|
[2.Krallar 22-23]
Giriş:
Hatırlarsanız geçen hafta Ruhsal uyanış hakkında
konuşmuştuk. Bu hafta yine bu konu üzerinde
konuşmaya devam edeceğiz. Neden? Çünkü hepimiz
ailelerimizin, şehrimizin, ülkemizin düzelmesini
istiyoruz demiştik. Bunun içinde gerekli olan tek
şeyin ruhsal bir uyanış olacağını söylemiştik. Bu
aynı zamanda Rabbimizin de yüreğinin en büyük
arzusudur. Rab ailelerimizde, şehrimizde, Ülkemizde
ruhsal bir uyanış yaratmak istiyor. İnsanların
kurtulmasını ve gerçeğin bilincine erişmesini
istiyor. Bizlerde bunu istiyoruz değil mi? Amin, Rab
bunu yapacaktır. Benim buna sonsuz bir imanım var.
Hatırlarsanız geçen hafta bu uyanışın gerçekleşmesi
için ilk olarak biz imanlıların uyanması gereklidir
demiştik. Uyanış ilk olarak bizim hayatımızda
gerçekleşmelidir. Biz uyandığımızda Tanrı bizi
kullanarak diğer insanları da uyandıracaktır. O
halde Tanrı’nın böyle bir uyanış gerçekleştirmesi
için bizden beklediği yerine getirmemizi istediği
sorumluluklar nelerdir? Tanrı’nın yaratacağı
uyanışın temelinde olması gereken şeyler nelerdir?
Bu konudaki anahtar ayetimiz 2.Tarihler 7:14
demiştik. "Adımla çağrılan
halkım alçakgönüllülüğünü takınır, bana yönelip dua
eder, kötü yollarından dönerse, gökten onları
duyacağım, günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa
kavuşturacağım." Bu ayetlere baktığımızda
adıyla çağrılan halkı olarak Tanrı’nın bizden
istediği ilk şey, karakterimizin Mesih’in
karakterine dönüşmesi demiştik. Tanrı bizim
hizmetimizden çok, bizim yaptığımız yardımlarımızdan
çok, bizim dindarlığımızdan çok karakterimizle
ilgileniyor demiştik. Eğer Tanrı bize baktığında
oğlu İsa Mesih’in karakterini, alçakgönüllülüğünü
bizde göremiyorsa o zaman hizmetimizin,
yaptıklarımızın ve dindarlığımızın hiçbir anlamı
olmadığını söylemiştik. Bu yüzden Tanrı’nın bu
ülkede yaratacağı uyanışın bir parçası olmak
istiyorsak, ilk olarak Tanrı’nın bizden beklediği
şey karakterlerimizin Mesih’in karakterine
benzemesi. Yani Korintliler 3:18 de dediği
gibi değişmemiz. "Ve biz
hepimiz peçesiz yüzle Rabbin yüceliğini görerek
yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olmak üzere
değiştiriliyoruz. Buda Ruh olan Rab sayesinde
oluyor."
İkinci olarak Tanrı’nın bizden yerine getirmemizi
istediği şey O’na yönelmek. Yani O’nun yüzünü aramak
peki O’na nasıl yönelebiliriz, O’nun yüzünü nasıl
arayabiliriz? Tabiî ki ilk olarak O’nun sözünü
öğrenerek, ikinci olarak da dua ederek. Çünkü Tanrı
sözü aracılığıyla bize konuşur, bizde dua
aracılığıyla O’nunla konuşuruz. Gerek kişisel olarak
hayatlarımızda gerekse tarih içerisindeki ruhsal
uyanışlara ve reformlara baktığınızda uyanışın
temelinde bu iki noktanın ne kadar önemli olduğunu
görürsünüz. Bununla ilgili ilk olarak Kutsal
Kitap’tan bir örnekle başlamak istiyorum. Geçen
hafta sizlerden 2.Krallar 22-23 bölümlerini
okumanızı rica etmiştim. Umarım bu bölümleri
okudunuz çünkü bu bölümde gerçekten bize ışık
tutacak çok önemli gerçekler yatmaktadır. Yoşiya
kutsal Kitap’taki en sevdiğim karakterlerden biri
neden mi? Çünkü Kutsal Kitap O’nun hayatıyla ilgili
çok güzel bir tanıklıkta bulunuyor.
