AnaSayfa  |  Aktiviteler  |  Linkler  |  Tanıklıklar  |  İletişim  |  S.S.S.
     
     
Menü
Ana Sayfa
Kuruluş & Tarihçe
İnanç Bildirgemiz
İbadet Saatleri
Vaazlar & Makaleler
Resimler
Kitaplık
Download
 
Haberler - Duyurular
 
 
 
 
 Uyanışın Temelleri -1-

[2.Tarihler 7:14-15]

Giriş:
Her gün gerek etrafımıza baktığımızda gerekse dünyada olup bitenlere baktığımızda bu çağın ilahı olan şeytanın insanların gözlerini nasıl kör ettiğini görmemek için bizimde kör olmamız gerekli. İnsanlar Tanrı’dan bir haber, ruhsal karanlık içerisinde boş amaçlar içinde yaşayıp duruyorlar tabiî ki buna yaşamak denirse. İnsanlar ağır bir uyku içerisinde bir rüya alemi içerisinde yaşıyorlar.
 
Benim uykum çok ağırdır, beni uyandırmak o kadar kolay değildir. Uyuduktan sonra hiçbir ses beni kolay kolay rahatsız edip uyandıramaz. Sık sık rüya gören bir insanda değilim ama ara sıra bazı rüyalar görüyorum. Birçoğu saçma sapan rüyalar gerçek hayattan tamamen uzak şeyler. Ama uyku halindeyken sanki bunlar gerçekmiş gibi geliyor. Hatta derin bir şekilde uyursam, rüyada yaşadığım şeyleri sayıkladığım bile olmuştur. Annem bana uyandığım zaman neler sayıkladığımı anlatır dururdu. Bazen rüyalarımda kötü şeyler görürdüm bazen bir uçurumdan düştüğümü görürdüm ama gerçek hayata uyandığım zaman bütün bu gördüklerimin tamamen bir yalan olduğunu anlardım.

Tıpkı bunun gibi günümüzde de birçok insan rüyada yaşıyor. Bazıları kabus gibi, bazıları ise çok tatlı bir rüya alemi içerisinde yaşıyorlar. Ve birçoğu bu uykudan uyanmak istemiyorlar çünkü gördükleri şeyler onlara zevk veriyor, onlara eğlenceli geliyor, onları büyülüyor. Çünkü Kutsal Kitap "bu çağın ilahı olan iblisin gerçeği anlamamaları için onların gözlerini kör ettiğini söylüyor." Bu insanlar uykudalar gerçek hayatta değil, bu rüya hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi uyumaya devam ediyorlar. Bu rüya dünyadır. Uykuda olanlar ise gerçeği bilmeyen bu dünya hiç yok olmayacakmış gibi ruhta değil, dünyada yaşayan insanlardır. Her biri kendi arzu ve tutkularına göre yaşamaktalar, kendi yollarını çizerek bu yolda yürümekteler ve gerçekle yani Tanrı’yla hiçbir ilişkileri yok. "Yol, gerçek ve yaşam Benim." diyen İsa’nın sesini duymuyorlar. Derin bir uyku içerisindeler uyuyan bu kişiler sadece Hıristiyan olmayan kişiler değil, aynı zamanda Hıristiyan olduğunu zanneden bazı kişilerde uykuya dalıp, dünyada yani hayal aleminde yaşayarak Hıristiyanlık rüyası görmekteler. Bazı Hıristiyan'ım diyen kişiler o kadar liberalleşmişler ki yaşadıkları Hıristiyanlık gerçekten uzak bu çağa göre şekillendirilmiş ve Tanrı’nın sözünden birçok tolerans verilerek yaşadıkları bir Hıristiyanlık haline gelmiştir.

