AnaSayfa  |  Aktiviteler  |  Linkler  |  Tanıklıklar  |  İletişim  |  S.S.S.
     
     
Menü
Ana Sayfa
Kuruluş & Tarihçe
İnanç Bildirgemiz
İbadet Saatleri
Vaazlar & Makaleler
Resimler
Kitaplık
Download
 
Haberler - Duyurular
 
 
 
 
Tanıklığımdır!

Günümüzde yaşanılmaya çalışılan ve maalesef birçoklarının anlayamadığı, önemsiz gibi görünen, gerçekte her şeyin başı sevgiyle herkese selam!

Güç, kudret, lütuf ve esenlik Tanrısı Rab İSA sevgiyi anlatıyor bizlere ve çarmıh gerçeği var karşımızda.

Kapıyı açmayan, çarmıhı görmeyen, Rab İSA’yı tanımayan o kadar çok insan var ki dünyada; Rab onları bereketlesin ve bizi güçlendirsin.. AMİN.

Tanıklığım; 4 kişilik KILIÇ ailesinin bana düşen kısmıdır aslında. Fakat bu 4 parçayı da hep beraber yaşadık biz.

Ben Koray…

Adem’le Havva’ya o elmayı yedirten, Kayin’e Kardeşi Habil’i öldürten, insanların gözlerini dünyaya çevirten ve bunu da Müslümanlıkta baya da iyi başaranın toplumunda büyüdük. Ama ölüydük, hamdolsun yaşıyoruz şimdi.

İsa “DİRİLİŞ VE YAŞAM BENim” dedi. “BANA İMAN EDEN KİŞİ ÖLSE DE YAŞAYACAKTIR. YAŞAYAN VE BANA İMAN EDEN ASLA ÖLMEYECEK” dedi.
Yuhanna 11:25-26


Yaşamın anlamı nedir?

Her sabah kalktığımda karşımdaki duvarda bu soru vardır benim. Küçük yaşta kardeşim KIVANÇ yazmıştır bu soruyu.

Günlerden bir gün askere gitmek istediğimi söyleyerek uyandım. İçimden bir ses bunu dedi bana. Bu düşüncemi ailemle paylaştım. Kısa bir süre sonra davul ve zurna eşliğinde uğurladılar beni. Çok çabuk oldu, biraz şaşkındım.

İlk üç ayımı yani acemiliğimi Manisa Batı Kışlası’nda geçirdim. Devamında da Bursa Askeri Hastanesi’ne gittim. Burada görevim levazımcılıktı. (depo sorumlusu) Askerlerin yiyecek, içecek, giyecek vb. ihtiyaçlarını (aynı zamanda hastalarında) karşılamaktı. Bir gün bir görevim daha olduğunu öğrendim. Depoların sorumlusu olduğum kadar morg sorumlusuydum da. Bu durumdan etkilenmemek mümkün değildi. Defalarca bedensel ölümle karşı karşıya kaldım. İnsanların girebileceği öyle haller gördüm ki inanamazsınız. Onların birçoğuna Müslümanlığa göre son görevimi de yapmaya gayret ettim. Ve işin açıkçası da buna alıştım. Ölenlerin arkasında bıraktıkları insanların acısını paylaşmaya çalıştım, onları anlamaya çalıştım. Acı, keder kötü bir şey. Yük ağır ve Tanrı’yı ben de dahil tanımıyoruz ki, yükümüzle ona sığınalım.

EY BÜTÜN YORGUNLAR VE YÜKÜ AĞIR OLANLAR! BANA GELİN BEN SİZE RAHAT VERİRİM. BOYUNDURUĞUMU YÜKLENİN BENDEN ÖĞRENİN ÇÜNKÜ BEN YUMUŞAK HUYLU VE ALÇAK GÖNÜLLÜYÜM BÖYLECE CANLARINIZ RAHATA KAVUŞUR. BOYUNDURUĞUMU TAŞIMAK KOLAY YÜKÜM HAFİFTİR.
Matta 11:28-30


Uzun süren bu dönemden sonra askerlik görevim bitti, özgürlüğe kavuştum ve Antalya’ya döndüm. Ama ters giden bir şey vardı. Ben askere giden eski Koray değildim. İnsanların gözleri benim için önemliydi ve kalp kırmaya gerek yoktu. Şu dünyada zaten bir gün göz kapanacak, kalp duracaktı. Sevdiklerimden uzaklaşmak istedim. Çünkü onları daha büyük bir sevgiyle sevmeye başladım. Ben normalde sevgisini belli edemeyen soğuk bir adamım.

