ne gittim. Burada görevim
levazımcılıktı. (depo sorumlusu) Askerlerin
yiyecek, içecek, giyecek vb. ihtiyaçlarını (aynı
zamanda hastalarında) karşılamaktı. Bir gün bir
görevim daha olduğunu öğrendim. Depoların
sorumlusu olduğum kadar morg sorumlusuydum da.
Bu durumdan etkilenmemek mümkün değildi.
Defalarca bedensel ölümle karşı karşıya kaldım.
İnsanların girebileceği öyle haller gördüm ki
inanamazsınız. Onların birçoğuna Müslümanlığa
göre son görevimi de yapmaya gayret ettim. Ve
işin açıkçası da buna alıştım. Ölenlerin
arkasında bıraktıkları insanların acısını
paylaşmaya çalıştım, onları anlamaya çalıştım.
Acı, keder kötü bir şey. Yük ağır ve Tanrı’yı
ben de dahil tanımıyoruz ki, yükümüzle ona
sığınalım.
EY BÜTÜN
YORGUNLAR VE YÜKÜ AĞIR OLANLAR! BANA GELİN BEN
SİZE RAHAT VERİRİM. BOYUNDURUĞUMU YÜKLENİN
BENDEN ÖĞRENİN ÇÜNKÜ BEN YUMUŞAK HUYLU VE ALÇAK
GÖNÜLLÜYÜM BÖYLECE CANLARINIZ RAHATA KAVUŞUR.
BOYUNDURUĞUMU TAŞIMAK KOLAY YÜKÜM HAFİFTİR.
Matta 11:28-30
Uzun süren bu dönemden sonra askerlik görevim
bitti, özgürlüğe kavuştum ve Antalya’ya döndüm.
Ama ters giden bir şey vardı. Ben askere giden
eski Koray değildim. İnsanların gözleri benim
için önemliydi ve kalp kırmaya gerek yoktu. Şu
dünyada zaten bir gün göz kapanacak, kalp
duracaktı. Sevdiklerimden uzaklaşmak istedim.
Çünkü onları daha büyük bir sevgiyle sevmeye
başladım. Ben normalde sevgisini belli edemeyen
soğuk bir adamım.
Birkaç arkadaşımın (aslında beni askere gönderen
ve yaşadıklarımı yaşatan Tanrı’mın) yardımıyla
İstanbul’da yaşamaya ve çalışmaya başladım. Ben
bir müzisyenim. Bu işten hayatımı kazanıyorum.
Bu işim sayesinde şehirler, ülkeler gezdim.
Kendimi iyi hissetmeye başladım, canlandım.
KIVANÇ Eskişehir’de üniversite kazandı bu arada.
Babam şehir dışında öğretmendi Antalya’ya geri
döndü. Bu arada benim 4-5. yılımdı İstanbul’da.
İşlerim iyi gidiyordu. Ben iyiydim…
Sonraları askere gitmeme ön ayak olan,
askerliğimde dirayetimi güçlü tutmamı sağlayan,
hayatımı bir anda değiştiren yüreğimdeki o ses
şimdi de Antalya’ya dönmemi söylemeye başladı.
Önceleri pek anlamadım ya da anlamazlıktan
geldim, bilemiyorum. Fakat rahatsız olmaya
başlayınca bir gece de aniden Antalya’ya geri
dönmek için hazırlıklara başladım ve döndüm de.
4 - 5 senemi, emeğimi arkamda bırakarak. Fakat
işin garibi arkama da bakmadım.
KILIÇ ailesi çok uzun bir süre sonra
(parçalanmıştık, her fert işi gereği
uzaklaşmıştı evden) tekrar bir araya geldi. Ve
yine hep beraber bir Yılbaşı geçirdik. Bunu
şimdi daha iyi anlıyorum. Bu bir lütuftur
Tanrı’mızdan bize. (…)
Hayat devam ediyor tabii. KIVANÇ okulundan
fırsat buldukça Antalya’ya geliyor, babam
görevine devam ediyor, annem beynimiz, ben de
kendime burada (Antalya’da ) iş buldum,
çalışıyorum.
Annem Müslüman bir bayandı fakat modern bir
insandı da. İşte perşembeleri çekilir kabuğuna,
okur kendince, bizler için dua ederdi hepsi bu.
Babam derseniz aynı ben ve KIVANÇ gibi yani;
işte inanıyoruz… O kadar.
KIVANÇ KILIÇ benim kardeşimdir. Düzgün bir
kişiliktir. Özü sözü doğru, dürüst bir adamdır.
Sevecendir sevgi doludur. Yalan yoktur
hayatında.
Zamanla ailemize çok sonraları fark edeceğimiz
kavramlar girmeye başladı. Bu kavramlarda temel
KIVANÇ’tır.
Yalnızca yüzeysel olarak bildiğimiz (yani
ismini) isimler takıldı KIVANÇ’a. O kendine hep
KRAL derdi. Babam; “Oğlum, sen git gide İSA’ya
benzemeye başladın.”