O zaman ne olacak bizler ne yapmalıyız? Bütün bu karanlığın dağılması insanların gerçeğe dönmesi için ne gerekli? Gerekli olan tek şey uyanış kardeşler, ruhsal bir uyanış? İyide ne zaman ve nasıl olacak bu uyanış diye sorabilirsiniz? Ama ilk önce size şunları sormak istiyorum bunların olmasını gerçekten istiyor muyuz? Hepimiz ailelerimizin iman etmesini istiyoruz değil mi? Hepimiz komşularımızın ve akrabalarımızın iman etmesini istiyoruz öyle değil mi? Hepimiz yaşadığımız bu Ülkenin uyanmasını istiyoruz değil mi? Hepimiz bu dünyanın uyanmasını istiyoruz öyle değil mi? Ailemizde, çevremizde ve Ülkemizde ruhsal bir uyanışın olmasını istiyorsak ilk olarak biz uyanmalıyız. İnsanların akın akın Rabbe gelmelerini istiyorsak biz ilk önce Rabbe gelmeliyiz. Uyanış ilk önce kişisel olarak bizim hayatlarımızda gerçekleşmelidir. Ülkemizi düzeltmek istiyorsak, dünyayı düzeltmek istiyorsak ilk önce biz düzelmeliyiz. Westminster manastırının bodrumunda bir Anglikan piskoposunun mezarında şunlar yazmaktadır. "Genç ve hür iken, düşlerim sonsuz iken, dünyayı değiştirmek istedim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Bende düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama oda değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda artık son bir gayretle sadece ailemi ve kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim ama maalesef bunu da beceremedim. Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim. Onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret, ilham ve onlarında dualarıyla memleketimin de değişmesini sağlayabilirdim." Bu keşişinde fark ettiği gibi dünyanın değişmesi için ilk önce bizim değişmemiz, ülkemizin düzelmesi için ilk önce bizim düzelmemiz gereklidir.

Biz düzelmedikçe biz değişmedikçe dünyada düzelmeyecek, ülkemizde değişmeyecektir. Biz uyudukça diğer insanlarda uyuyacaktır. Bu yüzden uyanış olmasını istiyorsak ilk önce biz uyanmalıyız. Bu konuda okuduğum bir hikâye beni çok etkilemişti hikâyede Baba oğluna söz veriyor. Hafta sonu onu sinemaya götüreceğine dair, o gün geldiğinde dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişiyor. Önce Dünya haritasını küçük parçalara ayırıyor ve sonra oğluna dönerek, "eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim" diyor. "Oh be kurtuldum. En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez" diye düşünürken, aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geliyor ve "baba haritayı düzelttim artık sinemaya gidebiliriz" diyor. Adam önce oğluna inanmıyor ve haritayı görmek istiyor. Gördüğünde hayretler içinde kalarak oğluna bunu nasıl yaptığını soruyor. Çocuk: Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan posteri vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünyada kendiliğinden düzeldi diye cevap veriyor.

Bu hikâyede de olduğu gibi dünyanın değişmesi için ilk önce bizim değişmemiz, ülkemizin düzelmesi için ilk önce bizim düzelmemiz gereklidir. Biz düzelmedikçe biz değişmedikçe dünyada düzelmeyecek, ülkemizde değişmeyecektir. Biz uyudukça diğer insanlarda uyuyacaktır. Bu yüzden ruhsal bir uyanış olmasını istiyorsak ilk önce biz uyanmalıyız. Kutsal Kitap’ında bize öğrettiği budur. Tanrı’nın isteği insanların uyanmasıdır. Tanrı’nın isteği ülkemizi değiştirmek ve ruhsal bir uyanış yaratmaktır. Ama bunun için ilk olarak Tanrı bizim uyanmamızı beklemektedir. Biraz sonra okuyacağım ayetlerde Tanrı’nın uyanış gerçekleştirip ülkemize sağlık getirmek için verdiği bir vaadi ve aynı zamanda bu vaadin gerçekleşmesi içinde O’nun adıyla çağrılan halkı olarak bizim üzerimize düşen sorumlulukları göreceğiz. Lütfen okuyacağım ayetleri iyi dinleyin bakın 2.Tarihler 7:14-16 ne diyor? Tanrı vaatlerine sadık ve verdiği sözü tutan bir Tanrı’dır değil mi? Evet o zaman neden çevremizde, neden şehrimizde ve neden ülkemizde bu vaadin tam olarak gerçekleştiğini göremiyoruz. Sorun kimde Tanrı’da mı yoksa bizde mi? Tabiî ki bizde çünkü Tanrı bu vaadini gerçekleştirmek için ilk olarak adıyla çağrılan, O’na inanan kişiler olarak bizim sorumluluklarımızı yerine getirmemizi bekliyor. Neden bizim sorumluluklarımızı yerine getirmemizi bekliyor? Çünkü biz sorumluluklarımızı yerine getirmeden Tanrı uyanış yaparsa o zaman bizim değişmeyeceğimizi biliyor ve sorumsuz imanlılar olacağımızı biliyor. Ve Tanrı bizim böyle olmamızı istemediği içinde bekliyor.