Birkaç arkadaşımın (aslında beni askere gönderen ve yaşadıklarımı yaşatan Tanrı’mın) yardımıyla İstanbul’da yaşamaya ve çalışmaya başladım. Ben bir müzisyenim. Bu işten hayatımı kazanıyorum. Bu işim sayesinde şehirler, ülkeler gezdim. Kendimi iyi hissetmeye başladım, canlandım. KIVANÇ Eskişehir’de üniversite kazandı bu arada. Babam şehir dışında öğretmendi Antalya’ya geri döndü. Bu arada benim 4-5. yılımdı İstanbul’da. İşlerim iyi gidiyordu. Ben iyiydim…

Sonraları askere gitmeme ön ayak olan, askerliğimde dirayetimi güçlü tutmamı sağlayan, hayatımı bir anda değiştiren yüreğimdeki o ses şimdi de Antalya’ya dönmemi söylemeye başladı. Önceleri pek anlamadım ya da anlamazlıktan geldim, bilemiyorum. Fakat rahatsız olmaya başlayınca bir gece de aniden Antalya’ya geri dönmek için hazırlıklara başladım ve döndüm de. 4 - 5 senemi, emeğimi arkamda bırakarak. Fakat işin garibi arkama da bakmadım.

KILIÇ ailesi çok uzun bir süre sonra (parçalanmıştık, her fert işi gereği uzaklaşmıştı evden) tekrar bir araya geldi. Ve yine hep beraber bir Yılbaşı geçirdik. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Bu bir lütuftur Tanrı’mızdan bize. (…)

Hayat devam ediyor tabii. KIVANÇ okulundan fırsat buldukça Antalya’ya geliyor, babam görevine devam ediyor, annem beynimiz, ben de kendime burada (Antalya’da ) iş buldum, çalışıyorum.

Annem Müslüman bir bayandı fakat modern bir insandı da. İşte perşembeleri çekilir kabuğuna, okur kendince, bizler için dua ederdi hepsi bu. Babam derseniz aynı ben ve KIVANÇ gibi yani; işte inanıyoruz… O kadar.

KIVANÇ KILIÇ benim kardeşimdir. Düzgün bir kişiliktir. Özü sözü doğru, dürüst bir adamdır. Sevecendir sevgi doludur. Yalan yoktur hayatında.

Zamanla ailemize çok sonraları fark edeceğimiz kavramlar girmeye başladı. Bu kavramlarda temel KIVANÇ’tır.

Yalnızca yüzeysel olarak bildiğimiz (yani ismini) isimler takıldı KIVANÇ’a. O kendine hep KRAL derdi. Babam; “Oğlum, sen git gide İSA’ya benzemeye başladın.”

KIVANÇ Eskişehir’den son kez Antalya’ya geldi. Evde birkaç gün kaldıktan sonra arkadaşlarıyla Olimpos’a (Tanrıların Dağı) gitmek istediğini söyledi. Orayı severlerdi, gittiler. Döndüklerinde KIVANÇ eve esenlik içinde girdi. Bu arada bir gece önce hemen hemen aynı zamanlarda yaşanılan muazzam bir olay vardı.

KIVANÇ “her şeyden ve herkesten çok sıkıldığını, dağa doğru haykırarak koştuğunu zirveye ramak kaldığını ama zirveye çıkmaya o anda gerek görmediğini arındığını, yıkandığını, huzur dolduğunu” söylemişti anneme. Annem de aynı gece bir görüm gördüğünü Meryem ananın kendisiyle konuştuğunu ve ona; “Evlatlarını kutsadım.” dediğini söylemişti babama.

Anlamamamız doğaldır. Kapıyı açmadık çünkü. İyi bir şeydir, dedik o kadar.

KRAL, İSA, YIKANMAK, ARINMAK, HUZUR DOLMAK, MERYEM ANA.