2.Krallar 22:2 de şöyle diyor.
"Yoşiya Rabbin gözünde
doğru olanı yaptı. Sağa sola sapmadan atası Davut’un
bütün yollarını izledi diyor." Bu hafta
sizlere Tanrı’nın bu gencin hayatında ve O’nu
kullanarak İsrail halkında neler yaptığından
paylaşmak istiyorum. Yoşiya’nın hayatına
baktığımızda ne kadar büyük işler yaptığını ve
Tanrı’nın O’nu nasıl güçlü bir şekilde kullanarak
O’nun aracılığıyla kendi halkını uyandırıp yoluna
döndürdüğünü göreceğiz. Bu genç İsrail oğulları
Babil tutsaklığa gitmeden önceki döneminde İsrail’de
yaşayan bir gençti, 8 yaşındayken Yahuda Krallığında
başa geçti, tam 31 yıl krallık yaptı. Krallık dönemi
boyunca Yahuda Krallığı en parlak ve bereketli
dönemlerinden birini yaşadı çünkü bu gencin Rabbin
gözünde doğru olanı yaptığını, sağa sola sapmadan
atası Davut’un yollarını izlediğini okuyoruz
Yoşiya, Amon’un oğluydu. Amon’da Maneşşe’nin
oğluydu. Bunun ne önemi olduğunu sorabilirsiniz size
kimin kimin oğlu olduğu önemsiz gelebilir. Ama
Yoşiya’nın nasıl bir çevrede ve kimlerle büyüdüğünü
öğrenmek için bu önemlidir. Yoşiya hiçte kutsal bir
ailede ve Rab’be bağlı olan insanların arasında
yetişmedi. Hem Babası hemde Dedesi Yahuda halkını
günahtan günaha sürükleyen ve Tanrı’ya itaatsizliğe
yönlendiren krallardı. Bunların döneminde İsrail
oğulları iğrenç bir putperestlik ve ahlaksızlık
dönemi yaşadılar. 2.Tarihler 33. bölümü okuduğunuzda
bunların neler olduğunu görebilirsiniz. Ama Yoşiya
onlar gibi yaşamadı ayrıca Dedesi ve Babası gibide
kötü bir Krallık yapmadı. Bu bana büyük bir teşvik
veriyor çünkü bizlerde Yoşiya gibi etrafımızda
imanlı olmayan, Tanrı sözüne değer vermeyen,
ahlaksızlık içinde yaşayan insanların arasında,
günah dolu bir dünyada yaşıyoruz. İşte böyle bir
durumda Yoşiya gibi nasıl Tanrı için adanmış, kutsal
ve zaferli bir hayat sürebiliriz. Yoşiya’nın
hayatına bakarak bunun sırrını öğrenebiliriz. Şimdi
bunlara bakalım Yoşiya hem kendi hayatında hemde
İsrail oğullarının hayatında ruhsal bir uyanışın
gerçekleşmesi için ne yaptı?
1- Tanrı’ya yöneldi: Burada ilk olarak
Tanrı’nın vaadine ne kadar sadık bir Tanrı olduğunu
size göstermek istiyorum. Yoşiya Süleyman’dan yıllar
sonra Krallık yapan bir gençti. Ama burada dikkatli
bir şekilde baktığımızda Tanrı’nın Süleyman’ın
döneminde verdiği vaadin sadece o döneme ait değil,
Yoşiya ve diğerlerinin dönemine de ait olduğunu
görüyoruz. Tanrı ne dedi Süleyman’a
"Adımla çağrılan halkım
alçakgönüllülüğünü takınır, bana yönelip dua eder,
kötü yollarından dönerse, gökten onları duyacağım,
günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa
kavuşturacağım." Bakın 2.Tarihler 34:3
"Yoşiya Krallığının 8.
yılında daha gençken atası Davut’un Tanrı’sına
yönelmeye başladı." Diyor yani 16 yaşında
etrafındaki şeylerin doğru olmadığını anlayarak
gerçeğe yani Tanrı’ya yönelmeye başladı. Eminim ki o
dönemden önce Yoşiya birçok şeyi sorgulayarak
Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu anladı. Etrafındaki
hayatın yalan olduğunu, insanların gerçekten
uzaklaştığını gördü ve kendisi gerçeğe yöneldi.