Aynısını bizler evlerde çocuklarımıza uyguluyoruz değil mi? Çocuklarınız sizden bazen bir şeyler istedikleri zaman onlardan sorumluluklarını yerine getirmelerini istiyorsunuz değil mi? Örneğin çocuğunuz bisiklet istiyor o zaman siz eğer ödevlerini yapar sınıfını geçersen sana bisiklet alırım. Yada ondan odasını düzeltmesini, sofrayı kurmakta ve kaldırmakta yardımcı olmasını, evi temizlemekte yardımcı olmasını, yada kardeşleriyle iyi geçinmesi gerektiğini yoksa istediği her şeyi vermeyeceğinizi söylüyorsunuz değil mi? Neden çünkü O’nu seviyorsunuz ve çocuğunuzun sorumluluk sahibi, terbiyeli biri olmasını istiyorsunuz. Eğer o sorumluluklarını yerine getirmeden siz O’na istediklerini verirseniz çocuğunuz böyle düşünür. Yapmama gerek yok yapsam da yapmasam da nasıl olsa onlar istediklerimi yapacaklar. Hiç birimiz kendi çocuğumuzun böyle bir karaktere sahip olmasını istemeyiz değil mi? Onların sorumluluk sahibi, terbiyeli ve başarılı olmalarını isteriz.

Aynı şekilde Tanrı’da çocukları olarak bizim için aynısını istiyor. Sorumluluklarımızı yerine getirip O’nun egemenliği için O’nunla birlikte çalışmamızı istiyor. Bizsiz yapamayacağı için değil, yapmak istemediği için çünkü O’nun bize değil bizim O’na ihtiyacımız var. Biz olmadan da Tanrı bu ülkeye bir uyanış getirebilir, insanları akın akın kendine çekebilir ama Tanrı’nın isteği bizimle ortak çalışmaktır. Tanrı’nın kendisi kutsal bir Tanrı olduğu için, Tanrı’nın kendisi alçakgönüllü bir Tanrı olduğu için, Tanrı’nın kendisi ilişki içerisinde olmayı seven bir Tanrı olduğu için O’nunla birlikte çalışabilmemiz içinde bizden aynı şeyleri beklemektedir. Bu yüzden bu ayette O’nun işinde ortak olmamız için bizden bu şeyleri yani O’nun iş antlaşmasındaki şeyleri yerine getirmemizi söylüyor. Nedir bunlar tekrar okuyalım ayetleri 2.Tarihler 7:14-16 Alçakgönüllülük, Tanrı’ya yönelip dua etmek ve günahlarımızdan dönmek yani tövbe. Bunlar olmadıkça Tanrı sizi kullanmayacak ve sizinde O’nun yapacağı uyanışta hiçbir payınız olmayacaktır.

Hepimiz Tanrı’nın bu ülkede gerçekten bir uyanış başlatacağına iman ediyor muyuz? Hepimiz Tanrı’nın bu ülkede ve çevremizde yaratacağı uyanışın bir parçası olmak istiyoruz öyle değil mi? Hepimiz 2006 yılında Tanrı ile daha sağlıklı bir şekilde yürümek istiyoruz değil mi? Hepimiz ruhsal olarak içinde bulunduğumuz durumlardan uyanmak istiyoruz değil mi? Hepimiz çevremizdeki insanları Rabbe kazanmak istiyoruz öyle değil mi? O zaman Tanrı’nın bu ayetlerde bizden istediği şeyleri sorumluluklarımızı yerine getirelim. Bu ayetler biraz önce evet diyerek cevapladığınız sorularımın nasıl olacağını gösteren temel şeylerdir. Tanrı’nın yapacağı uyanışın temelleridir. Bu hafta ve gelecek hafta bu konularda sizinle paylaşmak istiyorum. Çünkü ben şuna inanıyorum ki ilk olarak benim, daha sonra kişisel olarak hepinizin ve bütün kiliselerin bu temelleri kurmamız gerekli ki Rab bu temel üzerinde Uyanışını gerçekleştirsin.