KIVANÇ gideceği sabah, kahvaltıda anneme; “TANRI NEDİR?” sorusunu sorduktan sonra (annem bu soruya o an cevap verememiştir ki ben de yada babam da veremezdik) evden ayrıldı.

Eskişehir’e döndükten sonra okulunun bahçesindeki çimlerde uzanırken TANRI’NIN onunla konuştuğunu anlatmış arkadaşlarına.

Evet bize bir şeyler oluyordu. Anlamıyorduk, anlayamıyorduk.

Tüm arkadaşlarına onları sevdiğini söyledikten sonra 5 ARALIK 2003’de Eskişehir’in 10km. dışında karanlık, ıssız, ürkütücü ama TANRI’nın yardımıyla kendini, sorusunun ardınca giden bizleri, bizim tanıklığımızla birçoklarını sonsuz yaşama RAB ve KURTARICIMIZ MESİH İSA’ya götüren IŞIK ve KURTULUŞ dolu bir tren yolunda aramızdan ayrıldı.

Bu sefer biz gittik Eskişehir’e. Ne için? KIVANÇ’ımızı, küçük kralımızı almaya.

Teşhis edilmeliydi. Ve ben aylarca bu göreve hazırlandım. TANRIM beni bu göreve hazırladı. Bu kötü duruma hazırlıklıydım. Çünkü defalarca yaşamıştım askerde bu acıyı. Paylaşmıştım insanların acısını. Ama paylaşamadığımı da anladım, bu başka bir şeydi.

Hayatımın en karanlık, en uzun, en kısa, en anlamsız ve hayatımın en tanıdığım koridorundan, hayatımın en anlamlı varlığından birine KIVANÇ’ın yanına gittim.

Evet O idi.

Artık dedim ya; KRAL, İSA, YIKANMAK, ARINMAK, HUZUR DOLMAK, MERYEM ANA ve TANRI nedir? Geriye kalan buydu KRAL’dan.

Onu toprağa verdikten sonra özellikle annem de (ki bu kısımlar onun tanıklığını içerir) kıpırdanmalar olmaya başladı. Kimdi, kimlerdi, ne demekti? TANRI neydi?

Ben hoyrat ve öfkeli bir grafik çiziyordum istem dışı. Babam ikimizin ortasında bizi kontrol etmeye mi çalışsın? Kendi derdiyle mi uğraşsın? Bölündük aniden.

KIVANÇ’tan kısa bir süre sonra benim İstanbul’da bir işim çıktı. Önce gitmek istemedim fakat Antalya’da kilise olduğunu bilmediğimiz için ve annemin de ısrarlı İNCİL istemine karşı koyamadığımdan dolayı İstanbul’a gittim ve dönerken kırtasiyenin birinden bir İNCİL aldım. Annem çok sevindi ve okumaya başladı. Derken Antalya’da böyle bir Kilisenin olduğunu öğrendim. Annem ve babam bu habere de çok sevindi. Kısa sürede kapıyı açtılar. Yaşadıklarını, tanıklıklarını lütfen onlardan dinleyin. Sonra Kilise önderimiz, ruhsal ağabeyim Ramazan bize gidip gelmeye başladı. Ama ben önceleri onu hiç sevmedim.

Anneme babama baktığımda bir gariplik vardı. Yani hüznün yanında esenlik ve huzur dolu olduklarını görmek beni iyice çileden çıkartıyordu. Zaten YARATAN ile problemlerim çok fazlaydı. Evde sabah akşam İncil okunuyor ve sevgiden bahsediliyor oldu.

Konuşan kitap, konuşan kitap…

Aslında Ramazan’ın bize gelişini sevmiyordum fakat zamanla bu esenliğin kaynağı merak uyandırdı bende. Öfkem, acım, bunları koruma altına aldığım duvarlarım ve odamın kapısını hafifçe aralayıp konuşulanları dinlemeye başladım. Sonuç İSA, ESENLİK, HUZUR ve konuşan kitap TANRI SÖZÜ KUTSAL KİTAP’dı.

Bir gece hadi dedim, konuş o zaman durdur bu öfkeyi. Aldım bir KUTSAL KİTAP ve rast gele açtım sayfalarından birini.