KIVANÇ Eskişehir’den son kez Antalya’ya geldi.
Evde birkaç gün kaldıktan sonra arkadaşlarıyla
Olimpos’a (Tanrıların Dağı) gitmek istediğini
söyledi. Orayı severlerdi, gittiler.
Döndüklerinde KIVANÇ eve esenlik içinde girdi.
Bu arada bir gece önce hemen hemen aynı
zamanlarda yaşanılan muazzam bir olay vardı.
KIVANÇ “her şeyden ve herkesten çok sıkıldığını,
dağa doğru haykırarak koştuğunu zirveye ramak
kaldığını ama zirveye çıkmaya o anda gerek
görmediğini arındığını, yıkandığını, huzur
dolduğunu” söylemişti anneme. Annem de aynı gece
bir görüm gördüğünü Meryem ananın kendisiyle
konuştuğunu ve ona; “Evlatlarını kutsadım.”
dediğini söylemişti babama.
Anlamamamız doğaldır. Kapıyı açmadık çünkü. İyi
bir şeydir, dedik o kadar.
KRAL, İSA, YIKANMAK, ARINMAK, HUZUR DOLMAK,
MERYEM ANA.
KIVANÇ gideceği sabah, kahvaltıda anneme; “TANRI
NEDİR?” sorusunu sorduktan sonra (annem bu
soruya o an cevap verememiştir ki ben de yada
babam da veremezdik) evden ayrıldı.
Eskişehir’e döndükten sonra okulunun
bahçesindeki çimlerde uzanırken TANRI’NIN onunla
konuştuğunu anlatmış arkadaşlarına.
Evet bize bir şeyler oluyordu. Anlamıyorduk,
anlayamıyorduk.
Tüm arkadaşlarına onları sevdiğini söyledikten
sonra 5 ARALIK 2003’de Eskişehir’in 10km.
dışında karanlık, ıssız, ürkütücü ama TANRI’nın
yardımıyla kendini, sorusunun ardınca giden
bizleri, bizim tanıklığımızla birçoklarını
sonsuz yaşama RAB ve KURTARICIMIZ MESİH İSA’ya
götüren IŞIK ve KURTULUŞ dolu bir tren yolunda
aramızdan ayrıldı.
Bu sefer biz gittik Eskişehir’e. Ne için?
KIVANÇ’ımızı, küçük kralımızı almaya.
Teşhis edilmeliydi. Ve ben aylarca bu göreve
hazırlandım. TANRIM beni bu göreve hazırladı. Bu
kötü duruma hazırlıklıydım. Çünkü defalarca
yaşamıştım askerde bu acıyı. Paylaşmıştım
insanların acısını. Ama paylaşamadığımı da
anladım, bu başka bir şeydi.
Hayatımın en karanlık, en uzun, en kısa, en
anlamsız ve hayatımın en tanıdığım koridorundan,
hayatımın en anlamlı varlığından birine
KIVANÇ’ın yanına gittim.
Evet O idi.
Artık dedim ya; KRAL, İSA, YIKANMAK, ARINMAK,
HUZUR DOLMAK, MERYEM ANA ve TANRI nedir?
Geriye kalan buydu KRAL’dan.
Onu toprağa verdikten sonra özellikle annem de
(ki bu kısımlar onun tanıklığını içerir)
kıpırdanmalar olmaya başladı. Kimdi, kimlerdi,
ne demekti? TANRI neydi?
Ben hoyrat ve öfkeli bir grafik çiziyordum istem
dışı. Babam ikimizin ortasında bizi kontrol
etmeye mi çalışsın? Kendi derdiyle mi uğraşsın?
Bölündük aniden.
KIVANÇ’tan kısa bir süre sonra benim İstanbul’da
bir işim çıktı. Önce gitmek istemedim fakat
Antalya’da kilise olduğunu bilmediğimiz için ve
annemin de ısrarlı İNCİL istemine karşı
koyamadığımdan dolayı İstanbul’a gittim ve
dönerken kırtasiyenin birinden bir İNCİL aldım.
Annem çok sevindi ve okumaya başladı. Derken
Antalya’da böyle bir Kilisenin olduğunu
öğrendim. Annem ve babam bu habere de çok
sevindi. Kısa sürede kapıyı açtılar.
Yaşadıklarını, tanıklıklarını lütfen onlardan
dinleyin. Sonra Kilise önderimiz, ruhsal
ağabeyim Ramazan bize gidip gelmeye başladı. Ama
ben önceleri onu hiç sevmedim.
Anneme babama baktığımda bir gariplik vardı.
Yani hüznün yanında esenlik ve huzur dolu
olduklarını görmek beni iyice çileden
çıkartıyordu. Zaten YARATAN ile problemlerim çok
fazlaydı. Evde sabah akşam İncil okunuyor ve
sevgiden bahsediliyor oldu.