Tanrı’ya yöneldikten sonra O’nun yüzünü aramaya
başladıktan sonra Tanrı O’nun hayatında ve İsrail’de
birçok reformlar gerçekleştirdi.
Yoşiya İsrail’deki bütün putları ve bu putlar için
yapılan tapınakları yakıp yerle bir etti. Daha sonra
yıllardır harap ve yıkık bir şekilde duran Tanrı’nın
tapınağını onardı. Ondan sonra bu tapınakta görev
yapmaları için kahinleri yeniden teşvik etti, daha
sonra yıllardır kutlanmayan ve anlamını yitiren
fısıh bayramı kutlamalarını yeniden başlattı. Aynı
zamanda İsrail’in düşmanlarına karşı girdiği birçok
savaşta Tanrı O’na zafer verdi. İsrail halkı O’nun
döneminde büyük bir uyanış yaşadı, hem ruhsal olarak
hemde fiziksel olarak canlandı. Neden mi? Çünkü
Yoşiya Tanrı’nın uyanış yaratacağına inanan bir
insandı ve Tanrı’nın bunu yapması için ilk olarak
kendisinin uyanması gerektiğini bilen bir insandı.
Bu yüzden ilk olarak kendisi ruhsal olarak uyandı.
Ve daha sonrada halkı uyandırdı. Şimdi bakalım
buradaki gerçekleşen bu uyanışın temelinde ne
yatıyor?
Tabiî ki ilk olarak geçen hafta bahsettiğimiz gibi
karakter. Eğer Yoşiya babası ve dedesi gibi gururlu
ve bozuk bir karaktere sahip olsaydı, Tanrı bu
şeyleri O’nun hayatında gerçekleştirmeyecekti çünkü
"Tanrı gururlulara karşıdır
ama yüreği ezik olanların yanındadır."
Ama Tanrı Yoşiya’yla birlikteydi çünkü, O atası
Davut gibi Tanrı’ya itaat eden ve O’nun istediği
karaktere sahip olan bir kraldı. Bunun dışında
ikinci olarak gerek Yoşiya’nın gerekse İsrail
halkının uyanmasında ve biraz önce saydığımız
reformların gerçekleşmesinde Tanrı sözünün etkili
olduğunu görüyoruz. Yoşiya’dan önceki dönemde
İsrail’in Tanrı sözünü bir kenara attığını hatta
O’nun kaybolduğunu görüyoruz. Bu yüzden halk
Tanrı’nın sözünden öğrenmedi hiç, Tanrı’nın onlardan
ne istediğini bilmediler. Bu yüzdende ruhsal bir
karanlık içine gömülerek bir uykuya daldılar. Ama
Yoşiya Tapınak onarılırken bulunan Tanrı sözünü
okuyunca uyanış başladı. Bakın Yoşiya Tanrı sözü
okunduğu zaman nasıl bir tepki veriyor.
2.Tarihler 34:21
"Gidin, bulunan bu kitabın sözleri hakkında benim
için de, İsrail ve Yahuda halkının geri kalanı için
de RAB'be danışın. RAB'bin bize karşı alevlenen
öfkesi büyüktür. Çünkü atalarımız RAB'bin sözüne
kulak asmadılar, bu kitapta yazılanlara uymadılar."
diyor. Daha sonraki ayetlere baktığımızda Yoşiya’nın
bu Tanrı sözlerine nasıl itaat ettiğini ve aynı
zamanda halka öğretmek içinde nasıl çaba verdiğini
görüyoruz. Tanrı sözü hem kişisel olarak
hayatlarımızda hemd e toplumsal olarak ruhsal
uyanışlarda çok büyük bir önem taşıdığı gibi bu
uyanışlarında en önemli temel taşlarından biridir.
Tanrı’nın sözünden ayrıldığımız zaman karanlığa
Tanrı’nın sözüne yöneldiğimiz zaman ışığa geliriz.