Sizler ve ben bu ülkenin uyanmasında ve Rab’de bina olmasında temel olacağız. Bu uyanışın bir parçası olacağız S.Meselleri 10:5’te şöyle diyor. "Aklı başında evlat ürünü yazın toplar. Hasatta uyuyansa ailesinin yüzkarasıdır." Hiçbirimiz Tanrı’nın ailesinin yüzkarası olmayacak ve hepimiz Tanrı’nın akıllı çocukları olarak uyanış için Tanrı’nın hasatı için çalışacağız değil mi? Kimse hasat zamanında uyumak istemez, bu yüzden bakın Pavlus Efesliler 5:14-17'de şöyle bir çağrı yapıyor uyuyan imanlılara. "Uyan, ey uyuyan! Ölümden diril! Mesih sana ışık saçacak. Öyleyse kardeşler nasıl yaşadığınıza çok dikkat edin. Bilgelikten yoksun olanlar gibi değil, bilgeler gibi yaşayın. Fırsatı değerlendirin. Çünkü yaşadığımız günler kötüdür. Bunun için akılsız olmayın. Rabbin isteğinin ne olduğunu anlayın." O zaman bakalım şimdi Rabbin bizden uyanış için istekleri nelermiş? Biraz önce saydık bunları ama bunlara sizinle birlikte daha derin bir şekilde bakmak istiyorum ki, hepimiz uyanışın temellerini iyi anlayabilelim. Uyanış için ilk olarak Tanrı’nın bizden beklediği

1- Karakterimizin gelişmesi: Ayette Tanrı "Adımla çağrılan halkım alçakgönüllülüğünü takınırsa" diyor. Bu durum karakterimizle ilgili bir durumdur. Karakteri gelişmiş olan bir kişi ancak alçakgönüllülüğü takınabilir. Buda Mesih’in karakterinin bizde olmasıyla olabilecek durumdur. Eğer alçakgönüllü olamıyorsak, hayatımızda gurur varsa o zaman henüz Mesih’in karakteri bizde tam olarak oluşmamış demektir. Tanrı’nın gözünde bizim karakterimiz çok önemlidir.

1982 yılı Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda 2. sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını bekliyor. Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.

Eline tebeşiri alarak tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor. "Bakın" diyor. "Bu, karakterdir; hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey." Sonra (1)'in yanına bir (0) koyuyor: "Bu, başarıdır. Başarılı bir karakter (1)'i (10) yapar". Bir (0) daha "Bu, tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz" Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek... disiplin... bilgelik Eklenen her yeni (0)'ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca... Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)'i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor. Ve Hoca yorumu patlatıyor: "Karakteriniz yoksa, öbürleri hiçtir". Sınıf, mesajı alıp sessizliğe gömülüyor..

Aynı şekilde Tanrı’nın gözünde de bizim karakterimiz çok önemlidir. Her şeyden önce Tanrı bizim karakterimize bakar ne kadar çok hizmet ettiğimize değil, kaç kişiye müjdeyi duyurduğumuza değil yâda ne kadar dindar olup Kutsal Kitap okuyarak dua ettiğimize değil. İlk olarak Tanrı, İsa Mesih’e iman ettikten sonra bizim karakterimize bakar ve her birimizde, bize örnek olmak için gönderdiği Oğlu İsa Mesih’in karakterini görmek ister. Bunu gördükten sonra Tanrı’nın gözü önünde diğer yaptıklarımız yani hizmetimiz, ibadetlerimiz ve duyurduğumuz müjde bir anlam kazanır ve O’nu hoşnut eden bir koku olarak O’nun huzuruna yükselir. Bizim hayatımızda Tanrı Mesih’in karakterini görmek istiyor alçakgönüllü bir şekilde.

Çünkü Tanrı uyanış yaratacağı yere veya kişilere Mesih’in karakterini göstermek için bizleri örnek olarak kullanmak istiyor. Çünkü Tanrı bunu biliyor bizim karakterlerimiz onların uyanmasına sebep olacak. İnsanlar İsa Mesih yeryüzündeyken O’ndaki farkı gördükleri için O’na geldiler. O’nun diğer din bilginleri ve dönemin Ferisileri gibi olmadığını, onlardan çok üstün olduğunu gördüler. Yaşamlarının her alanında İsa onlar için kusursuz bir örnek olduğu için O’na geldiler. Ve o zaman onlar ruhsal karanlık içerisinde olduklarını fark ettiler, çünkü karşılarında parlayan bir ışık duruyordu. İnsanlar O’nun sözlerinde yaşam olduğunu gördüler, insanlar O’nun kurduğu ilişkilerde ne kadar alçakgönüllü olduğunu gördüler, insanlar O’nun ne kadar nazik olduğunu gördüler, insanlar O’nun ne kadar sevgi dolu ve merhametli olduğunu gördüler. İsa’nın karakteri onlara tamamen Baba Tanrı’nın karakterini gösteren bir aynaydı.