Konuşan kitap, konuşan kitap…
Aslında Ramazan’ın bize gelişini sevmiyordum
fakat zamanla bu esenliğin kaynağı merak
uyandırdı bende. Öfkem, acım, bunları koruma
altına aldığım duvarlarım ve odamın kapısını
hafifçe aralayıp konuşulanları dinlemeye
başladım. Sonuç İSA, ESENLİK, HUZUR ve
konuşan kitap TANRI SÖZÜ KUTSAL KİTAP’dı.
Bir gece hadi dedim, konuş o zaman durdur bu
öfkeyi. Aldım bir KUTSAL KİTAP ve rast gele
açtım sayfalarından birini.
"ÇÜNKÜ SİZİN İÇİN
DÜŞÜNDÜĞÜM TASARILARI BİLİYORUM diyor RAB. KÖTÜ
TASARILAR DEĞİL, SİZE UMUTLU BİR GELECEK
SAĞLAYAN ESENLİK TASARILARI BUNLAR. O ZAMAN BENİ
ÇAĞIRACAK, GELİP BANA YAKARACAKSINIZ. BEN DE
SİZİ İŞİTECEĞİM. BENİ ARAYACAKSINIZ, BÜTÜN
YÜREĞİNİZLE ARAYINCA BENİ BULACAKSINIZ. KENDİMİ
SİZE BULDURTACAĞIM diyor RAB. SİZİ ESKİ
GÖNENCİNİZE KAVUŞTURACAĞIM."
Yeremya 29:11-14
Neye uğradığımı şaşırdım. Kaçmak istedim,
gözlerimi kapattım ve yüreğimin acısının
hafiflediğini hissettim ve bir anda karşımda
çarmıhı gördüm. MESİH İSA’nın niçin gelip o
çarmıhta bizim için öldüğünü ve 3 gün sonra
dirildiğini kazıdım bir anda beynime. Gözlerimi
açtım başka bir yerde değildim. Sabah kalkınca
Ramazan’a onunla buluşmak istediğimi söyledim.
Buluştuk. Onu artık seviyorum.
MESİH İSA RAB ve KURTARICIMIZDIR.
GÜNAHLARIMIZ İÇİN ÖLMÜŞ, 3. GÜN DİRİLMİŞTİR ve
GÖĞE YÜKSELMİŞTİR. AMİN.
Sonra derslere başladık ve vaftiz oldum. 5
ARALIK’ta. Bir gün Ramazan’la bir dağ evine
gittik. RABBİ yücelttik. Onun sözünden paylaştık
gece geç saatlere kadar. Uykumuz geldi
odalarımıza çekildik. Ben daha doymadım RABBİN
sözüne KUTSAL KİTABI okumaya devam ederken bu
sefer daha önce hiç olmayan bir şey oldu. Bir
güç vardı ki içimde sanki yerleşmek için hareket
ediyordu ve ben öyle bir ruhla doldum ki.
(kutsal ruhu almıştım) DAVUT gibi insanların
değil ama ormanın derinliklerine göbek ata ata
yürümek, koşmak, eğlenmek, coşmak istedim.
Yapamadım ama yalnızca TANRIMA “çok teşekkür
ediyorum, seni seviyorum” diyebildim.
Acım tabiî ki var, tabiî ki özlüyorum. Ama bu
lütuf beni ayakta tutuyor diyebilirim. BABAMIZ,
RAB MESİH İSA, küçük kral, ailem ve tüm
kardeşlerimizle sonsuzluklar boyunca beraberiz.
RABBİN KIVANÇ'ı ışık olarak kullanarak, açtığı
yoldan ilerliyoruz. TANRIMIZDA lütuf bulduğumuz
için hamt ediyoruz.
KIVANÇ RABBİN yanında bunu biliyorum. Hatta
gayet iyi biliyorum.
Bazen düşüşler oluyor hayatımda ama bir gün
lütuf sayesinde KIVANÇ’ı gördüm rüyamda. Bana
“ABİ ne soğuksun ne sıcak” dedi. (Vahiy 3:15-16)
Kendime geldim tabii. TANRI yardımıyla bu
yarıştan galip gelip tamamlamak arzusu
içindeyim.
Gelelim soruların cevaplarına;
YAŞAMIN ANLAMI NEDİR ?
"YOL, GERÇEK ve YAŞAM
BEN’İM" dedi İSA. (Yuhanna 14:6)
Yani tüm yüreğimizle Tanrı’yı aramak.
TANRI NEDİR ?
RAB ve KURTARICIMIZ MESİH İSA nın söylediği
gibi, Kutsal Ruh gücüyle yazılan KUTSAL KİTAP
taki gibi, küçük kralımız NEVZAT KIVANÇ KILIÇ'ın
mezar taşında yazdığı gibi;
"TANRI SEVGİDİR"
(1.YUHANNA 4:7-21)
Koray KILIÇ |