Çünkü Tanrı sözü ışıktır. Bu yüzden Davut
Mezmurlarda Tanrı’ya "Sözün
yolum için ışık adımlarım için çıradır."
diyerek sesleniyor. Karanlıkların aydınlanması
insanların uyanması Tanrı’nın sözü aracılığıyla
gerçekleşir. Yoşiya Tanrı sözünü okuduktan sonra
İsrail’de birçok yenilikler yaptı ve reformlar
gerçekleştirdi. Çünkü bu söz aracılığıyla Tanrı’nın
ondan ne istediğini anladı. Aynı şekilde Ezra ve
Nehemya’nın dönemlerine baktığınız zamanda ruhsal
bir uyanışın gerçekleştiğini görebilirsiniz. Ve bu
uyanışında gerçekleşmesinde en önemli etkenin Tanrı
sözü olduğunu görüyoruz.
İsrail oğulları Babil’deki sürgünden döndükten sonra
ruhsal hayatları neredeyse tamamen son bulmuştu.
Esaret altında oldukları içinde her istediklerini
yapamıyorlardı. Bayram kutlamaları, tapınmalar ve
tapınak ayinleri sona ermişti. Çünkü tapınak kötü
bir durumdaydı. Ama Tanrı onların ruhsal olarak
uyanması için Ezra’nın ve Nehemya’nın yüreğinde
çalışmaya başladı ve onları harekete geçirdi.
Halkının tekrar tapınakta ayinler yapabilmeleri ve
bayramlar kutlayabilmeleri için tapınağın onarılması
ve faaliyete geçmesi için Ezra’yı yönlendirdi. Ve
Ezra halkı teşvik ederek canlanmasını sağladı bunu
nasıl başardı biliyor musunuz? Onlara Tanrı sözünü
öğreterek. Ezra Tanrı’nın yapacağı bu iş için
tamamen kendini Tanrı’ya adadı ilk olarak kendi
Tanrı’ya ve O’nun sözüne yöneldi daha sonrada halkı
Tanrı’ya ve O’nun sözüne yönlendirdi bakın Ezra
7:10 da ne diyor? "Ezra
kendini Rabbin yasasını inceleyip uygulamaya ve
İsrail’de kuralları, ilkeleri öğretmeye adamıştı."
Bizim hayatımızda da ruhsal bir uyanışın
gerçekleşmesini istiyorsak, bizde Ezra, Nehemya ve
Yoşiya gibi Tanrı sözüne yönelmeli, oradaki
gerçekleri iyi bir şekilde öğrenmeli, uygulamalı ve
yaşamalıyız. Bunu yaptığımızda Tanrı uyanışı
gerçekleştirecektir. Çünkü "Tanrı sözü etkilidir
iki ağızlı keskin kılıçtan bile daha keskindir."
Tanrı sözü uygulandığında, öğrenildiğinde ve
öğretildiğinde bu sözün yıkamayacağı engel,
giremeyeceği hiçbir yer yoktur. Sadece Kutsal
Kitap’ta değil, tarihe baktığımız zamanda bunun
etkisini net bir şekilde görebiliriz.
Elçilerin döneminden Roma imparatoru Konstantin’in
dönemine kadar kilise baskılar altındayken çok
etkili bir şekilde büyüdü. Tanrı sözünün yayıldığı
her yerde uyanışlar gerçekleşiyor, yapılan baskılara
rağmen kilisenin büyümesi engellenemiyordu.
Konstantin’in döneminde Roma imparatoru
Hıristiyanlığı kabul edip daha sonrada resmi bir din
haline getirince daha da büyümeye başladı. İlerleyen
yıllarda Avrupa’nın birçok yerinde Hıristiyan inancı
gelişti. Ama gelişen bu inanç büyüdükçe Tanrı
sözünden uzaklaşmaya başladı. Roma Katolik kilisesi,
kiliselerin vaaz kürsülerinden Tanrı sözünü
indirerek, ruhbanların sözlerini kürsüye taşıdı. Ve
yavaş yavaş insanlar Tanrı sözünden uzaklaşarak
geleneklere bağlanmaya ve ruhban sınıfının
egemenliği altına girmeye başladı. O dönemlerde
ruhban sınıfı insanları birçok yanlışlıklara
sürüklemeye başladı. Çünkü insanlara Tanrı sözünü
değil kendi sözlerini öğrettiler. Halk ortaçağ
karanlık Avrupa döneminde cahil olduğu için, kendi
dillerinde bir Kutsal Kitaba sahip olmadıkları için
Tanrı sözünü öğrenmek için gittikleri yer kilise
idi. Ve o dönemdeki kilisede halkın bu cahilliğinden
yararlanarak, kendi çıkarları ve amaçları için
insanlara kendi sözlerini Tanrı’nın sözü gibi
anlatmaya başladılar.