"ÇÜNKÜ SİZİN İÇİN DÜŞÜNDÜĞÜM TASARILARI BİLİYORUM diyor RAB. KÖTÜ TASARILAR DEĞİL, SİZE UMUTLU BİR GELECEK SAĞLAYAN ESENLİK TASARILARI BUNLAR. O ZAMAN BENİ ÇAĞIRACAK, GELİP BANA YAKARACAKSINIZ. BEN DE SİZİ İŞİTECEĞİM. BENİ ARAYACAKSINIZ, BÜTÜN YÜREĞİNİZLE ARAYINCA BENİ BULACAKSINIZ. KENDİMİ SİZE BULDURTACAĞIM diyor RAB. SİZİ ESKİ GÖNENCİNİZE KAVUŞTURACAĞIM."
Yeremya 29:11-14

Neye uğradığımı şaşırdım. Kaçmak istedim, gözlerimi kapattım ve yüreğimin acısının hafiflediğini hissettim ve bir anda karşımda çarmıhı gördüm. MESİH İSA’nın niçin gelip o çarmıhta bizim için öldüğünü ve 3 gün sonra dirildiğini kazıdım bir anda beynime. Gözlerimi açtım başka bir yerde değildim. Sabah kalkınca Ramazan’a onunla buluşmak istediğimi söyledim. Buluştuk. Onu artık seviyorum.

MESİH İSA RAB ve KURTARICIMIZDIR. GÜNAHLARIMIZ İÇİN ÖLMÜŞ, 3. GÜN DİRİLMİŞTİR ve GÖĞE YÜKSELMİŞTİR. AMİN.

Sonra derslere başladık ve vaftiz oldum. 5 ARALIK’ta. Bir gün Ramazan’la bir dağ evine gittik. RABBİ yücelttik. Onun sözünden paylaştık gece geç saatlere kadar. Uykumuz geldi odalarımıza çekildik. Ben daha doymadım RABBİN sözüne KUTSAL KİTABI okumaya devam ederken bu sefer daha önce hiç olmayan bir şey oldu. Bir güç vardı ki içimde sanki yerleşmek için hareket ediyordu ve ben öyle bir ruhla doldum ki. (kutsal ruhu almıştım) DAVUT gibi insanların değil ama ormanın derinliklerine göbek ata ata yürümek, koşmak, eğlenmek, coşmak istedim. Yapamadım ama yalnızca TANRIMA “çok teşekkür ediyorum, seni seviyorum” diyebildim.

Acım tabiî ki var, tabiî ki özlüyorum. Ama bu lütuf beni ayakta tutuyor diyebilirim. BABAMIZ, RAB MESİH İSA, küçük kral, ailem ve tüm kardeşlerimizle sonsuzluklar boyunca beraberiz.

RABBİN KIVANÇ'ı ışık olarak kullanarak, açtığı yoldan ilerliyoruz. TANRIMIZDA lütuf bulduğumuz için hamt ediyoruz.

KIVANÇ RABBİN yanında bunu biliyorum. Hatta gayet iyi biliyorum.

Bazen düşüşler oluyor hayatımda ama bir gün lütuf sayesinde KIVANÇ’ı gördüm rüyamda. Bana “ABİ ne soğuksun ne sıcak” dedi. (Vahiy 3:15-16) Kendime geldim tabii. TANRI yardımıyla bu yarıştan galip gelip tamamlamak arzusu içindeyim.

Gelelim soruların cevaplarına;

YAŞAMIN ANLAMI NEDİR ?

"YOL, GERÇEK ve YAŞAM BEN’İM" dedi İSA. (Yuhanna 14:6) Yani tüm yüreğimizle Tanrı’yı aramak.

TANRI NEDİR ?

RAB ve KURTARICIMIZ MESİH İSA nın söylediği gibi, Kutsal Ruh gücüyle yazılan KUTSAL KİTAP taki gibi, küçük kralımız NEVZAT KIVANÇ KILIÇ'ın mezar taşında yazdığı gibi;

"TANRI SEVGİDİR"
(1.YUHANNA 4:7-21)

Koray KILIÇ

 
Kutsal Kitap'tan bir ayet :


 
  Copyright 1992 - 2006 AİK