Aynısını şimdi Tanrı bizimle yapmak istiyor. Uyanış yaratmak için insanlara kendi karakterini göstermek için bizi bir ışık olarak kullanmak istiyor. Bakın Matta 5:16 da İsa ne diyor. "Sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerdeki Babanızı yüceltsinler." Aynı zamanda Yuhanna 13:35’te İsa "Birbirinize sevginiz olursa, herkes bununla benim öğrencilerim olduğunuzu anlayacaktır." dedi. Tanrı tıpkı 2000 yıl önce İsa Mesih’te sergilediği merhameti, sevgiyi, alçakgönüllülüğü, şefkati ve bunun gibi karakterinde olan her güzelliği şimdi senin aracılığınla sergilemek istiyor. İnsanlar senin karakterinde bu güzellikleri gördükleri zaman dünyada yani bir rüyada yaşadıklarını anlayacaklar ve gerçek hayata uyanacaklardır. İnsanları uyandırmanın yolu onlara Mesih’in verdiği hayatın farklı olduğunu, güzel olduğunu onda yaşam olduğunu göstermektir. İnsanlar sende bu farkı görmüyorlarsa sen onlara istediğin kadar anlat, onlara istediğin kadar kutsal Kitap ayetlerini göster işe yaramayacaktır. İnsanları uyandıracak olan şeyler güzel sözler değil, bu güzel sözlerin senin hayatında yaşayan sözler olmasıdır.

Küçük bir kız babası ile ormanda yürüyüş yaparken, ayağı takılıp yere düşüyor. Can acısıyla "Ahhh" diye bağırınca ilerideki dağın tepesinden "Ahhh" diye bir ses duyuyor ve küçük kız, dağın tepesinde başka birinin olduğunu sanıp bu kez de "sen kimsin?" diye bağırıyor. Aldığı yanıt "sen kimsin" oluyor. Küçük kız bu yanıta iyice sinirlenip "sen bir korkaksın, neden saklanıyorsun?" diye haykırıyor. Dağdan gelen ses "sen bir korkaksın..." diye cevap veriyor.

Sonunda babasına soruyor "baba ne oluyor böyle?" "dinle ve öğren" diyor adam, bu kez kendisi dağa doğru "sana hayranım" diye bağırıyor. Gelen cevap "sana hayranım" oluyor. Baba tekrar bağırıyor, "sen muhteşemsin" gelen cevap "sen muhteşemsin. Küçük kız çok şaşırıyor ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Adam, küçük kızına hayatın sırrını anlatmaya başlıyor. “Buna yankı denir. ama aslında bu yaşamdır. Yaşam daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sevmelisin. Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli olmalısın. Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duymalısın. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğrenmelisin. Çünkü yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarımızın aynadan bir yansımasıdır. Hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir, bunu unutma!”

Şimdi her birimiz kendimize şu soruyu sormalıyız Mesih inanlısı olarak bizim yaptıklarımız ışığımız bu dünyada nasıl bir yankı yapıyor? Bunu soralım kendimize eğer bu ülkede uyanışın bir parçası olmak istiyorsak. Senin kişiliğin, karakterin nasılsa yankısı da öyle olacaktır. Tanrı bir tek kişide yani İsa’da karakterini sergileyerek binlerce kişiyi uyandırdı. O binlerce kişi aracılığıyla milyonlarca kişiyi uyandırdı. Aynı şekilde şimdi seninde karakterinde, hayatında kendi karakterlerini sergileyerek başka kişileri uyandırmak istiyor. Sizler bu uyanış için seçilen kişilersiniz 1.Petrus 2:9 bunu söylüyor. "Ama siz seçilmiş bir soy, Kralın kahinleri, kutsal ulus, Tanrı’nın öz halkısınız. Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Tanrı’nın erdemlerini duyurmak için seçildiniz."

Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü

 
Kutsal Kitap'tan bir ayet :


 
  Copyright 1992 - 2006 AİK