Endülüjans: Papa X. Leo Roma’daki aziz Petrus
katedralini tekrar inşa etmek ve halktan para
toplama için ortaya çıkardığı cennetten tapu.
Engizisyon mahkemeleri
Aforoz: Dinden çıkarma.
Haçlı seferleri
Günah çıkarma
Hıristiyanlık bu dönemde en karanlık zamanını
yaşadı. Bu dönemde gerekse önceki dönemlerde birçok
Tanrı adamı çıkarak bu yanlışlıkları dile getirmeye
ve halkı Tanrı sözüne yönlendirmeye çalıştı ama
bunların çoğu kilise tarafından katledilerek
öldürüldü.
Jan Hus (1369-1415): Çek’te doğdu.
Martin Luther, 1483 yılının Kasım ayında bir
köylü olarak doğdu.
Rahipliğe kararı: "Eğer herhangi bir
kimse, bir rahip olduğundan cennete
girebilecektiyse; o ben olurdum." diyor .
Yaklaşık 3 gün boyunca hiçbir şey yiyip içmeden oruç
tutardı. Kışın dondurucu soğuklarda geceleri soğuk
taşın üzerinde uyurdu. Fırsat bulduğu her durumda
dua ederdi. O kadar çok günah çıkarmaya giderdi ki;
papaz ona artık gelmemesini bile söylemişti. İmanı
konusunda çok büyük bir ciddiyet içersindeydi.
1512 yılında profesör ve rahip oldu Wittenberg adlı
bir şehirde. Kutsal kitabı okudukça aklanma
öğretisini daha iyi anladı ve iman etti.
Edülüjansa tepkisi: Tetzel adında endülüjans
satan adam “Ölmüş anne-babalarınızın sesini
işitebiliyor musunuz? Onlar acı içinde bağırıyorlar:
‘Acı bana! Acı bana! Çok büyük cezalar çekiyoruz.
Lütfen bizi kurtarın! ’ diye. Kulak verin!
Anne-babalarınız bağırıyorlar.” Ve insanlar da büyük
meblalarda paralar ödüyorlardı. Tetzel satış
yaparken şu sözü söylüyordu: “ Torbaya atılan her
para, cennetten çıkan canı gösterir. Bir para bir
can” Tetzel bu yolla çok açıkça insanları
sömürüyordu. Martin Luther, kendi kilisesinin de
endülüjans satın almaya giden kişilere doğru
kaydığını gördü. Fakir insanlar bile, son
kuruşlarıyla endülüjans satın aldılar. Halkın çobanı
olan Luther, kendi halkının iyiliği konusunda
kaygılanmaya başladı. Bu konuda bir şeyler yapmaya
karar verdi. Hatırlarsanız o, aynı zamanda bir
profesördü. Ve endüljans satışlarını çürüten ve 95
tane karşıt görüş içeren Latince bir yazı yazdı. Bu
yazının Latince yazılması çok önemli bir detaydı. O
zamanın halkı Latince bilmiyordu. Böyle yapmasının
sebebi, profesörler yani tüm eğitimli kişiler
arasında bir tartışma başlatmaktı. Yazmış olduğu bu
95 maddeyi gidip, kilisenin kapısına çiviledi. Daha
sonra kendisinin bile özel olarak planlamadığı bir
şey oldu: Kim olduğu hakkında kesin fikrimiz olmayan
bir kişi, bu 95 maddelik yazıyı alarak Almancaya
çevirdi. Bunları alıp, çoğaltarak; tüm Almanya’ya
dağıttılar. Ve bu dağıtım sonucunda Luther,
birdenbire bir kahraman oldu.
Kitaplar yazdı, Kutsal kitabı halkın diline çevirdi.
Ulrıch Zwıngli (1484-1531): İsviçre’de
dünyaya geldi Luther’den 7 hafta sonra.
Wıllıam Tyndale (1494-1536) İngiltere’de
doğdu. Kutsal Kitabı İngilizceye çevirdi.
Ramazan ARKAN
Antalya İncil Kilisesi Pastörü |